• $8,2834
  • €10,0166
  • 482.797
  • 1427.73
20 Haziran 2013 Perşembe

“Burası artık Türkiye mi?”..

BRIC’in gözdesi Brezilya’da geçen hafta başlayan gösteriler ülke geneline yayılırken, dünya ekonomi sahnesinin bu şık yıldızının imitasyon algısı da paramparça.. 
Brezilyalı gençler neoliberalizmin Güney Amerika üssü haline gelen ülkelerinde yüksek ücretli siyasetçilere ve Dünya Kupası’nda fiyaka yapılacak stadyum inşaatlarına itirazlarını yükseltiverdiler.. 
Eğitim ve sağlık gibi kamusal hizmetlere yatırım taleplerini görkemli Ulusal Kongre binasının çatısına çıkarak seslendiriyorlar.. 
Sıcak para ve küresel yatırımcı müptelası Brezilya ekonomisinin ağır sosyal tahribatını maalesef eski devlet başkanı neoliberal popülist Lula’nın icadı yoksullara günde üç tas çorba ve sosyal sadaka yardımları kapatamıyor... 
Brezilya rüyası durağanlaşan ekonomik performansla birlikte bitmeye yüz tutarken Sao Paulo’da otobüs ücretlerini 1.40 dolardan 1.50’ye çıkartan zam sosyal patlamanın pimini çekmişti.. 
Türkiye gibi genç nüfusu yüksek, doğal kaynakları, yağmur ormanları, Amazon nehri dahil varını yoğunu küresel finansa açmış Brezilya inşaat ve alt yapı projeleriyle ayakta kalmaya çalışırken sosyal adaletsizliğe isyan eden 200 bine yakın Brezilyalı sokakları ve meydanları doldurmuştu.. 
Brezilyalı gençler ise dünya sosyal protestolar tarihine “özgünlüğü ve barışcıl” karakteriyle yerleşen Gezi Parkı direnişlerinden aldıkları coşkun ilhamla “Aşk bitti burası artık Türkiye” diye bağırıyorlardı.. 

PROTESTOLAR DEMOKRASİMİZİN GÜCÜDÜR.. 

Devlet Başkanı Dilma Roussef ise “faiz lobisi, iç-dış mihrak-illegal örgüt-darbe-komplo” hezeyanlarından bağımsız zihniyle hükümet karşıtı gösterileri demokratik tahammül içinde karşılayıp, “Brezilya güne daha güçlü uyandı” diyor ve ekliyordu “Dünkü yürüyüşlerin büyüklüğü demokrasimizin gücünün göstergesidir”.. 
21 yıl dikta rejiminin altında inlemiş 1985 yılında demokrasiye geçmiş Brezilya’nın Devlet Başkanı Roussef belli ki protestocuların onuruna ve demokratik hakkına sahip çıkmanın en kudretli “komplo”savar olduğunu siyasi tecrübesi ve demokrasi birikiminden müdrikti. 
Türkiye’deki gösterilerin arkasındaki tezgahçı medyatik güçlerden BBC’nin Brezilya’ya ilişkin “Halk uyandı” haberinde eylemlerin son 20 yılın en büyük halk hareketi olduğunu belirtiyor ama Roussef protestolarla gurur duyduğunu sükunetle söylemeyi sürdürüyordu.. 
Muhakkak ki Brezilya siyasi sistemi bu halk hareketinin fazla derinleşmesine izin vermeden, protestocu halkının gururunu incitmeden, demokratik haklarını gasp etmeden ama yine piyasa ekonomisine uygun çözmenin yollarını arıyorlardı. 
Yani Türkiye’de olduğu gibi günde en az üç kez veya her fırsatta “düşman, vandal, barbar; terörist gruplar” popülist demagojiyle durmaksızın sindirmeye çalışmayacaklardı... 
Ya da meydanlara hükümeti destekleyen kitleleri toplayan üst üste miting düzenleyip eş anlı polisiye şiddet ve operasyonlarla protestocuları terör örgütü kapsamına almak akıllarına gelmezdi. 
Sosyal medyaya yönelik cadı avı, şafak vakti baskınlarıyla yüzlerce vatandaşını milli irade düşmanı terörist ithamıyla gözaltına almak 21 yıllık dikta rejiminin kuytuluklarına geri dönmek demekti. 
“Dünya bana düşman ve komplo kuruyor” korku ve iddiasını kendi seçmeniyle pekiştirerek “kapalı rejime” doğru yol almayı da Brezilya’nın demokrasi tarihi affetmezdi.. 
  

<p>Gündemdeki gelişmeleri Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, AKŞAM TV'ye değerlen

Biden dış politikası... NATO'dan hangi sonuçlar çıkar?

Yusufeli Barajı gövde inşaatında sona gelindi

Kahramanmaraş'ta heyelan sonrası oluşan Turkuaz Göl, turizme kazandırılacak

Mudanya Yat Limanı deniz salyasıyla kaplandı