• $8,1432
  • €9,7311
  • 453.936
  • 1375.91
04 Haziran 2011 Cumartesi

Zeytinyağı dünyasının Edremitli prensesi

Nedim Atilla
Nedim Atilla
YAZARIN SAYFASI

Hem zeytinyağı üreticisi hem de zeytinyağı eksperi olan Selin Ertür, ailenin üretici geleneğini büyük bir titizlikle devam ettirirken, bir yandan da dünyanın en önemli tadımcıları arasına girmeyi başardı.

Evren Ertür, ülkemizin önemli 'zeytin insanları'ndan biridir... 'Ağaçtan İnsana Zeytinyağı Anıtları' adlı kitabımda, onun, zeytine düzdüğü methiyeye de yer vermiştim: 'Zeytin doğallıktır, sağlıktır, lezzettir. Binlerce yıllık bir kültürdür. Hayattır. Sıkılan ilk danedir, süzülen ilk damladır, bandırılan ilk ekmektir. Alınteridir. Sevinçtir. Mutluluktur. Zeytin yaşama biçimidir. Sadakattir. Tutkudur. Berekettir. Ciddiyettir. Zeytin bizim için 100 yıllık bir gelenektir...'
Ülkemizde (hatta dünyada da) bir müzeye adını vermek kolay iş değildir. Evren Ertür, 'zeytinyağı' dediğimiz nimetin belleğini toparlamak için yola koyulunca, ortaya gerçekten iyi bir iş çıkmış. Ailesinin 1899 yılından beri Edremit'te yaptığı işleri, büyük bir coşkuyla isteyenlere anlatır hala her gidişimizde; hem de ilk günkü heyecan ile... Ertür Ailesi'nde, binlerce yıllık zeytinyağı kültürümüzü tanıtmak ve korumak amacıyla bir müze kurma fikri 10 yıl önce ilk kez gündeme geldiğinde, altyapı çoktan hazırmış zaten... Büyükdedeleri Müderriszade Sabit Efendi'nin buharlı kazanı, ilk demirbaş olarak kayıtlara geçmiş. Zeytinleri ezmek için kullanılan presler ile buhar üreten kazan bile sağlam ve çalışır durumdaymış; yeni teknolojiye kafa tutarcasına...  
Zeytinyağı dünyası şimdi başka bir Ertür'den daha söz ediyor; Evren Bey'in kızı Selin Ertür'den... Hem zeytinyağı üreticisi hem de zeytinyağı eksperi olan Selin Ertür, ailenin üretici geleneğini büyük bir titizlikle devam ettirirken, bir yandan da dünyanın en önemli tadımcıları arasına girmeyi başardı. İtalya'da zeytinyağı ve şarap tadımı üzerine aldığı iyi eğitimi, ailenin genlerinden gelen damak zevkiyle birleştirdi; ama başarıya ulaşmak için de ayrıca çok çalıştı. Ve Selin Ertür'ün başarı haberleri, geçen hafta içinde peş peşe geldi.

436 ZEYTİNYAĞI ARASINDA İKİNCİ OLDU
Zeytinyağı dünyasının en önemli ve en prestijli iki yarışmasının birinden ödülle döndü; birine de jüri üyesi olarak davet edildi. Uluslararası Sızma Zeytinyağı Ajansı (IEOA) yönetiminde, İtalya'nın Parma kentindeki ünlü yemek okulu 'La Scuola Internazionale di Cucina Italiana'nın 5. kez düzenlediği Dünya Sızma Zeytinyağları Yarışması'nda, ön elemeyi geçen 436 zeytinyağcı ile yarıştı ve Edremit'te ürettiği yağ ile 'Hafif Aromalılar-Hafif Meyvemsiler' dalında ikinciliği kazandı. Unutmayın, İtalyanlar (bence hem en büyük rakip olarak gördüklerinden hem de kıskançlıktan) Türk zeytinyağlarına burun kıvırırlar. Tadımlar 'kör' usulde yapıldığı için de sonuçlar sanırım en çok onları şaşırtmıştır. Yarışmada üçüncü yoktu, sadece iki ödül vardı. Birinciliği İtalyanların yarım litrelik şişesi 90 Euro'ya satılan Toretta adlı yağı aldı; ikincilik Selatin ile bize yani Edremit'e geldi. Bu tamamen azmin ve kararlılığın başarısıdır. Genç Ertür, bu yarışmaya 4 yıldır katılıyordu; finalistler arasına girmesine rağmen daha öteye geçemiyordu. (Bu yarışmanın 'Ağır Aromalılar' bölümüne, Milaslı ve Bodrumlu üreticiler mutlaka katılmalı...)

BİR ÖDÜL DE YAHYA LALELİ'YE
Yarışmadan sonra Selin Ertürle konuştuğumda, 'Yağımız Edremit Körfezi'nin belli 'coğrafi bölgeleri'nden özel olarak seçilmiş zeytinlerden iki saat içinde üretiliyor. Üretimin yaklaşık yüzde 70'i seçilmiş tek bir bölgenin en özel zeytinlerinden elde ediliyor' dedi gururla... Ödüllü yağ henüz piyasada değil; 2010-2011 ürünü 0.306 asitli bu sızma yağ, yarışma öncesinde noter nezaretinde tanka kondu ve mühürlendi. Mühür bu hafta açılacak ve iki ay içinde yağ piyasaya sunulacak.
Artun Ünsal Hocamızın, 'Çılgın Türkler' arasında saydığı Selin Ertür'ün bizi gururlandıran, kendisinin de yıllardır peşinde koştuğu ödülü şahsen gidip almasına mani olan jüri üyeliği ise Amerika'da gerçekleşti. 8 yıl önce Toscana'dan 'tadımcı' diploması alan Ertür, Akdeniz ülkelerinden gelen yağlarda analiz yapma konusunda, bölgesel ve coğrafi olarak korunmuş bölgelere ait yağ seçmelerinde yetkili. Los Angeles'ta 600 değişik yağın yarıştığı ve yine 'kör tadım' yapılan yarışmada, Türkiye'den Burhaniye'nin Taylıeli Köyü'nde üretilen yağlarla Prof. Yahya Laleli ödüle hak kazandı. Kimilerine bu durum hiç şaşırtıcı gelmeyebilir, ama hem Los Angeles'ta üstelik de dünyanın bir numaralı yarışmasında jüri üyeliği; hem de Parma'dan ve Los Angeles'tan gelen ödüller, 10 yıl önce Türk zeytinyağcılarının hayal bile edemeyeceği şeylerdi. Şimdi hep beraber onlarla ne kadar gururlansak (ve bu duruma sevinsek) azdır.

Keçi-oğlak etinin kıymetini biliyor muyuz?
Mayıs sonu haziran başı oğlakların keçiye dönüştüğü mevsimdir. Ülkemizde ne yazık ki, Güney Ege ve Akdeniz'in Fethiye'den Kaş-Antalya'ya kadar uzanan bölgesi dışında keçi eti pek tüketilmiyor. Geçen hafta WHO (Dünya Sağlık Örgütü), en yararlı ve sağlıklı etlerden birinin keçi eti olduğunu açıklayınca, sadece sütünün değil oğlak ve keçi etinin de insan sağlığına yararları üzerine düşündüm. Eskiden Ege kıyılarının ve adalarının tartışılmaz kralı, yarı yabani halde yaşayan keçilerdi. Bu keçiler deniz suyu karışmış yeraltı sularından içer ve bulabildikleri otlarla beslenirlerdi. (Bu arada, 'Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur' ne güzel bir laftır...) Belki de bu yüzden, Akdeniz kıyıları boyunca en sevilen ve lezzetli kabul edilen etlerden biri keçi etidir. Antik Çağ gurmeleri, boşuna oğlak etine itibar etmemişler... Bugün Ege adalarına veya Girit'e yolunuz düşerse, keçi etiyle hazırlanan çok çeşitli yemekler görürsünüz. Hemen her zaman yabani otlarla ve enginar, kabak, taze bakla, patlıcan gibi sebzelerle ya da her evde çok sevilen nohutla birlikte sunulur. Bazen ete aroma vermesi için kekik, rezene tohumu, kimyon ve portakal kabuğu rendesi de konur.

<p><b >'ORUÇ BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ  ZAYIFLATMAZ GÜÇLENDİRİR'<br></p><p>Orucun  bağışıklık sistemi

Koronavirüs oruç tutmaya engel mi?

Sahur sofranızda bunlar olsun!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya Başbakanı Dibeybe'yi resmi törenle karşıladı.

Düzce'de denizin bir kısmı kahverengiye dönüştü