• $7,4757
  • €9,046
  • 441.629
  • 1556.77
23 Temmuz 2011 Cumartesi

Kapadokya'da 'gecikmiş' şarap günleri

Nedim Atilla
Nedim Atilla
YAZARIN SAYFASI

Geçtiğimiz hafta sonu ilk kez düzenlenen 'Kapadokya Şarap Günleri'ndeydik. Çok lezzetli şaraplar üretiliyor burada ve Kapadokya gastronomi turizminin önemli bir merkezi olmayı çoktan hak ediyor.

Geçtiğimiz hafta sonu ilk kez düzenlenen 'Kapadokya Şarap Günleri'ndeydik. Sponsorların desteği elbette küçümsenemez, ama bir 'dünya rehberi' olarak tanıdığımız Murat Yankı'nın olağanüstü çabalarıyla mükemmel bir program hazırlanmıştı. Şaraplar farklı ve lezzetliydi gerçekten ama yemeklerin daha iyi olması gerektiği konusunda cümlemiz hemfikirdik. Ancak bütün bunlardan önemlisi, Kapadokya ülkemizin ayrıcalıklı bir turizm merkezi olarak daha da geliştirilebilir; işin içine gastronomi dahil edilebilir ve 8 aylık turizm sezonu tüm bir yıla yayılabilir. Yani bu muhteşem hazineden sonuna kadar faydalanılabilir; kuşkusuz onu harcamadan; onu daha da kıymetlendirerek... 
Şarabın üretildiği Anadolu'daki en eski topraklardan biri olan ve Hititlerin de şaraplarını üreten Kapadokya'da tarih, mutfak ve şarap dostları bir araya gelince, 'değmeyin keyfimize'... Etkinlik sadece Kapadokya'daki üreticileri kapsamakla kalmadı; Türkiye'nin başka yerlerindeki şarap üreticileri ve şarap severler de bu kadim topraklarda yan yana geldi. Hititler şaraplık üzüm çeşitlerinden birine 'dimre' diyorlarmış. Bugün de Kapadokya'da kara üzüm yer bağlarında üretilen üzümün adı 'dimril' veya 'dimrit'. Nefis şaraplar üreten 'Turasan' firmasının 'dimrit' üzümünü hala kullanıyor olmasına da ayrıca sevindim. Sıradan bir sofra şarabı ama asıl güzelliği 3 bin yıldır yaşıyor olması. Hele yanında bu bölgeye özgü, herhalde yapımı Hititlere kadar uzanan tulum peyniriyle tarihi bir lezzet yolculuğuna çıkmak olası.
Buralarda uzun süre yaşamış ve şarapçılığı biraz da dini inançlarının gereği olarak yaşatmış olan Kapadokya Rumlarının mutfak öyküsünü, sevgili dost Sula Bozis'ten dinledik. Kilise kapılarında ve Rumlardan kalma eski evlerde, asma-üzüm süslemeleri dikkat çekiciydi gerçekten... Sula ile kucaklaşıp hasret gidermek güzeldi; üstelik her zaman olduğu gibi yine ondan çok şey öğrendik.
Önemlidir, ülkemizde ilk kez, ana teması 'Şarap ve Tarih' olan bir etkinlikte buluşuldu;  bu içkinin Anadolu'da çağlar boyu süren serüveni, konunun yerli ve yabancı uzmanlarının anlatımıyla tartışıldı. Çok sunum dinledik ama 'Bir Büyük Şarap Teruarı Bourgogne ve Kapadokya Teruarı Üzerine Görüşler' adıyla bildiklerini bizimle paylaşan toprak biyologları Lydia ve Claude Bourguignon'un anlattıklarından sonra, bildiğimiz birçok şeyi yeniden gözden geçirme zorunluluğu hissettik. Şarap üreticilerinin de, bilim insanlarının da 'biyolojik çeşitlilik üzerine kaygılar' taşıyor olmasından çok etkilendim. Hem panelde hem de dönüş uçağında, bu kaygıyı dillendiren ve bu konuda elini taşın altına koyan herkese içtenlikle teşekkür ettim. Şakası yok, bizim de bu biyolojik çeşitliliği fevkalade önemsememiz gerekiyor. Etkinlik kapsamında, Kapadokya'nın şarap rotalarını uzman rehberlerin önderliğinde keşfe çıktık; şarabın binlerce yıllık eşlikçisi olan müzik de bu büyüleyici atmosferin tamamlayıcısı oldu. Çünkü Ankara Üniversitesi solistlerinden dinlediğimiz ve Şarap Tanrısı Dionysos'a adanmış olan 'Bakkanaia' başlıklı konser, başlı başına doyumsuz bir keyifti.

SOYLU ÜZÜM EMİR
Kapadokya şaraplarında kullanılan başlıca üzüm çeşitleri Kalecik karası, öküzgözü, boğazkere, emir, narince ve dimrit. Bunların yanı sıra bir de eski Rumların önemli yerleşimlerinden Sinasos'a has 'horoz karası' var ama o da vasat bir üzüm. Kapadokya'da özellikle tanımaktan sevinç duyduğumuz Kocabağ Şarapları'nı üreten Memduh Erdoğan ve ailesi, her gün dağı, taşı kazarak olağanüstü bir gastronomi merkezi kazandırma çabasındalar. Memduh Erdoğan'ın heyecanı herkese örnek olmalı; bizler de gelişmelerin takipçisi olacağız. Kapadokya'nın soylu üzümü olan 'emir'i ise başta Turasan ve Kocabağ olmak üzere diğer tüm üreticiler de nasıl daha iyi işleriz diye kafa yoruyor. Edouard GuŽrin adında bir ziraat mühendisi-önolog şarap yapımcısı ile tanıştık; bu kadar mı iyi anlaşılır bir coğrafya, dışarıdan gelen biri olarak, şaşırdık. Onun Kapadokya'ya yaptığı hizmetleri yürekten alkışladık. İşin ilginç yanı, Edouard'ın oğlunun babasından çok daha güzel Türkçe konuştuğunu da öğrendik. Anadolu'ya gönül vermiş bir Fransız dostu tanımış olmak, açıkçası hepimize iyi geldi. Sadece şaraba değil Anadolu tarımına da gönül veren Kayseri'nin tek şarap üreticisi Oluş Molu'yu ise ayrı bir yazı konusu yapmam gerekir. Anadolu'da sağlıklı beslenme adına o kadar önemli işler yapıyor, o kadar çok mücadele veriyor ki, bu mucize insanı sizlere daha yakından tanıtmalıyım.

Güzel şaraplar ve vasat yemekler
Bu coğrafyada tadına baktığımız her 'emir', bir başka güzeldi. Aradaki fark, yeşil-sarıdan açık sarıya giden tonlarda oluşundan ve bölgede dört ayrı 'emir' üzümü çeşidinden kaynaklanıyormuş. Ben biraz yeşil elma tadı aldım ama ustaların yanında pek de sesimi çıkarmadım; asiditesi kuvvetli, hoş ve kolay içimli bir şarap olduğunu söyleyebilirim. 'Boğazkere' ve 'öküzgözü'nü Güneydoğu Anadolu'dan, 'misket'i ise Ege'den getirtiyorlar. Bu arada herkes bir 'Kalecik karası' telaşına da düşmüş ama aslı gibi olmuyor doğal olarak. 
Bu kadar güzel şarapların hakkını, yemekler eşliğinde tam olarak verebildik mi derseniz, yanıtım hayır olacak. Yemeklerin lezzeti şarapların oldukça gerisindeydi... Ama gelecek adına umutlanmak için de çok şeye tanık olduk. Mutfak Dostları Derneği Başkanı Ahmet Örs ve Murat dostumuzla birlikte uzun uzun söyleştik, düşüncelerimizi paylaştık ve umutlandık. Gelecek yıllarda, lezzetli yemekleriyle ünlenmiş, gastronomi turizminde iddialı bir Kapadokya görmeyi hayal ettik. Yağ, un, şeker var; sıra helvayı karmaya gelmiş.

<p>Angela Merkel’in partisi Hristiyan Demokrat Birlik Partisi'nin genel başkanlığına seçilen A

Türk dostu Armin Laschet kimdir?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Beyaza bürünen İstanbul'dan kar manzaraları

Hobi olarak başladı şimdi taleplere yetişemiyor