• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
17 Ocak 2013 Perşembe

Gündeme getirmeyin onlar zaten 'icralık'...

Zonguldak Kozlu'da beş günde cesetlerine ulaşılan işçiler DNA testine gönderilirken Zonguldak Valisi'nin medyaya ricası 'Son cenaze de çıktı, şu andan sonra olay hafiflesin diyoruz, gündeme getirmeyelim' olmuştu.
Oysa Zonguldak Valisi'nin idari/adli sorumluluğu, Çalışma Bakanlığı ve Sayıştay raporlarıyla sabit 'önlenebilir' olduğundan kaza olarak tanımlanamaz 'iş cinayetinin' faillerini bir an önce ortaya çıkarması gerektiriyordu.
Ama 'cinayet ve katliam kültürüne' her gün bir yaşam mevzisini kaptırdığımız ülkemizde devletin adalet terazisinde 8 işçinin ölümünü tartmak şöyle dursun cenazelerinin üzerleri apar topar medyamızın renkli sayfalarıyla örtülürdü.
Toplumsal talep ve hak arayışlarını 'asayiş meselesi' addedip polisiye kuşatma altına alan devlet sıra varlığından menkul 'adaleti' dağıtmaya gelince, medyamıza 'aman gündeme getirmeyin ne cinayeti ne de katliamı duydunuz' tembihini sıkıca yapardı.
Ne de olsa devletin mutlak otoritesi sorgusuzca içselleştirilmiş, başkalarının adalet seslenişine sağırlaşmış kamuoyunun yorgun hafızasından fazlasıyla emindi.
Ayrıca geleneksel adalet sistematiğimiz, faillerin adresi eğer devletin kurumlarına veya azgın sermaye birikimine doğru yöneldiği tüm zamanlarda 'devletin bekası, sermayenin sefası' adına masum kurbanları gün be gün 'makbul olmayan hatta itibarsız vatandaşlara' dönüştürerek meşrebine göre 'adaleti' tecelli ettirirdi...
Nitekim Kozlu'da yine aynı pratik işletiliyor yetkililerin kupkuru facia tekerlemelerini takiben 'insanı' ve 'emeğini' hor gören aşağılayan kurumsal açıklamalar geliyordu.

TÜRKİYE TAŞKÖMÜRÜ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ SUNAR
Türkiye Taş Kömürü Genel Müdürü yayımladığı taşeron madencilere empatisini kaybettiği açık genelgeyle 'icralık işçilerin akıllarının sürekli iş dışı konularla meşgul olduğu ve konsantrasyon problemleri dolayısıyla iş verimliliğini olumsuz etkilediğini' belirtiyordu.
Tahmininiz gibi, TTK Genel Müdürü 2011 yılında Sayıştay'ın Kozlu raporunda iş güvenliği önlemlerinin eksikliğini, çalışma koşullarının yetersizliğini, taşeron firmanın madencileri ofiste çalışıyor göstererek en düşük primden sigortalayarak yerin yarım km altına göndermesi usulsüzlük silsilesine katiyen değinmiyordu.
Üstelik icralık işçilere bir yıl süre verip bu sürenin sonunda hala borcunu ödeyemeyen işçilerin tazminatsız işten atılacağını söylüyordu.
Ve ölümcül devlet-sermaye ortaklığının sebep olduğu 'toplu cinayetin' bedelini yine 600-800 TL ile yerde yaşamaya yeraltında ölmemeye çalışan işçilerin üstüne yıkıyordu.
Hiç şüpheniz olmasın ki maden işçileri bu genelge üzerine 'İş hakkımız ya da hukukumuz' dedikleri anda etrafları üç tur toma-panzer-çevik kuvvetle sarılacaktı.
Ve biz de incitilen insan haysiyetine dahil olduğumuzu hissetmeden 'olan biteni' soğukkanlı seyretmeye devam mı edecektik...
<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor