• $7,2584
  • €8,7622
  • 406.546
  • 1527.45
30 Kasım 2010 Salı

Doğayı 'sermayeye' katma yasaları

İktidar, Türkiye'nin bütün coğrafyası, yeraltı ve yerüstü doğal kaynaklarıyla varını yoğuna katarak sermayeye kaynak yaratma telaşında. Ne yazık ki neoliberal bilgelerin vaaz ettiği yüksek katma değerli bilişim, enformasyon, biyo teknoloji ve 'inovasyonlu' sürükleyici sektörler, topraklarımızda neşet etmiyor.

Sanayicilerin bile tesislerini kapatarak emlak sektörüne arsa arzı yaptığı zamanlarda görüyoruz ki ne 20. ne de 21. yy kapitalizminin üretimi bize değemedi.

Yani yeni kapitalizme, post endüstriyel aşamaya geçemeyen 'yüksek GSYİH'lı' ve ne hayret ki aynı zamanda 'yüksek işsizli' ülkede dağ, bayır, dere, ormanlara sermaye akıtacak yasalar art arda yürürlüğe giriyor.
Bağımlı çevre ekonomisi, tüm varlıklarıyla doğayı işletmeye açarak 'yükselen yıldızını' geçici parlatacak.

SİT alanlarına, milli parklara binlerce HES projesi; ormanlık arazilere, sahillere yüz binlerce konut; keza kentsel dönüşüm alanlarında AVM'leşme, kuleleşme, su havzalarında, zeytinliklerde, ardıç ormanlarında vızır vızır madencilik önümüzdeki dönemdeki 'ekonomik canlılığımızı' garanti ediyor.
Bugünlerde Tabiatı ve Biyo Çeşitliliği Koruma Yasası Meclis'e geliyor. İsmiyle içeriği müsemma olmayan bu yasa tasarısı, İkizdere'nin SİT alanı ilan edilmesiyle apar topar Meclis'e gönderilmişti. Bu taslak yasalaşırsa 'tüm doğal ve tarihi alanlarda' yapılması planlanan HES projelerinin önündeki yasal engeller buharlaşacak. Önümüzdeki yıllarda sayısı 5000'e çıkacak HES ve 10.000 bin mikro HES havzası Çevre Bakanlığı eliyle 49 yıllığına, su kullanım sözleşmesiyle şirketlere devredilecek.
Derelerin Kardeşliği Platformu bu yasaya kısaca 'Doğal hayatın ölüm fermanıdır' diyor.


Avrupa'daki HES'ler için kredi veren bankaların şart koştuğu ÇED (Çevre Etkinlik Değerlendirme) raporuna 10 MW'ın altındaki HES'ler için Çevre Bakanlığı lüzum görmüyor.

Tabiat ve Biyo Çeşitliliği Koruma Yasası yürürlüğe girerse Türkiye, taraf olduğu uluslararası sözleşmeleri de ihlal etmiş olacak.

Hükümetin HES'lerle ilgili acullüğüne karşı 5346 Sayılı Yenilenebilir Enerji Yasası sümen altı ediliyor. Bakanların kanını oynatan soru, 'bu yasanın ne zaman çıkacağı' oluyor.

Rüzgar, güneş, jeotermal, biyo kütle gibi 'yenilenebilir' doğal kaynaklardan enerji üretimi belli ki piyasaları pek ısıtmadığından tasarının akıbeti meçhul. Diğer stratejik bir yasa 2B ise ocak ayında Meclis'te olacak, 'ormanlık vasfını' kaybetmiş arazilerin işgalcisine ya da arsa spekülatörlerine satışı ve geniş alanların TOKİ'ye devri dönemi başlatılacak.

Hükümetin 20 milyar dolar kazanç beklediği satışların piyasa rantı şimdilik hesaplanamıyor. Göcek'teki adalardan sahil şeritlerindeki 36 ilin kıyılarını araziler 'orman kapsamı' dışına çıkartılarak büyük arsa arzı yapılacak. Haziran ayında TBMM'den geçen 5177 Sayılı Maden Yasası da 'yaban hayatı koruma alanları, SİT'ler, kıyılar, karasular, muhafaza ormanlar, su havzalarını' maden arama ve işletme faaliyetlerine açmıştı. Kaz dağlarında 5-10 gram altın için   1 ton kayacın siyanürlenmesi 'yasallaştı'.       
Küresel finansa arz edilen tüm toplumun ortak malı doğal varlıkların satışıyla, 20 yıla kalmadan hepimiz büyük bir çöplüğe sahip olacağız. Bu saldırgan yapılaşma ve kalkınma hamlesi dereler, sular, ormanlar bitince ne olacak, emlak sektöründe köpüren varlık balonu kimin başına patlar dersiniz?

<p>Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) verilerine göre, üretim yöntemine göre cari fiyatlarla GSYH,

2020 yılı büyüme rakamları kaç?

Niğde'de kaçak kazı yapan 4 kişi suçüstü yakalandı

Akkuyu Santrali'nde ikinci ünitenin konsol kirişinin kurulumu tamamlandı

Adıyaman'da ''Gastropod'' nesline ait hayvan fosili bulundu