• $7,6635
  • €9,0985
  • 415.212
  • 1535.91
16 Kasım 2012 Cuma

Şarabın felsefesi, ekonomi politiği...

Nedim Atilla
Nedim Atilla
YAZARIN SAYFASI

Şarap severlerin, rakıdan vazgeçmeyenlerin ve ille de tatlı diyenlerin ilgisini çekecek birkaç kitap:  'İçiyorum Öyleyse Varım', 'Tatlı-nın Kitabı', 'Biz Rakı İçeriz', 'Kadehteki Aşk: Şarap'...

'İçiyorum Öyleyse Varım' ya da 'Filozofun Şarap Rehberi' alt başlıklı kitap, geçen yazın en ilginç kitaplarından biriydi. Felsefeci Roger Scruton iddialı, derinlikli, belki şarap severlerden çok şarapla hiç ilgisi olmayanların okuması daha yararlı olacak bir kitap yazmış. Amacını önsözünde 'Tanrıların insanlara bahşettiği hiçbir şey yoktur ki şaraptan daha mükemmel ya da değerli olsun, düşüncesini savunmak' olarak demiş.
Kitap biraz politik:  'İnsanlar bağ ektiğinde huzur ortamı doğar, toprağı kazıp petrol aradığındaysa huzur yok olur...' Biraz hedonistçe: 'İspanyol şaraplarını düşündüğünüzde, Tempranillo üzümünün öne çıkan kendine özgü tadı gelir aklınıza; tıpkı bir Flamenko dansçısının yüzü gibi, hayat dolup taşan ama krem gibi bir maskeyle kaplı bir tat...'
Gençlik yıllarında bir rastlantı sonucu tattığı 1945 Chateau Trotanoy'dan sonra şaraba bambaşka bir gözle bakmaya başlamış, kitabında şarap çeşitlerini de tanıtıyor, şarabın insanlığın hayatındaki yerini de irdeliyor.  Scruton, kitabının amacını 'Tanrıların insanlara bahşettiği hiçbir şey yoktur ki şaraptan daha mükemmel ya da değerli olsun, düşüncesini savunmak' olarak özetlemiş.
Antik çağın Dionysos'un çocuklarından biri olduğuna inandığı için Bacchylides adıyla yazan, (Baküs'ün yani Dionysos'un oğlu)  şu sözleri gibi, alıntılarıyla da önemli bir eser: 'Şarap kadehlerinden dayanılmaz hazlar yayılır ve yüreğinizi ısıtır. Dionysos'un lütuflarıyla dolu olan aşk umudu, zihin aracılığıyla oklarını fırlatarak düşünceleri ulviyete doğru kanatlandırır. Şehirlerdeki tahkimatı alaşağı eder, böylece de her insan kendini bir büyük hükümdar gibi görür.'
Şarabın sadece içecek değil, bir dünya görüşü, bir bakış olduğunu düşünenlere, özetle hangi rengi taşırsa taşısın, içine buz koydurmayanlara... (Bu yaz Alaçatı'da füzyon lokantada domates söğüş isteyenler gibi özellikle rose ve beyaz şaraba buz koyanlara rastladık da!)
Yayınevi Aylak Kitap; çevirmen Akın Terzi'ye özel teşekkür...

Hayatın tadı, yemeğin mutlu sonu...
'Tatlı-nın Kitabı'na bu sözlerle girmiş Ebru Omurcalı. Bendeniz birçok konuda kolayca 'Hayır' diyebilen kadınların tatlı mevzu bahis olduğunda hemen 'Evet' dediklerine çok tanık olmuş biri olarak, bu kitabı karıştırdığımda, 'Erkek bir aşçıbaşı böylesini yapamazdı' dedim.
Bolulu olmanın da etkisiyle mutfakla küçük yaşta tanışan Omurcalı, iktisat okumuş, ekonomi yüksek lisansına devam etmiş ama anneannesinin çorba tenceresiyle başlayan yemek serüveni bugün onu restoran işletmeciliğine kadar taşımış. 30 yıllık yemek yolculuğunda geleneksel Türk Mutfağı'nın yanında, İtalya, İngiltere, Meksika, Hindistan, Jamaika, Fas'a kadar tüm mutfakların gizli lezzetlerini keşfetmiş. Tarihsel mutfak araştırmaları yapıyormuş. 3000'e yakın çorba tarifi arşivi ve dünya mutfaklarından çeşitli yemek alternatifleriyle, dünyanın ve Türkiye'nin ilk çorba konseptli restoranını işleten Ebru Omurcalı'nın kendine ait birçok yemek ve çorba tarifi de bulunuyormuş.
Omurcalı, 'Yaşamımızın törensel tadı şeker, farklı, renkli, kokulu süslü sunumlarıyla ile damağımızı, gönlümüzü hoş eder' diyor ve ekliyor: 'Doğduğumuzda bizim için şerbetler hazırlanır, yıldönümlerinde masalarımızı süsler, düğünlerde görkemiyle en beklenen lezzettir. Özellikle Osmanlı döneminin Arap etkisiyle daha da çeşitlenen tatlılar, mutfağımızın görkemini bir kez daha gözler önüne sermektedir.  İşte yaşamımızın güzel ayrıntılarını süsleyen, adı gibi bu tatlı lezzetin kitabını hazırlamak, sizin güzel anlarınıza eşlik edebilmek adına bana ayrı bir keyif verdi... Sizleri dondurmalarla serinletmek, helvalarla geçmişe götürmek, meyvelerle güzelliği bir araya getirmek, şerbetlerle ferahlatmak, sütlülerle rahatlatmak isterim.'

Kadehteki Aşk: Şarap
Ben aşkım ve güzellik; Ben dostluğum, senin rahatın;
Ben, unutan ve affeden / Şarabın ruhu.
Ülkemizin önde gelen hekimlerinden biri olan ama bizim daha çok 'şarap tutkunu' olarak tanıdığımız Mehmet Ömür'ün bir dönem Tempo Dergisi'nde 'Şarabi' başlığıyla yazdığı öykü tadındaki küçük yazıları kitap olarak karşımızda. Mehmet Ömür bakın ne diyor: 'Şarap, üzerine titremeniz gereken nazlı bir sevgiliye benzer. Onu öylece bir köşede kendi haline bırakır, içeceğiniz ana dek yüzüne bakmazsanız, size küser: Acılaşır, mantarını kurutur, tortu üretir, ekşir, küfe yataklık eder, güzelim aromasını tuhaf kokularla maskeler... Kendisini size yar etmez. Nazlı sevgiliniz şarabı mutlu kılacak koşulları bilmeniz gerekir ki, kadehinize dökülene dek evinizde sabırla sizi beklesin, yemeğinize eşlik eden güzel sevgiliniz olmayı kabul etsin, sizi damarlarınızsa yaşam sevinci olarak akmakla ödüllendirsin...'

Yeniden 'Biz Rakı İçeriz'
Rakı denilince akla gelecek ilk isimlerden biri olan üstadı, barmenlerin duayeni Vefa Zat'ın 'Rakının Geçmişi ve Bugünü' alt başlıklı kitabının birinci baskısı epeydir tükenmişti. Vefa Ağabey, bulamayanlara kütüphanemden alıp istedikleri sayfalarının fotokopisini çekmeleri için izin vermekten de beni kurtardı. Çünkü ikinci baskı nihayet yapıldı. Kitapta rakının bilgisi, kültürü, adabı geniş geniş anlatılıyor. Vefa Zat'a 'Rakı ne zaman içilir?' diye sorduklarında, 'Sabahın erken saatlerinde dünyevi işler yapılır, uhreviyata girilmez. İkindi ile akşam arasındaki vakte ise vakt-i kerahat denir, yani kirlenme, günahlanma, kendini mutlu etme vakitleri... İşte rakı bu zamanda içilir' diyor.

<p>Cumhurbakanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Türkiye - ABD ilişkilerine dair açıklamalarda bulundu. Kal

'NATO savunma sistemine entegre edilmeyecek'

Yaren Leylek ve Adem Amca, 10'uncu yılda da buluştu

Bitlis'te besiciler kış şartlarındaki zorlu mücadelesi

Tarihin sıfır noktası: Göbeklitepe dikkatleri üzerine çekmeyi sürdürüyor