• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
22 Şubat 2011 Salı

Gecekondu kapitalizmi çökerken

Son üç haftada üst üste gelen infilak ve göçük haberleriyle kaçak doldurulmuş LPG tüpünden farksız yuvalanmış 'gecekondu kapitalizmiyle' yüz yüze geldik.       
Şark kurnazlığıyla takviye edilip 'yerelleştirilen' ilkel sermaye birikimi bir kalkınma modeli olup, yurdun dört bir yanını çürük ağlarıyla sarmıştı.

3 Şubat'tan bugüne değin pimi çekilmiş bomba misali patlayan işyerlerinde hayatını kaybeden 40 işçi ve 100'ü aşkın kalıcı hasarla yaralananlar da yılın bu çeyrekteki 'büyüme hızına' dahil miydiler?

OSTİM'de enkaz yığınlarıyla kaldırılan ceset parçalarına ilaveten Elbistan'da tonlarca toprağın altında kalan 9 işçiye ulaşmak için binlerce kamyon seferi gerekiyordu... 
Son üç haftada özel şirketlere tahsis kömür havzaları, işletme belgesiz küçük imalathaneler, taşeron işçiye dadanmış kamu işletmeleri, kaçak HES şantiyeleri ve oyuncak atölyeleri bile bir kıvılcımla facia mahalline dönüşüvermişti...
İş güvenliğinden tamah ederek 'maliyet' düşüren işletmelere, devlet tarafından da işletme belgesine bile gerek duyulmadan, 'denetimsizlikle' teşvik gelmişti...
20 kişinin öldüğü ve 40 kişinin yaralandığı OSTİM ve İvedik sanayi bölgesinde cehennem günden sonra 1981 yılında doldurulmuş oksijen tüpleri kullanıldığı ortaya çıkmıştı...

2009 yılında yapılan düzenlemeyle 50'den aşağı işçi çalıştıran işletmelerin 'işyeri belgesi' alma zorunluluğu kaldırıldı ve işyerinde ne üretiliyor nasıl üretiliyor bilgisi lüzumsuzlaşmıştı.

Bu demekti ki, işletmelerin yüzde 98'inin 50'den az işçi çalıştırdığı ülkede iş güvenliği ve denetimine gizli muafiyet getirilmişti.
Olaylardan geriye kalan onlarca patlamış tüp kalıntısı yolları kapatırken istiflendiği 150 metrekarelik işyerlerinin duvarı bile kalmamıştı.   
Diğer taraftan 'aşırı üretim' nöbeti geçiren üç vardiya çıkan üretimiyle dünya ölçeğinde verimliliğiyle övünen özel maden İşletmesi toprağın içini oyunca göçük meydana geldi...

Elbistan Afşin Termik Santralı'na kömür üreten Çöllolar kömür havzası açık üretim yapan bir sahaydı ve 6 Şubat'ta meydana gelen göçükte 1 işçi ölmüş ve 4 gün sonra 10 Şubat'taki ikinci heyelanda milyonlarca metreküp toprağın altında 9 kişi kalmıştı.
Halbuki 2007 yılında 'özelleştirilen' havzanın biraz ilerisinde kamunun kömür üretim sahasında taş bile kıpırdamamıştı.

Tamamen 'insan etkinliğinin' neden olduğu toprak hareketi gösteriyordu ki kömür çıkartılması sonucu toprakta oluşan 'dev boşluk' sorumlu firma tarafından 'boş' bırakılmıştı...

1 yıldır göçüğün olduğu alanda oluşan çatlaklara kül ve toprak yığmak, ısrarla 'verimli' üretimi sürdürmek 'Ortadoğu'nun gecekondu kapitalizminin' uyanıklığı olmalıydı...             
 
Geçen yıl maden mühendislerinin 'saha formasyonunda çatlakların oluştuğu ve nem içeriğinin kayma ve heyelana sebep olabileceğine' dair raporlardan bahsetmeyen Enerji Bakanı göçükle ilgili 'Dünyada eşi benzeri olmayan bir olay' demişti.
Facialar silsilesi bu defa da devlet ve patron dayanışmasıyla örtbas ediliyor.
Ama havaya uçan ve göçen işletmeler artık 'gizlenemez' yeni bir sürece girdiğimizin habercileri.

<p>Peki, yeni gelen aşılar nasıl uygulanacak? Toplum  Kovid-19’a karşı ne zaman bağışıklık kaz

Kısıtlamalar kalkıyor mu?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Karaciğeri yenileyen besinler

İstanbul boğazında görüntülendi! Sakarmekeler martılarla beraber simitle besleniyorlar