• $8,321
  • €10,1008
  • 489.692
  • 1441.07
05 Mart 2011 Cumartesi

Biz kalkındık ya siz!

Birkaç yıl içinde pahalı otoyollarla çevrilmiş, rantlı tüp tünellerle delik deşik, beton köprülerle boğazlanmış, binlerce HES projesiyle çöplüğe dönmüş, ormanları satılmış, suyu ticarileşmiş, kurak ve çorak Türkiye, kapitalist kalkınma hırsıyla ödeşmiş olur herhalde!
Binlerce yıllık Anadolu uygarlık tarihi de 'kalkınmamızın' çimentolanmış ya da barajlanmış zeminleri olarak bize istediğimiz mekanik desteği sağlayacaktır.
Doğa, kültür ve tarihi varlıkların tek menkul sahibiymiş gibi, sermayeye katmak/satmakta sakınca görmeyen iktidarın kesin kararlılığını Başbakan açıkladı.
Geçen hafta sonunda Boğaz Karayolu Tüneli'nin temel atma töreninde konuşan Başbakan 'Bundan sonra hiçbir engeli tanımıyoruz ve bunun için her türlü bedeli ödemeye hazırız' demişti.
Başbakan'ın bu hiddetli çıkışıyla temelini attığı 1 milyar 100 milyon dolara çıkacak 25 yıl işletilecek yap-işlet-devret tüp tünel projesinin İstanbul'a katacağı ulaşım, çevre sorunları ve tarihi yarımadadaki tahribata itirazları peşinen dışlıyordu.
Şehir Planlamacıları Odası ve İstanbul İnşaat Mühendisleri Odası projenin sorunlarının kamuoyundan gizlendiğini temel atılmasının 'hukuk ve bilim tanımazlık' olduğunu ve yasal zeminde mücadele edeceklerini söylediler.
Toplu taşıma ve insanı değil 'otomobili' önceleyen tüp tünel, imar plansız, ÇED raporsuz, İstanbul'un ulaşımını kitleyecek güzergahı, İstanbul siluetini tahrip edici projesiyle de kalmıyor.
Firmaya yıllık 25 milyon otomobil geçişi garantisi verildiğini ama bunun mümkün olmadığını söyleyen uzmanlar aradaki farkın kamuya yani bizlere fatura edileceğini söylüyorlar.   
Muhakkak ki hukuksuz, kurulsuz, ÇED'siz, 'yap-işlet devret' projelerinin bitiminde Başbakan'ın bir bedel ödemesi söz konusu değildir.
Geriye dönüşsüz kaybedilmiş tarihi miras, doğal kaynaklar, çevre/hava/su kirliliği gelecek kuşaklara bırakılan çimento ve çelik yığınları çok ağır bedel olacaktır.
Sürdürülebilir kalkınmanın diğer adının sermayeye 'sürdürülebilir' kaynak aktarımı olduğu ve tüm yaşam alanlarının 'kaynak' yapıldığına şüphe yok...
Kapitalist akıl da daima 'en kısa sürede en fazla karlılığın' hesabını yaparken, 'yok dünya tabiat mirası, yok kaybolan son kuş türü, yok 8 bin yıllık İstanbul'un tarihi yarımadası'na bakmaz...      
Aslında Başbakan'ın bu gözdağı, 3. Köprü ve 2 bin HES projesine, kıyıların doldurulup 'ticarileşmesine' ve 2-B orman arazilerine karşı kamuoyu muhalefetine de.
Şimdiden 350 milyar dolarlık rant getireceği söylenen 3. Köprü projesi için, orman alanları, içecek su havzaları ve tarım arazilerinden geçirilerek, düğmeye çok yakında basılıyor.
2000'den fazla HES projesiyle ulusal 'su özelleştirmesi' yapılarak su, kar amaçlı alınıp satılan bir mal oldu...
Ama 29 Aralık'ta TBMM'den geçen yasa Yenilenebilir Enerji Kanunu'nda yapılan düzenlemeyle milli parklar, doğal sit alanları, yaban hayatı geliştirme sahaları HES'lere açıldı.
Geçtiğimiz günlerde de değerli meralarımızda HES'lere, zeytinlik alanlarımızda madencilik faaliyetlerine izin verildi.
2000 yıllık Allianoi geçen ay Yortanlı Barajı'nın sularının altında kaldı yani artık Allianoi diye bir yer Çevre Bakanı'nın söylediği gibi yok oldu.
Başbakan da bunu söylüyor, 'vakit nakittir, gecikmeye tahammül yok,  hukuki maraza çıkarmasınlar, çürük çarık çömlek istemem'
Biz kalkınıyoruz ya siz!

<p>Astrolog Özlem Recep, 'Kadro bekleyenler alanları ile ilgili olumlu olan süreçlerin içerisindeyiz

11 Mayıs Boğa Burcu Yeniayı'nın burçlara etkisi

Adana'da polis, Engelliler Haftası dolayısıyla engellileri evlerinde ziyaret etti

''Mucize bitki''nin hasadına başlandı

Define arar gibi aradılar! Yüksek fiyatlara alıcı buluyor