• $7,3786
  • €8,9447
  • 436.987
  • 1473.78
17 Mayıs 2011 Salı

Hoşça kal vatandaşlık hoş geldin piyasacı sahip...

Eğer 'vatandaşlık haklarınız' piyasalarda bozdurulup, sosyal kazanımlarınız gasp edilmişse, her türlü hak arayışınız devlet tarafından 'sığıntı paryalığınız' hatırlatılarak susturulur...
Siz hakkınızı istedikçe 'tüyü bitmemiş yetimin hakkına göz koymaktan', 'devletin merhametinden maraz çıkarana', 'baş olmaya kalkışan ayaktan',  'yan gelip yatıp para kazanan tembele' dek aşağılanır ve yine halka şikayet edilirsiniz.

Yavaşça silinen 'vatandaşlık bilinci' ve devletle aranızdaki hukuki hak bağının kopmasıyla iradesine el koyulmuş büyük güruhlara dönüşürüz.
Böylelikle 'özne' olmadığımız için işimiz 'taşeron', emeğimiz 'satılık', liyakatimiz 'kiralıktır' ve hakkım dediğimiz yerde hakkımızdan gelinecektir.
Elbette iktidarın sahipleri size haddinizi bildirirken artık vatandaşlıktan kovulduğunuzu söylemekle kalmaz, ikinci sınıf insan konumunuzu yani 'taşeron' kimliğinizi ziyadesiyle başınıza kakar.
Çünkü yıllardır  'vatandaşlık haklarının' kırpılıp kırpılıp en küçük kırıntısının da 'halka yardım' diye siyasi iktidarca alicenap lütufkarlık gibi pazarlandığını biliyor olmalıyız.
İnsan haysiyetini uzun, utanç verici para kuyruklarında bekleten ya da kamyon kenarında poşet kapıştıran zihniyet, günü gelip taşeron engelli işçimiz 'çalışma koşullarının' iyileştirmesini isteyince de 'kör müsün' diye fırçalar...
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Batman Devlet Hastanesi'nde taşeron çalışan görme engelli işçi Nurullah Mehmetoğlu'nun 'asgari ücretle çalışıyoruz, koşulların düzeltilmesini istiyoruz' sözlerine verdiği cevap şöyle;
'Gözlerin görmediği halde sana iş vermişiz para kazanıyorsun değil mi?'
Bakan Akdağ'ın sözleri 'Taşeron şirketlerde çalışacaksınız, para kazanacaksınız hadi bakalım' diye bitiyor...
Bakan'ın bu sözleri Nurullah Mehmetoğlu'nun 'vatandaş, engelli, emekçi ve insan' kimliğinin bütün hak ve hukukundan kopartılarak nasıl da taşeron köleliğe zorlandığının ibretlik ifadesi.
Herhalde Bakan'ın beklentisi görme engelli işçinin asgari ücretten kiralandığı geçici iş için kendisine minnet duymasıydı.
Ne de olsa devlet eliyle yaygınlaştıran taşeron sistemde 300 bin kişi taşeron çalışırken bunun da 130 bini Sağlık Bakanlığı'nda istihdam edilirken 40 bin engelli kadrosu bomboş yıllardır bekliyordu.
Özel sağlık sektörü bütçesine yüzde 35 katkı yapan Sağlık Bakanlığı, Türkiye küresel sağlık ticaret üssü hayalini yaşarken engelli taşeronun hakkının bedeli çok pahalı tutmalı...
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'nın Torba Yasa'da şirketlerin engelli çalışma zorunluluğunu değiştirip engelli çalıştırmayan işyerleri namına engelli çalıştıracak taşeron toplama kampları kurma teşebbüsünden son anda vazgeçtiğini unutmadık.
Bakan Dinçer'in '300 TIR şoförü istihdam eden şirket, engelliyi ne yapsın, bu adam TIR süremez ki' diyen şirketi gözeten açıklamasını da...  
Ya da geçen yıl Milli Eğitim Bakanlığı'nın engelli personel alımı için açtığı sınavdan 110 TL para istemesini de...
Ya da yeri göğü betonlayan inşaat sektörünün parlak işletmelerinin belediyelerin meclislerinde 2005 yılında çıkan yasa gereğince hala bir tane bile engelli üye almamalarını da...
Bütün bunlar bir yana ama engelli insanı taşeron çalıştırmak  insanın haysiyetinden  yana hiç değil..
Taşeron sistem günümüzün yegane 'çalışma modeli' yani kiralık işçi, güvencesiz iş, olarak büyük işsiz nüfuslara dayatılırken engelli vatandaşları taşeronlaştırmak insani gelişmişliğimizin ölçüsü olsun.
Taşeron görme engelli emekçiyi azarlayan devletin günümüzde piyasacı patron- taşeron köle ilişkisini nasıl yeniden üretip vatandaşını 'aşağıladığını' göremeyenlere 'görüntü' lütfen...

<h3>Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kartoğlu, CHP'nin 'Militan' provokasyonunu AKŞAM TV

CHP neden 'Militan' provokasyonu yapıyor?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları