• $7,3452
  • €8,9409
  • 437.399
  • 1536.11
04 Şubat 2012 Cumartesi

Hak ve özgürlükler gitti Güçlü ekonomi geldi

Ultra liberal modelle büyüyen ekonomimize tezat, katı otokratik tahakküm insan hak ve özgürlüklerini daralttıkça daraltıyor. İnsan Hakları Derneği'nin 2011 yılı Marmara Bölgesi'ndeki hak ihlallerine ilişkin raporlar bir kez daha net bir şekilde belgeledi...
Ama hak ve özgürlükler, terörle mücadele konsepti gereğince ötelenip, toplumsal hayatın dilinde yok olurken, yerini sonuna kadar abandığımız 'güçlü ekonomi' söylemi almıştı.
Her türlü demokratik hak kullanımı topyekun 'terörist faaliyetle' eşleşip özdeşirken demokrasimizin geri kalan kısmı ise satılan çamaşır makinesi ve otomobil rakamlarıyla dolduruluyordu.
İHD Marmara Bölgesi raporunda 2010 yılında toplatma ve yasaklama kararı verilen yayın sayısının 10'dan 2011'de tam sekiz katına çıkıp 81 yayına ulaşmasıyla işkence ve kötü muameleye uğrayan kişi sayısının 818'e yükselmesi, 2011 yılında kurulan şirket sayısı kadar ilgi çekmiyordu.
12 Eylül iddianame metninin tamamlandığı bu günlerde İHD raporunda artık işkencenin dört duvar/gözaltı merkezlerinden çıkıp açık alana/ sokağa taşındığını ve ulaştıkları işkence vakalarının önceki yıllara göre yüzde 200 artış gösterdiğini belirtiyordu.
Ekonomide liberalizasyonu hevesle içselleştiren ülkede bireyin ifade ve örgütlenme özgürlüğü, basın özgürlüğünün bir yıl öncesine göre ürkütücü gerileyişini maalesef kişi başına düştüğü söylenen milli gelirle açıklayamazdık.
Ya da Davos'ta Dünya Ekonomik Forumu toplantılarında avroya ilham kaynağı olan Türkiye'ye yöneltilen 'Bu güven ve istikrarı nasıl sağlıyorsunuz?' sorusuna acaba 'şiir, resim, sanat eserleri, kitap, pankartı terörist silahı olarak kabul eden devlet aklıyla' diye cevap verilebilir miydi?
Gösterişli ekonomi söylemleriyle kuşatılan kamuoyu zihnine bir taraftan 'herkesin potansiyel terörist olabileceği' kanısının kuvvetlice yerleştiği eklenebilir miydi?
Ayrıca askeri vesayeti tasfiye ettikten sonra aynı tahakküm aygıtlarıyla milletin vesayetini üstlenen hükümetin dindar nesiller yetiştirme görevini hangi tarihsel demokrasi tecrübesi vaaz etmekteydi...
Onun için mi üniversite yönetimleri ve ceza mahkemeleri, öğrenciler üzerinden derin ve yoğun 'temizliğe' girişmişlerdi...
600'e yakın tutuklu öğrenciye her gün yenileri süratle katılırken, üniversitelerin daha yargılama süreçleri devam eden öğrencileri yekten 'suçlu' kabul edip okuldan atmalarının hukukdışılığı bir yana Ekşi Sözlük, facebook'ta yorum yazmak bile artık çok tehlikeliydi...
Marmara Üniversitesi öğrencisi Mikail Boz'un Ekşi Sözlük'e dekanla ilgili yorumunun bedeli acele bir dönem uzaklaştırma cezası olmuştu...
Kocaeli Tıp Fakültesi öğrencisi İlke Baydar 22 Kasım sabahı evinde yapılan aramada bulunan kitap ayraçları, komünist manifesto ve Atılım gazetesi 'delilleriyle' tutuklanmıştı.
İlke neyle suçlandığı bilmiyordu ama tutuklanma gerekçesi 40 yıldır faaliyet göstermeyen yani olmayan THKP'ye üye olmaktı.            
Malatya'da 'toplu mezarların açılmasını isteyen', 'Grup Yorum bileti satan', '1 Mayıs ve 8 Mart Dünya Kadın Emekçi Gününe' katılan altı üniversite öğrencisini, 'terör örgütü üyeliğiyle' suçlayıp 8 ila 13 yıl arasında değişen hapis cezasını veren hakim bile 'bu kararlardan hoşnut değiliz' demişti.
Sahiden neler oluyor? Yoksa demokratik değerlerin ekonomik gelişme/büyümede temel kurumlar olduğunu savunan tarihsel tezi Türkiye mi çürütüyor?

<p>Terör örgütlerini silahlandıran Brett McGurk'ün adının ortaya çıkması, terör örgütü DEAŞ'la kariy

Biden yönetimi göreve hızlı mı başladı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Sosyal medyada en çok paylaşılan mantık soruları

Mutfakta işinizi yarayacak pratik bilgiler! Yumurtayı pişirirken içine buz atarsanız...