• $9,6203
  • €11,1956
  • 556.296
  • 1470.47
10 Mart 2012 Cumartesi

Duygunun en sıvı hallerinden biri...

16. yüzyılın sonlarından bu yana tavşan kanı rengiyle içtiğimiz çaya zaman içinde pek çok anlam da yükledik. 'Türk çayı barışçıldır. Demokratik bir içecektir. Evlerde ve işyerlerinde ikram edilen çay, bir barış mesajı taşır.' Bekir Erdoğan'ın 'duyguların sıvı hali' dediği Türk çayının ülkemizdeki tarihine bir göz atalım.

Yılbaşında, bir kart sakladım... Daha sonra karta konu olan kitabı yazan Amerikalı edebiyatçı Katharine Branning ile de tanıştık. Yazarın Türk çayı üzerine söyledikleriydi aklımı çelen. 'Evet, Bir Bardak Daha Çay İstiyorum' adlı kitabın yazarına kulak verelim önce: 'Türk çayı için 'tavşan kanı' derler. Siyah ya da yeşil değil, kırmızıdır. Türk çayı demlenir. Bir Türk sallama çayı çaydan saymaz. Türkiye'de 'Kahvaltı hazır' demezsiniz; 'Çay kaynadı' dersiniz. Çay aynı Türkiye gibi bir mozaiktir. Miras, kültür, tarih, gelenek ve birçok etnik grubun bir araya gelerek kaynaşması gibi... Türk çayı, arkadaş canlısıdır. O, hiçbir zaman yalnız içilmez. Eğer bir Türk sizinle arkadaş olmak istiyorsa, ilk teklif edeceği şeydir çay... Türk çayı barışçıldır. Bir bardak çay, nereye giderseniz gidin, size ikram edilir. Demokratik bir içecektir, herkes içebilir. Evlerde ve işyerlerinde ikram edilen çay, bir barış mesajını da size taşır. 13. yüzyılın büyük sufi şairi Mevlana'yı hatırlatır. 'Gel şu günün hay huyunu bir kenara koyalım. Gel bir bardak çayı paylaşalım. Haydi gel hayatı ısıtalım.'
Sanki bizi anlamış, çaya yüklediğimiz değerleri çözmüş ve güzel dile getirmiş. Bu satırları okuyunca, nedense, Bekir Erdoğan'ın şu dizeleri geldi aklıma: 'Ve hala ince belli bardakta içilen çay, tüm felsefe / poetika ve kuramların üstündedir / çay duyguların sıvı halidir.' Çayı bundan daha güzel tarif edebilir misiniz? Aslında burada noktayı koyup defteri kapatmak gerek...

SU'DAN SONRA ÇAY GELİYOR
Biliyor musunuz, dünyada 'su'dan sonra en fazla tüketilen sıvı 'çay'dır. Yaklaşık 40 ülkede yetişir. Kişi başına tüketimde dünyada beşinci sırada olan Türkiye, üretim açısından da altıncı sırada yer almaktadır. Ülkemizde yaklaşık bir milyon insanın gelir kaynağıdır çay... Hepimizin bildiği gibi, ekonomik olduğu kadar sosyal yaşamın da bir parçasıdır. Türkçe'ye kattığı sözcük ve deyimlerle, maddi kültüre dahil ettiği eşya ve gereçlerle, geleneksel tıptaki yararlarıyla Anadolu kültüründe derin izleri vardır.  
Bitkinin Anadolu'ya ne zaman geldiği meçhul... Osmanlı döneminde çay hakkında bazı eserler kaleme alınmış ama ne zaman ve nasıl tanış olduğumuza değinilmemiş.  Avrupa, çayla 17. yüzyılda tanışmış, oysa Osmanlı 16. yüzyılın sonlarında çayı biliyor ve seviyordu.
Çayın yayılmasında İranlıların ve Azerbaycan Türklerinin katkısı büyüktür. 'Semaver'de çay demleme sanatında mahir olan bu iki halktan İstanbul'a göçenler, çayhanelerin ve çay bahçelerinin bizde de açılmasına öncülük ederler. 19. yüzyılın sonlarına doğru, özellikle Şehzadebaşı ve Direklerarası'nda çok sayıda çayhane açılır. Dönemin edebiyatçı, şair ve gazetecilerinin devam ettiği bu işletmeler, birer fikir ve sanat kulüpleri olarak hizmet vermeye başlar. Çayı şiirlerinde en çok yad eden şair kimdir bilir misiniz? Attila İlhan... Önceleri Pasaport'ta ve Karşıyaka sahilinde, ardından da mesken tuttuğu İstanbul Emirgan'da kaleme almıştır, o unutulmaz şiirlerini... Bu durumu, rakıyla arasının iyi olmamasına bağlayanlar da vardır. Zaten bir çay alır insanın gamını kederini, bir de rakı... 'Hüzne büründüler mi buğulu billur / koyu çay karanlığı keder ağladı' ya da 'Bardağında üşümüş gece çayı / hatırlayıp sakladığı bir tabanca gibi...' derken şair, çaya olan düşkünlüğünü açıkça ele verir. Aslını ararsanız, demli bir bardak çayın verdiği mutluluktan 'dem vurmayan' şairimiz, yazarımız yok gibidir. Keyiflendiğimizde de ararız çayı, canımız daraldığında da... Soğuk havada içimizi ısıtsın diye içeriz; sıcak havada hararetimizi azaltsın diye... Bir bardak çay söylemeden muhabbete başlayamayız biz... Yani bin derde devadır meret...

Çayın tarihine yolculuk...
Türkiye'de çay üretmek için ilk deneme 1888 yılında yapılmış. Zamanın Ticaret Nazırı İsmail Paşa'nın aracılığıyla Çin'den getirtilen çay tohumları ve fidanları Bursa'da denenmiş ancak iki denemenin ardından sonuç alınamamış.
Çay tarımını yaygınlaştırmak isteyen ilk padişah II. Abdülhamit olmuş. Padişah kendisine gelen başvuruları da dikkate alarak, Trabzon ve çevresine ilk teknik heyeti göndermiş. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra bölgede yaşanan hem sosyal bunalımlar hem de işsizlik sebebiyle meydana gelen aşırı göç, bölge insanına gelir kaynağı ve iş alanları yaratılmasını zorunlu hale getirmiş. 1924 yılında TBMM'de, 'Rize İli ve Borçka Kazası'nda Fındık, Portakal, Mandalina, Limon ve Çay Yetiştirilmesine Dair, 407 Sayılı Kanun' kabul edilmiş. Ve nihayet çay tarımı, bu kanunla yasal güvenceye kavuşturulmuş. İlk çay fabrikamız 1947 yılında, 60 ton/gün kapasiteli olarak Rize'nin Fener Mahallesi'nde, 'Merkez Çay Fabrikası' adı altında işletmeye açılmış.

<p>Futbol, sahaları aşıp evlerimizdeki televizyonlara, günlük  aktivitelere ve tabi ki son olarak oy

Neden PES Atarız?

NBA tarihinin en iyi 75 oyuncusu açıklandı! İşte listede yer alan isimler

Yıkamaya getirdiği halı servet değerinde çıktı

Mega lüks yat ''Lady Gulya'' Marmaris'te