• $7,4082
  • €9,0239
  • 443.183
  • 1539.79
07 Mayıs 2011 Cumartesi

Çadırkenti golf sahasına mı kuracağız

İnsan ve doğayı inkar üzerinde yükselen inşa faaliyetlerinin İstanbul'da depremde kaçıp sığınacak alan bile bırakmadığını öğrendik.
Gayrimenkul sektörünün sözde her biri ayrı cennet, lüks yaşam getto ilanları, konut kredileri reklamları ve medyatik, yeni zengin patronlarının patavatsızlığı ve devasa kazançlarıyla meşguliyetimizden olsa gerek, ancak fark ettik ki afet anında barınacak açık alan kalmamıştı!
AKŞAM Gazetesi'nden Ercan Sarıkaya'nın haberinde 1999 depreminden sonra Bayındırlık Bakanlığı, İstanbul'da üzerine deprem çadırları kurulacak 480 tane çadır kent arazisi belirlemişti.
Olası bir depremde 70-90 bin kişinin hayatını kaybedeceği, 150 bin kişinin yaralanacağı ve 600 bin ailenin evsiz kalacağı tahmin edildiğinden her ilçede acil yardım ve barınma için 15 çadır kent ve toplanma alanı planlanmıştı.
Bugün ise bu arazilerin 240 tanesinin üzerinde yok yoktu, arazilere konan konmuş ve yapıyla dolmuştu.
Çadır kent alanları milyon dolarlık konutlara ve yüzme havuzuna, otoparka, spor merkezine dönüşmüştü.
İstanbul'un kentsel 'dönüşümü' sahiden de baş döndürücüydü, ormanlık alanlar AVM'leşip rezidanslaşıyor, tarihi semtlerde yüzlerce yıldır yaşayan yoksullar sürgüne yollanıyordu.
Güya kentin çirkin yüzü yıkılarak bu defa da pahalı lüks 'gecekondular' yapılıyor.
Elbette bu telaş içinde deprem için 'çadır kent alanını' boş ve boşuna tutmak servet düşmanlığıydı.
Hele şimdi Kanal İstanbul'un 'gizli' güzergahındaki ve 3. köprünün spekülatif rantının toplamı yıllık GSMH'nin iki katını aşacakken, sermayenin yapısız araziye tahammülü yoktu.
Bu yüzden mesela deprem riski yüksek Avcılar'da 10 yıl önce sayısı 26 olan çadır ve toplanma alanı sayısı 5'e inmişti. 
Beşiktaş'ta 17'den 3'e, Ümraniye'de 45'ten 9'a, Fatih'te 11'den 6'ya, Eyüp'te 21'den 6'ya düşmüştü.
Bu düşüş aynı zamanda İstanbul içindeki yeşil alanların da konutlarca nasıl işgal edildiği gösteriyordu..     
Halbuki uzmanlar gelişmiş ülkelerde bu tip afet sonrası toplanma alanı ya da sahra hastanesi olarak kullanılacak boş arazilerin yeşil alan, park ya da pazar alanı halinde özenle korunduğunu söylüyorlardı.
Ama yeşil alan fukarası İstanbul'da kent içinde yeşil alan bırakılması 'çılgınlıktı'.
Haber üzerine İstanbul Valisi ise 'Bugün şartlar değişti, halkı çok daha sıhhi, nitelikli mekanlarda istihdam edebiliriz, çadırda kalmasına gerek yok devlet tesislerinde barındırabiliriz' açıklaması yaptı.
Peki ama bu devlet tesislerine afet anında kim, nasıl, hangi yoldan ulaşacak ve üstelik bu yapıların depreme dayanıklılığı ne durumdaydı?
Ya da bunlar hangi kamu tesisleriydi, halkın bilgisi var mıydı, tatbikat ve eğitim yapılmış mıydı? Üstelik İstanbul'da depreme dayanıklı olmayan 279 hastaneden sadece 3'ünün güçlendirildiği, 2000'den fazla okulun deprem güvenliğinin olmadığını biliyorduk.
Yoksa çadır kentler en yakın su havzasına dikilmiş güvenlikli, yüksek duvarlı villaların golf sahasına mı kurulacaktı?

<p>Türkiye'de yeni bir siyasi partiye ihtiyaç var mı?</p><p>HDP tabanı hangi olaylar sonrasında part

HDP kapatılacak mı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Josep Borell ile görüştü

İzmir'de depremin ardından acil yıkılan 71 binada inşaat çalışmaları başladı