• $7,3859
  • €8,9519
  • 436.679
  • 1463.44
26 Şubat 2011 Cumartesi

İktidarı protesto hakkı var mı yok mu

Başbakan'ın dünya görüşünü ve hak arayışını özetlemek için sıkça Arap atasözü 'Men dakka dukka'yı' referans gösterip, bu söze başvurduğunu biliyoruz.
Başbakan'ın 'Kim vurursa veya dak ederse ona da vururlar ve dak ederler' diye açıkladığı bu adalet anlayışını sivil toplum, medya ve hatta yargının da hayli içselleştirmiş olduğunu son gelişmelerle gözlüyoruz.
Hukuk devletini kurumsallaştırmayınca ustalıkla 'hukuk devleti suretine' bürünen Türkiye, 'demokrasinin tarihsel dönüştürücü gücü' protestolara fahiş cezaların kesildiği bir ülke olmaktan zerre kadar çekinmiyor.
Devlet otoritesi tüm teçhizatlarıyla, protestoya yeltenenlere 'Men dakka dukka' diyor.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Başbakan'ı 2006 yılında yumurtayla protesto eden 9 sanığa verilen 1 yıl hapis cezasını 'az' bularak bozdu.
Yerel mahkemenin 1 yıl hapis cezasını bozan Yargıtay, Başbakan'a yumurta atarak protestoyu 'cebir kullanma eylemiyle düşünce ve kanaat özgürlüğünü engelleme' suçunun işlendiğine hükmetti.
Cebir eylemi, belli mesafeden cisim fırlatılmak suretiyle de gerçekleşebilir diyen Yargıtay, ayrıca oluşması mümkün görülen son suç olarak 'görevliye hakaret' suçunu ekledi.
Ve bir eylem, birden fazla suça uyduğundan 'TCK'nın 44. maddesi gereğince en ağır suçtan hüküm kurmak icabet edecektir' hükmünü verdi.
Başbakan'ın ifade özgürlüğü ve tüm devlet erkinin koruduğu 'bu özgürlüğün' sınırlar nedir, nasıl kısıtlanır?
Ya da iktidarı protesto etme hakkı fiiliyatta var mı yoksa kalktı mı?
Varsa TCK'nın 'suç saymayacağı' biçim ve içeriğini kim tayin ediyor...
Yumurta cebri bir cisim midir, cebriliği hangi mesafede kaybolur bunları tartışmanın alemi yok. 
Biz şimdi 'ifade özgürlüğünün kısıtlanması' ve 'cebir eylemiyle ve cismiyle' ilgili bir başka olaya bakalım.
Serap Turan, 28 yaşında taşeron temizlik işçisi olarak Çankaya Belediyesi'nde çalışıyordu.
Torba Yasa Tasarısı'nı protesto etmek için 4 Şubat'ta Ankara'daki emek örgütlerinin yürüyüşüne katıldı.
Serap Turan hayatında ilk kez böyle bir etkinliğe katılıyordu.
Taşeron işçi olmanın 'güvencesizliğini' yaşayan Serap Turan, 'güvenceli iş' talebini kamuoyuna duyurmak yani 'ifade özgürlüğünü' kullanmak için oradaydı.
Olağanlaştığı üzere önce yoğun biber gazına maruz kalıp, emniyet güçlerince her gün yollarını temizlediği Kızılay'a sokulmamıştı.
O sırada Serap Turan'ın başına 'cebri bir cisim' isabet etti, kafasına gelen gaz bombasıyla kafatası kemiği kırılan genç kadın, Ankara Hastanesi Beyin Cerrahisi Bölümü'ne kaldırıldı.
Kafatasında kırılan kemik gözüne batmış, hem beyin kanaması hem de gözünü kaybetme tehlikesi geçiriyordu.
Serap Turan'ın da 'düşünce ve kanaatini' açıklama özgürlüğü cebri cisimle engellenmiş, 'onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek somut bir fiille' karşılaşmış, üstelik de ölüm ve kör olma tehlikesi geçiriyordu.
Velhasıl amacımız, 'ifade ve kanaat özgürlüğü engellenen' kişiler ve 'kullanılan cebri cisimler' size uyumsuz gelse de yargımıza öz olarak 'Men dakka dukka'ya' çok icabet eden bu vakayı da buradan duyururuz.

<h3>Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kartoğlu, CHP'nin 'Militan' provokasyonunu AKŞAM TV

CHP neden 'Militan' provokasyonu yapıyor?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Başkan Erdoğan, AK Parti'nin Erzurum Olağan Kongresi'ne canlı bağlantı ile katıldı

Ankara'da80 yaş ve üzerindeki vatandaşlara aşı uygulanmaya başlandı