• $7,5217
  • €9,0032
  • 412.38
  • 1541.98
05 Mart 2011 Cumartesi

Boğaz'daki efendiler daha ne kadar yaşayabilecek?

Nedim Atilla
Nedim Atilla
YAZARIN SAYFASI

Artun Ünsal'ın simit kitabını tam olarak 'sindirmemişken' o yepyeni bir çalışma ile karşımıza çıktı ve Bizans'tan Osmanlı'ya, Cumhuriyet'ten günümüz İstanbul'una balık ve balıkçılık kültürünü 'Boğaz'ın Beş Efendisi' adıyla bir albümde buluşturdu.

Prof. Artun Ünsal, siyaset bilimci kimliğiyle ülkemizde önemli araştırmalara imza atmış bir isim. Kan davası denildiğinde ilk o geliyor akla, Güneydoğu'da aşiretler arasında savaş çıktığında da... Kentteki siyasal şiddet ya da futbol sahalarında yaşananları anlamak için önemli başvuru yayınlarının yazarı. Son yıllardaki bilinirliliği-tanınılırlığı peynir, zeytinyağı, yoğurt, ekmek ve simit üzerine yaptığı benzersiz çalışmalardan sonra iyice arttı. Her biri alanında birer 'bilgi deposu' olan ve Anadolu'nun beslenme kültürünü yansıtan kitapları önemli referans yayımları olarak kabul ediliyor.
Artun Hoca'nın çalışkanlığı da dillere destan; simit kitabını tam olarak 'sindirmemişken' o yepyeni bir çalışma ile karşımıza çıktı ve Bizans'tan Osmanlı'ya, Cumhuriyet'ten günümüz İstanbul'una balık ve balıkçılık kültürünü 'Boğaz'ın Beş Efendisi' adıyla bir albümde buluşturdu. 'Lüfer, Palamut, Levrek, Tekir ve İstavrit'e Dair' ne varsa Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan kitapta bulmak olası. Artun Ünsal kendini, 'Karekin Deveciyan'ın 1910'larda yazılmasına karşın hala aşılamayan dev eseri 'Türkiye'de Balık ve Balıkçılık' ve bir sonraki kuşaktan Sıtkı Üner'in 'Balık Avcılığı ve Yemekleri' gibi temel referans eserleri dururken; ben fakir kulunuzun balıklar, avlanma yöntemleri, araç ve gerçekleri üzerine yeni bir şeyler söylemeye çalışması gereksiz bir çaba olacaktır. Ben sadece, Boğaz'da Çengelköy'de oturan bir deniz ve balık meraklısıyım, işte o kadar' diye tanıtıyorsa da ortaya iyi bir iş çıkmış.
Aslında çıktığımız bu yolculuk, beş balığın peşinden bir tarih-kültür yolculuğu. İstanbul dünyanın 'içinde deniz akan' 1500 yıllık nadide bir başkenti. Bu denizin efendileri daha ne kadar yaşayacaklar bilemiyoruz tabii ki. Hoca, 'Boğaz'ın Beş Efendisi', balık ve balıkçılık üzerine teknik bir kitap değil, İstanbul Boğaziçi'nin öteden beri ünlü nice lezzetli 'geçici', 'gezici' ya da 'yerli' balıkları arasında, günümüzde eskisi kadar bol çıkmasa bile, hala İstanbulluların sofrasını şereflendirmekten eksik kalmayan beş balığı konu alan bir güzellemedir sadece' diyor.

ÇİLİNGİR SOFRALARINDAN ZİYAFETLERE
Lüfer, Palamut, Levrek, Tekir ve İstavrit... Boğaz'ın bu 'beşibiryerde'si, tarih boyu bizi beslemenin, damağımızı şenlendirmenin yanı sıra alışkanlıklarımıza, kültürümüze, başka bir deyişle, genlerimize dek işlemiştir. Çilingir sofralarından ziyafetlere, yoksulların masasından seçkinlerin mutfağına, daima aranan 'derya kuzuları'dır. Dahası, musikimize, resmimize ilham veren, edebiyatımızda sözü edilen Boğaziçi'nin eskiden olduğu gibi bugün de en sevilen ve pişirilmesi bile başlı başına bir sanat olan balıkları arasındadır.
Kent nüfusunun tırmanması, Boğaz'ın ve Marmara'nın kirlenmesi, bilinçsiz ve aşırı avlanma gibi nedenlerle ağlar ve oltalar son kırk yıldır giderek mahzunlaşırken, hala mevsiminin gelmesini dört gözle beklediğimiz, fiyatları ne kadar yükselirse yükselsin, onlarsız yapamadığımız, yapamayacağımız balıklardır bunlar. Kitapta Boğaziçi'nin balıkları ve insanlarıyla buluşuyoruz. Beyhan Gence'nin hünerli elleriyle denediği çeşitli  balık yemeği tarifleriyle, alçakgönüllü bir ziyafete davet ediliyoruz.

Tanpınar ne demişti İstanbul için?
Doğduğu, yaşadığı şehri iyi kötü bilmek gibi tabii bir iş, İstanbul'da bir nevi zevk inceliği, bir nevi sanatkarca yaşayış tarzı, hatta kendi nevinde sağlam bir kültür olur. Her İstanbullu az çok şairdir, çünkü irade ve zekasıyla yeni şekiller yaratmasa bile, büyüye çok benzeyen bir muhayyile oyunu içinde yaşar. Ve bu, tarihten gündelik hayata, aşktan sofraya kadar genişler.
'Teşrinler geldi, lüfer mevsimi başlayacak' yahut 'Nisandayız. Boğaz sırtlarında erguvanlar açmıştır' diye düşünmek, yaşadığımız anı efsaneleştirmeye yetişir. Eski İstanbullular bu masalın içinde ve sadece onunla yaşarlardı. Takvim onlar için Heziod'un Tanrılar Kitabı gibi bir şeydi. Mevsimleri ve günleri, renk ve kokusunu yaşadığı şehrin semtlerinden alan bir yığın hayal halinde görürdü. (Ahmet Hamdi Tanpınar, Beş Şehir'den)

<p>Samsun'da eski eşi E.M.'yi sokak ortasında 5 yaşındaki kızlarının önünde öldüresiye döven İbrahim

Samsun'daki caninin ifadesi ortaya çıktı: Bir anda gözüm döndü ve sinir krizi geçirdim

Sosyal medyadan servis ettiler... Haftanın yalanları

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Iğdır'da esnaf ziyareti yaptı

Mavi Vatan 2021 Tatbikatı'nın Seçkin Gözlemci Günü başladı