• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
11 Mayıs 2013 Cumartesi

Arabası hızlı giden vekille demokrasimiz uçar!

Asli yasama organı TBMM'nin üyeleri iki ayda bir kendi mali ve sosyal çıkarlarını "düzenlemekle" kalmayıp yenilerini katarak ölümüne dek "imtiyaza" çevirmesi tarihin totaliter yönetimlerini çağrıştırıyordu.
AKP, CHP, MHP ve BDP grup başkan vekillerinin imzasıyla hazırlanan ve milletvekillerine sahip oldukları hakların ötesinde "ayrıcalıklı" hukuki ve sosyal imkânlar sunan kanun teklifi hızıyla onaylanmıştı.
Halbuki halkın eğitim, sağlık, barınma ve sosyal güvenlik haklarını gasp ederek "piyasanın" mistik eline devreden kanun yapıcı mercinin halka yönelik son icraatı Meclis'te "vatandaşa milletvekiliyle birlikte basın açıklaması" yasağı koymasıydı... 

"Milletin Meclisi"nde emekçi, köylü, öğretmen, öğrenci, kamu çalışanı, hak mağdurları, STK'lar, meslek örgütleri milletvekiliyle basın toplantı odasına giremeyecekler, görüntü vermeyeceklerdi...   
Yani Taksim meydanından ve Çağlayan Adliyesi'nden önce halk Meclis çatısında dışlanmıştı ve Meclis dışı "siyasi alan da" çoktan çevik kuvvetle TOMA'lanmıştı...   
Son yapılan kanun değişikliğiyle "Yaşam boyu üst düzey gelir-kıyak emeklilik-parasız evladiyelik VIP sağlık hizmeti, aile boyu kırmızı pasaport ve hatta kırmızı ışıkta geçiş üstünlüğü, yolluk-ödenek-tabanca ruhsatı, danışman, şoför, sekreter maaşına" kadar her türlü konforu düzenlenen TBMM totaliter rejimlerin "politbürosu" ya da dikta rejimlerinin meclislerini andırıyordu...
Siyasi tarihimize mahsus seçkin-yönetici kastın kamu kaynaklarından ziyadesiyle "nemalanmasını" BDP'li sosyalist milletvekilleri gibi "ama bu yasa tasarısıyla milletvekilleri devlet bürokrasisinin önüne geçti" diye savunamazdık...
Bizim gördüğümüz "siyasi temsilin nasıl devletleştiği ve resmi imtiyazlı bir  kamu idareciliğine" dönüştüğüydü...
Ve aynen yine totaliter rejimlerde olduğu gibi halka Meclis'ten çıkartılmış yasanın yürütmesine rıza göstermek kalıyordu...

SİYASİ TEMSİL VATANDAŞA YABANCILAŞIRSA...
En köklü demokrasi geleneğine sahip İngiltere, vekillerine yılda 9 defa Londra'ya gidiş-geliş bileti takdim ederken, Türkiye yalnız bir  milletvekilinin benzin deposuna 30 bin TL, telefonuna 24 bin TL ödüyordu...  
Zaten bir ülkede yoksulluğun boyutunu, açlığın derinliğini, işsizliğin dramatik artışını ve gelir adaletsizliğinin nasıl bir Taksim meydanı çukuruna dönüştüğünü anlamak için o ülkede mobilize edilmiş polis şiddetine ve seçilmiş vekillerinin maaş ve şişkin özlük haklarına bakmanız yeterlidir.    
Gelişmiş  demokrasi kültürlerinde kamuoyunu ayağa kaldıracak ve toplumsal protestolara yol açacak "ömür boyu deve yükü özlük haklarıyla gönenmiş milletvekilleri figürü" neoliberal-otoriter ağa düzeninin marabaların mı siyasi temsiliydi...
Düğün ve sünnetlerde taktığı altın masrafını, yemek ısmarladığı seçmeninin yemek faturasına dertlenip seçmen tüketicisini "siyasal sürece kattığına" sanan milletvekillerinin eline sadece danışman, sekreter ve şoförlerine yılda 150 bin TL'lik özel bütçe verildiğini söylemeye gerek yoktu.
Temsili demokrasinin "demokrasi temsilinden" farkı kalmadığını; bir dönemlik "siyasi görevini" bir şirket çalışanı tavrıyla "mesleki fırsat" gibi idrak edip ölümünden sonra edindiği ekonomik hukuki kazanımları aile boyu devam ettiren vekillikle anlardık eğer istersek...

<p>Bozkurt'ta selde hasar gören 10 katlı bina iş makinesiyle yıkıldı.</p>

Bozkurt'ta 10 katlı bina böyle yıkıldı

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi