• $7,4289
  • €9,0369
  • 440.696
  • 1529.28
15 Mayıs 2011 Pazar

Mutfağında 'Arkası Yarın' dinlenen evlerden gelen yemekler

Nedim Atilla
Nedim Atilla
YAZARIN SAYFASI

Türkler, Ermeniler, Rumlar ve bir arada pişen Tarabya yemekleri... Natali Gökyay; Natali adlı kitabında anılara yer verirken bizlere birbirinden güzel tarifler de sunuyor.

Haftada en az iki gün, çocuklar öğlen uykularından kalktıktan sonra, birinin evinde çaya toplanılırdı... Evde şeker bitti, al şu kahve fincanını Sofi Teyze'den iste... Patatesli omlet yaptım, hadi Gülseren'e inelim, hep beraber yiyelim. Mutfağında 'arkası yarın' dinlenen o güzel bahçe katına...'
Komşudan bir bardak şeker, bir tek limon istenen, sonra fazlasıyla geri gönderilen, bir yemek gelen tabağa mutlaka yeni bir şeyler konularak iade edilen günlerin öyküsü ile karşı karşıyayız 'Natali' adlı kitapta... Natali Gökyay; Natali adlı kitabında anılara yer verirken bizlere birbirinden güzel tarifler de sunuyor. Gourmand International yemek kitabı yarışmasında Türkiye'den birinci seçilen Natali Gökyay, Tarabya Dereiçi'nde Ermeni, Rum ve Türk komşuların büyük bir aile ortamında yaşadıkları bir kültür mozaiğinin içinde büyümüş şanslı bir çocukmuş.
Kitabına da o günler yansımış, kendisini şöyle anlatıyor: 'Benim için yemek yapmak kendimi ifade biçimim. Annem inanılmaz marifetli bir kadındı. Ben 20'li yaşlarıma gelene dek sadece onu mutfakta izledim. Ancak ne zaman annem yaz aylarında Marmaris'e tatile gitmeye başladı, ben de yavaş yavaş mutfağa girmeye başladım. Tabii onun tarifleriyle. Annemi kaybettikten sonra teyzemi Amerika'ya ziyarete gittiğimde annemden dinlediğim hikayeleri farklı bir şekilde dinledim ve çok etkilendim. Bu seyahatte tarifler hikaye doğurmaya başladı. Dönüşümde de onun için bir kitap yapmak istedim.'
Natali, kitabı da adadığı sevgili annesi Şake'yi 3 yıl önce yitirmiş. Annesini şöyle anlatıyor: 'Annem Tarabya'nın o dönem için en güzel kızıymış aynı zamanda da çok marifetliymiş. İnanılmaz lezzetli bir eli vardı. Yemek yapmak onun için o kadar basitti ki, 3-4 çeşit yemek yapıp bir saatte mutfaktan çıktığında her yer muntazam ve tertemiz olurdu. Annemin halası o dönemde Tarabya'daki meşhur Garabet'in Meyhanesi'nin sahibiymiş. Annem halasına kimi zaman mutfakta kimi zaman serviste yardım ederek işin tüm inceliklerini çok genç yaşlarında öğrenmiş. Onu kaybettikten sonra bazı değerlerim değişti. Sanki hayatımda annem hep yanımda olacak gibi yaşardım. Onu kaybetmek beni düşündürdü. Şu anda çok küçük bir aile olarak kaldık. Benim için hayattaki anılar, yaşanmış hikayeler çok değerli. Bazen yaşarken o kargaşada bunları unutuyoruz. Ben bunları anlatarak unutulmamalarını sağlamak istedim.
Anneannem ve teyzem Amerika'ya yerleşmeye karar verdiklerinde annem babama aşık olduğundan İstanbul'da tek başına kalmayı göze alarak yepyeni bir hayata ailesinden uzakta başlamış. Çok güçlü bir kadındı. Ailemdeki tek kadın annemdi. Onu kaybettiğimde yaşadığım acıyı bir şekilde onun için bir şey yaparak hafifletmek istedim. Dünyanın dört bir yanına dağılan ailemle hala irtibat içindeyimdir. Bu kitap annemden yola çıkarak başladı ancak beni ben yapan tüm tariflerin ve anıların buluştuğu bir kitap şeklini aldı.'
(Natali - Natali B. Gökyay -
Tarifler Anılar - Kendi Yayını - Fotoğraflar: Can Cömert)

BEYHAN GENCE ÜNSAL'DAN 174 ORİJİNAL TARİF EŞLİĞİNDE

İstanbul'un Lezzet Tarihi
İmparatorluklar başkentinden günümüz modern Türkiye'sine İstanbul, aynı zamanda farklı mutfakların da buluşma noktası. Doğu'dan Batı'ya yönelen ünlü Baharat ve İpek Yolları'nın kavşağında, binlerce yıldır nice uygarlıklara beşiklik etmiş; Asya, Avrupa ve Afrika kıtaları arasında doğal bir köprü olmuş İstanbul'un, Çin'den İran'a, Anadolu'ya, Araplardan Bizans ve Roma'ya, başka bir deyişle, Asya, Kafkasya, Ortadoğu, Kuzey Karadeniz, Ege, Akdeniz, Kuzey Afrika, Balkanlar ve Avrupa kültürlerinin zengin bir sentezini temsil etmesi doğaldır. Ayrıca, Türkler Anadolu'ya yerleştiklerinde bu yeni coğrafyaya özgü sebze, bitki ve meyve çeşitlerinin, bunların yanı sıra Rum, Ermeni ve Musevi mutfaklarının da Osmanlı/İstanbul yemek kültürünün gelişme sürecine büyük bir katkıda bulunduğunu belirtmek gerekir. Artun Ünsal hocamız, üstadımız İstanbul'un Lezzet Tarihi'nin ilk bölümünde, Doğu ve Batı'nın yemek geleneklerinin harmanlandığı kadim kentin, Eski Yunan-Roma ve Bizans'tan başlayıp Osmanlı İmparatorluğu'nda saraydan sokağa uzanan zengin mutfak kültürünü günümüze kadar getiriyor.
İstanbul'un Lezzet Tarihi'nin ikinci bölümünde ise günümüz yemeklerinin, tarihten ve geleneklerden gelen özellik ve anlamlarını yansıtan alıntı ve ek notlarla zenginleştirilmiş tarifleri yer alıyor. Tarifler Beyhan Gence Ünsal'a ait...
(İstanbul'un Lezzet Tarihi -
Artun Ünsal - Tarifler: Beyhan Gence Ünsal - NTV Yayınları)

Kazı Başkanının Karavanası
'Arkeolojinin Delikanlısı' Muhibbe Darga için söylenen genel bir tanımlama. Onun için şöyle bir tanım yapılmıştı geçmişte: Bir arkeolog ve dilbilimci, bir öğretim üyesi, bir anne... Hepsinin ötesinde, 60 yaşını aştıktan sonra bile kadın. Kazıdan dönüp duşunu alan, makyajını yapıp, giyinip süslenip yemeğe çıkan, hala çekici, hala flörtçü, hala üretken bir kadın... Kısaca 'delikanlı'... Kitap ise Muhibbe Darga'dan fevkalade bir 'güveç'... Bu kitapta yer alan yemek tarifleri kolay elde edilmemiş. Darga'nın bir ömür, kelimenin tam anlamıyla 'kazı yaparak'  elde ettiği, denediği, ailesine ve dostlarına ikram ettiği, her birine kendi kişiliğinden bir şeyler kattığı yemekler. Bu çalışma, bir yanıyla özel bir mutfak. Bir yanıyla da bir kültür tarihi... Muhibbe Darga, çalıştığı, başkanlık ettiği pek çok önemli kazıda öğrenci ve işçilerine kendi elleriyle yemekler yapmış. Yakın köylerden tarifler toplamış, bunlara bildiklerini eklemiş. Kitap, yemek tariflerinin yanında bu büyük bilim kadınımızın anılarını da içeriyor.
(Kazı Başkanının Karavanası - Muhibbe Darga - Can Yayınları)

EBRU'nun Mutfağından...
Öyle bir yemek yiyelim ki hem hazırlaması pratik, hem sağlıklı, hem lezzetli hem de kesemize uygun olsun. Manken olarak tanıdığımız ama son yıllarda televizyonda 'Pilates Yıldızı' olarak gördüğümüz Ebru Şallı Tan böyle iddialı bir işe imza atmış. Yıllardır dünya mutfaklarını inceleyen, yemek kültürüyle yakından ilgilenen yazar, 'Ebru'nun Mutfağından' adlı kitabında, zamanının ve sağlığının değerini bilenlerle çorbalardan salatalara, makarnalardan pilavlara, et yemeklerinden tavuk yemeklerine, hamur işlerinden tatlılara hazırlaması gayet kolay içeceklerden kendi özel, hafif ara öğünlerine kadar her türlü tarifi paylaşıyor. Ayrıca mutfağımıza giren besinlerin değerlerini vererek okuyucuları yeme içme konusunda bilinçli hale getirmeye çalışıyor. En fazla 30 dakikada hazırlanan tariflerini Ebru Şallı Tan şöyle tanımlıyor: 'Tariflerimin hepsinde sevgi ve aşk var; aşksız, sevgisiz yemek düşünemem.' (EBRU'nun Mutfağından -
Ebru Şallı Tan - Alfa Yayınları)

<p>Merakla beklenen Bayraktar AKINCI Taarruzî İnsansız Hava Aracının (TİHA) 3'üncü prototipine PT-3ü

Selçuk Bayraktar bu sözlerle paylaştı: Yuvadan uçmadan önce son selfie

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

İğneada'da 250 tekne hamsi peşinde! Kasalar dolusu hamsiyle dönüyorlar

Bülent Turan, 1915 Çanakkale Köprüsü inşaatında incelemelerde bulundu