• $7,5345
  • €8,9837
  • 411.286
  • 1541.98
24 Ocak 2012 Salı

Ama bizimki tamamen doğaldı!

'Demokratik ve özgür' üniversitelerimizin 'gücünü' oluşturan özel güvenlik elemanlarının kullanımı için açılan biber gazı ihalesiyle, üniversite rektörlerinin meşakkatli mesailerinden kamuoyu anca haberdar edilmişti...
Türkiye'nin köklü üniversitesi Hacettepe Üniversitesi eski rektörü, bir yandan özel güvenlik hizmet alımı ve biber gazı tedarik ihale şartnamesiyle meşgul olup, diğer yandan kampustaki 'ticari etkinliği' artırma ve öğrenci gözetleme, fişleme ve ailelerine zırt pırt mektupla ispiyonlama faaliyetlerinden bayağı yorulmuş olmalıydı!
Günümüzde özel güvenlikle korunan kameralı, kredi kart kimlikli geçişli tüketim kompleksine dönüşen üniversitelerimiz, puan/performansa zincirlenmiş sözleşmeli akademisyenleri, taşeron hizmetlileriyle ve müşteri öğrencileriyle piyasanın ta kendisi olurken, eski rektör 'tepkisel ve ideolojik' öğrencileri püskürtmek için 250 adet 'tamamen doğal biber gazı' satın almıştı. 
Hem üniversite mekanını hem de akademik faaliyetleri tamamen karlılığa ve sermaye hakimiyetine açan dönüşüm sürecinde, üniversite öğrencilerinin siyasi ve kamusal sorunlarla ilgili bırakın görüş açıklamasını; 'düşünmesi' bile abartılı 'güvenlikçi' pratiklerle neredeyse yasaklanmıştı.
Üniversite öğrencilerinin kameralarla izlenip, her türlü demokratik hak kullanımının özel güvenlik birimlerinin müdahalesiyle piyasa parazitleri gibi 'etkisiz hale getirilmesi', rektörlük ödevleri arasındaydı!
Toplumsal sorumluluklarından sıyrılmış, siyasi örgütlenmenin kriminal olduğuna inandırılmış, parasız eğitim, harç protestosunu akıl dışı bulan tüketici güruh üretiminde üniversitelerimiz yine torna tezgahı gibiydi.                      
Elbette buradaki vahim nokta, ülkenin önde gelen tıp fakültesine sahip Hacettepe Üniversitesi'nin tıp hekimi olan eski rektörünün Türk Tabipler Birliği tarafından defalarca 'kimyasal silah' uyarısı yapılan biber gazı siparişindeki pervasızlığıydı.
TTB, 'İnsan sağlığına etkileri nedeniyle kimyasal silah olarak kabul edilen biber gazının hiçbir durum ve ortamda kullanımına izin verilmemesi ve uygulayanların cezalandırılması gerektiği'ni bildirirken, biber gazı içeriği 1949'daki Cenova Konvansiyonu ile savaşta kullanımı yasaklanmış maddeler arasında yer alıyordu.
Bir savaş kimyasalı biber gazının insan sağlığı üzerine kalıcı etkileri ve ölüme varan sonuçları kulak ardı edilerek ihaleye çıkartılması, herhalde bilimsel bilgi/insan ve üniversite işletmesi arasındaki son bağın kopuşunu göstermekteydi.
Yine ihaleyle alınmış 'hizmet' olan özel güvenlik birimlerinin, vatandaşın çocuğuna biber gazı sıkma, coplama yetkisi nereden geliyordu?
Ayrıca eklemeliyiz ki Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nin Robocop gibi donatılmış özel güvenlikçileri, biber gazı kullanma yetkisine 2010 yılından beri sahipler.
Neyse ki; Hacettepe Üniversitesi'nin yeni rektörü öğrenci temsilcileriyle görüşerek geçmişteki zorba uygulamaların sona ereceğini taahhüt etti.
En azından müzik dinletisi ve film gösterisi düzenlemek soruşturmaya gerekçe olmayacaktı ve 'gaz ihalesi' de şartnameden çıkartıldı.
Eski rektör ise hala 'insan sağlığına zararsız tamamen doğal biber konsantresi içeren kırmızıbiber gazı' siparişi verildiğini ilan ediyordu.
Sahiden siz de 'müşteri olmakta direnen' çocuğunuzun, okulunda böcek gibi gazlamasında 'doğal' biber gazını tercih edenlerden misiniz?

<p>Samsun'da eski eşi E.M.'yi sokak ortasında 5 yaşındaki kızlarının önünde öldüresiye döven İbrahim

Samsun'daki caninin ifadesi ortaya çıktı: Bir anda gözüm döndü ve sinir krizi geçirdim

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Iğdır'da esnaf ziyareti yaptı

Mavi Vatan 2021 Tatbikatı'nın Seçkin Gözlemci Günü başladı

Başkan Erdoğan, Mavi Vatan 2021 Taktik Tatbikatı'na canlı bağlantıyla katıldı