• $7,481
  • €9,0909
  • 442.397
  • 1565.01
14 Ekim 2011 Cuma

Muhabettiniz bol olsun...

Nedim Atilla
Nedim Atilla
YAZARIN SAYFASI

Yemek kitaplarını üçe ayırmak gerek. İlk grup yerel ya da kişisel çalışmalar, ikincisi Türkiye'nin ve dünyanın zengin yemek kültürünü anlatan kitaplar, üçüncüsü ise hem yemek hem de tarihi anlatır. İşte bazı örnekler...
Dünyadaki 'eğilimlere' paralel bir yol izliyor Türkiye'deki yemek kitapları da... Aslında kitapları üçe ayırmak gerek. İlk grup yerel ya da kişisel yemek defterlerinin kitaplaşmış hali. Genellikle iyi niyetli ve geleceğe belge bırakmak açısından önemsenmesi gereken çalışmalar. Bazen üzerinde Adana Mutfağı yazıp da, içindeki tariflerde 'şatobiryan'a (aynen böyle yazıyorlar, sanıyorum büryan zannediyorlar) rastlıyoruz. Fransa'nın Londra Büyükelçisi François Ren Vicomte de Chateaubriand adına, efsanevi şef Montmireil tarafından yapılan bu yemekle bizdekinin alakası yok tabii ki... İkinci grupta ise gerçekten de Türkiye'nin, zaman zaman da dünyanın zengin yemek kültürünü yansıtan kitaplar yer alıyor. Hepsi de kitaplığımızda kendilerine yer buluyorlar. Üçüncü grup ise, hem kültürel öğeler, hem tarifler taşıyan ama bu arada yazarın kişisel tarihinden de bölümler de taşıyan kitaplar. Bunlar resmi olmayan tarih açısından önemseniyor.
Bugün size anlatacağım, Mülkiye camiasında çok tanınan bir kimlik olan Serdar Şahinkaya'nın 'Mutfaktan Sofraya- Muhabbettiniz Bol Olsun' da üçüncü grup kitaplardan. Bu kitaptaki anlatılar, klasik yemek tarifleri değil. Yıllardır birikmiş gözlemler, mutfakta bizatihi emek harcanarak oluşturulan lezzetler ve de sevdiklerinizle, dostlarınızla paylaşılan, 'aynalı sofralar, genelde hergelece bir üslupla' anlatılmış. Başta balık olmak üzere yemek yapmanın aslında keyifli ve ciddi bir iş olduğu anlaşılsın istenmiş. Çokça İzmir ve Ankara, seyrek de olsa Antakya, Bodrum, Cunda, Kıbrıs'a ait lezzetlerin, pazarlardan, tezgahlardan, sokaklardan nasıl olup da sofralara taşındığının öyküsü. (Mutfaktan Sofraya- Serdar Şahinkaya- İmge Yayınevi)

Çatal, İstanbul icadı
Mutfak bilgisinin temel kitaplarından biri Çatal Kültürü. Giovanni Rebora'nın kitabı bizim de temel başvuru kaynaklarımızdan biri. Fernand Braudel'e göre, çatalın geçmişi 16. yüzyıla uzanıyor. Kökeni Venedik'ti, çatal kullanımı 1750 yılına gelinceye yaygınlaşmamıştı. Jean-Louis Flandrin'e göre ise, çatal Bizans'ta yani İstanbul'da keşfedilmiş, 14. ve 15. yüzyıllarda İtalyan sofralarında özellikle makarna yemek için kullanılmış.  Dönemin din adamlarından bazıları için, çatal kullanmak gereksiz ölçüde gösterişli bir hareketti. Piskoposlar, Fransa'da misafirliği sırasında yemeğini çatalla yiyen Bizanslı bir prensesi uluorta azarlamışlardı. Oysa prensese göre, kraliyet ailesine mensup biri olarak yemeğe eliyle dokunmamak Bizans sofra adabının bir gereğiydi. Rönesans boyunca keşifler, yolculuklar, fetihler sayesinde Avrupalılar yabancı kültürler, adetler, görgü kuralları ve düşüncelerle tanıştı. Yeni ve Eski Dünya, Doğu ile Batı arasındaki kültür alışverişiyle Avrupa'ya yeni yiyecekler, yeni tatlar geldi. Kitabın yazarı Giovanni Rebora Cenova Üniversitesi'nde profesör. Kitabın başarılı çevirisini ise Çağla Şeker yapmış. (Kitap Yayınevi)

Taş Devri anlayışıyla zayıflamak
Kitapçılarda en çok satanlar raflarında her zaman bir veya birkaç diyet kitabı bulmak olası. 30 yılı aşkın hekimlik tecrübesiyle Prof. Dr. Ahmet Aydın doğru beslenmeyle ilgili merak edilenlere karşılık vermiş. Söyleşi formatındaki kitapta 'hayvansal yağlar kolesterol yapar mı?', 'ev yoğurdu ve probiyotikler', 'soya ürünleri sağlıklı mı?' gibi konulardan başka tek tek hastalıkları da ele alıyor.
Prof. Dr. Ahmet Aydın'a otizmliler, osteoporozlular, aşırı kilolular, diyabetliler, depresyonlular, kanser hastaları, kalp hastaları, küçük çocuklar, yaşlılar, hamile kadınlar, sporcular gibi binlerce insan başvuruyor. Hepsi de eski sağlıklarına kavuşmak veya daha sağlıklı olmak için nasıl beslenmeleri gerektiğini soruyorlar.
Aslında dertler başka başka ama hastalıkların sebebi aynı. Modern hayatın tanıştırdığı yiyecekler, alışkanlıklar, hareketsizlik, güneş yüzü görmeden sürdürülen yaşamlar... Prof. Aydın bütün hastalarına 'Endüstriyel tuzaklara kapılmadan 'hakiki' yiyecekler yiyin' diyor. Hatta çoğuna, 'Taş Devri Diyeti'ni tavsiye ediyor. 'Doğru beslenin, hastalıklardan korunun ve kurtulun' diyor. Üstelik, modern şehir koşullarında bile bu diyeti uygulamak son derece kolay. 
(Taş Devri Diyeti- Ahmet Aydın- Hayy Kitap)

Çiçekten Sofraya Balın Öyküsü...
Muhsin Dağaroğlu zor bir iş yapmış... Kitabın tanıtımı da şiirsel... Büyük bir öykünün dizeleridir bu kitapla size gelen... Topraktan yükselen bir seda ve çiçekten damlayan nektarın bala dönüşümüdür bu öykü... Doğanın sanki insana sunduğu bir armağandır çiçekte saklanan... Adeta davettir sunulan renkler, kokular ve tatlar... Gelsin diye beklerken bir minicik arı... Sonra hep birlikte ulaşırlar kovana... Çiçeği yeniden var eden, içine gizemi koyan ve ardından bir güç ki onu alıp adeta işleyen ve dantel gibi ördüğü petekte toplayan... Kimi zaman vermez, vermek istemez hazinesini... Kimi zaman da aldırış bile etmeyen arı... İnsana neler verdiğini bir bilse... O çabanın ne denli işe yaradığını hissedebilse ne denli mutlu olur, belki de bal damlardı iğnesinden... Ama o bile yaşama destektir her yönüyle olduğu gibi...
(Çiçekten Sofraya Balın Öyküsü - Yapı Kredi   Yayınları)

<p>Trump Destekçileri Kongre Binası’nı bastı hayatını  kaybedenler ve gözaltına alınanlar oldu

ABD'de devir teslim töreni nasıl olacak?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

256 yaşında ölen adamın sırrı ne?

Zehir tacirlerine şafak baskını! 6 İlde eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi