• $8,1459
  • €9,7047
  • 453.721
  • 1382.29
05 Mart 2011 Cumartesi

Bizim ahtapotlar hangi sulara gitti?

Nedim Atilla
Nedim Atilla
YAZARIN SAYFASI

Denizlerimizde artık 5-6 kiloluk ahtapotlar yakalanmıyor. Damaklarımızı şenlendiren ahtapotların azalmasının suçu, kirlenen denizlerin mi, kaçak avcılık yapan dalgıçların mı?

Akdeniz Mutfağı' denince akla ilk gelen deniz ürünlerinden biri de ahtapottur. Son yıllarda denizlerimizde giderek azalmaya başladığına ilk kez dikkatimizi çeken, Sakız Adası'ndaki Hodcza (Hoca) Lokantası'nın beşinci kuşaktan sahibi Yanni dostumuz olmuştu. Eskiden olduğu gibi 5-6 kiloluk ahtapotların yakalanmadığından yakındı ve 'Galiba artık okyanus ahtapotu yiyeceğiz' dedi, hayıflanarak.
Ege kıyılarında 'kanto' derler balık mezatlarına ki Makedonyalı Büyük İskender'den beri yapıldığı biliniyor... Balıkçı kasabalarında yapılan bu mütevazı mezatlarda, eskiden devasa ahtapotlar için kıyasıya çekişmeler olurmuş. Yani rahatlıkla söyleyebiliriz ki iki bin yıldır balıkçı kasabalarında hayatın önemli bir parçasıdır ahtapot. Antik Urla'da yani Klazomenai'de bulunup çıkarıldıktan sonra Yunanistan'a kaçırılan ve halen Mikonos Adası'nın Arkeoloji Müzesi'nde sergilenen şarap amforalarının bazılarının üzerinde de ahtapot figürleri vardır. Sanırım o zamanlarda da, füme aromalı bir beyaz şaraba en çok yakışanın ızgara edilmiş düğmeli ahtapot olduğundan kimsenin kuşkusu yoktu. Bugün bizim sahil lokantalarında da ahtapot giderek daha çok aranıyor ve satılıyor, ancak son yıllardaki dikkat çekici azalmanın nedeni elbette sadece kıyı balıkçılığı değil!

ÜÇ YAŞINA KADAR YAŞIYOR BİR KERE ÜRÜYOR
Kıyılarımızda azalan ahtapotlar, sonunda internetteki tartışma gruplarının da gündemine geldi. Üyesi olduğum 'Kaybolan Tatlar' grubuna gelen 'Ahtapotlar nereye gitti?' mesajına, Mordoğanlı 'Karanfilli Kalamar Avcısı' Cem Liman'ın verdiği yanıt, daha sonra 'Slow Food Fikir Sahibi Damaklar'da da tartışıldı. Cem Liman'ın verdiği bilgiler özetle şöyle: 'Ahtapotlar üç yaşına kadar yaşıyor ve bir kere ürüyor; üreme olgunluğuna geldiğinde de bir kilo civarında oluyor. Mağarayı andıran küçük oyukların, amforaların tavanına yumurtalarını yapıştırıyor. Yaklaşık 200 bin yumurta bırakıyor bir seferde. Yumurtaların sürekli olarak oksijene ihtiyacı olduğundan, ahtapot yuvanın içinde durup sürekli suyu değiştirerek yumurtalarının oksijen almalarını sağlıyor. Ahtapotlar parlak şeylere meraklı olduğundan yuvalarını bulmak çok kolaydır; denize daldığınızda doğal olmayacak şekilde parlak cisimler gördüğünüzde yuvasını bulmuşsunuz demektir.'
Günümüzde geçerli mevzuat çerçevesinde, bir kilodan küçük ahtapot avlamak ve satmak yasak. Balıkçı bir kilodan küçük ahtapotu yakalıyor ve satıyorsa, suçlu ilk olarak küçük ahtapotu tutan küçük balıkçı ama bir de suça teşvik edenler var. Balıkçı, alıcı olmasa avlamaz. Ahtapot yakalandıktan sonra uzun süre yaşadığı için, hemen denize bırakılsa yaşamını sürdürür. Ülkemizde ticari dalgıçlık da yasak ama dinleyen kim? Karaburun'da orfoz avcılarıyla olduğu gibi, gizli ahtapot dalgıçlarıyla da mücadele ediyoruz. İnsafsızca, özellikle de yumurtlama mevsiminde avlandığında bir ahtapotla birlikte 200 bin yumurta da yok oluyor.'
24 santimden küçük lüfer, iki kilodan küçük orfoz, bir kilodan küçük ahtapot ve usulüne uygun, doğru dürüst avlanmayan tüm deniz ürünleri için denetimleri sıklaştırmak şart. Önce Sahil Güvenlik botlarının, sonra Tarım Bakanlığı yetkililerinin kontrolünde, balık ve diğer deniz ürünlerinin usulsüz avlanması da satışı da engellenebilir. Cem Liman dostumuz, 'Tarım Bakanlığı Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü'nün denetim hizmeti eksik; ihbar olursa gidiyorlar. Onlar gidene kadar da küçük ahtapotlar çoktan el değiştirmiş ve yerine ulaşmış oluyor. Zabıta görevlileri ve Tarım İl Müdürlüğü görevlileri, sanırım bir de veteriner burada denetim görevi yapıyor. Mesai saatleri içinde kaçak satış olmuyor, olmuyor ama balık hallerinde balık satışı çok erken, 06.00- 06.30 gibi başlıyor ve erkenden bitiyor. Bu arada ne satıldıysa satılmış oluyor' diyor.
Elbette biz tüketicilerin de bilinçli ve hassas olması gerekir; çinakopları, küçük orfoz ve ahtapotları almayarak denetçilerin işini kolaylaştırabiliriz.

Kirlenen denizler
Tartışmaya Kuşadası'ndan katılan Gürsel Tombul ise, ahtapotların çok avlanmaktan değil de denizlerdeki kirlilikten tükendiğini iddia ediyor ve ekliyor: 'Ahtapot, Türk mutfağında soyu tüketilecek kadar yaygın kullanılmıyor. Ahtapotlar kayalık kıyıları yumurtlamak için seçer ve yumurtaları çok oksijene ihtiyaç duyar. Denizlerde, özellikle kıyılarda oksijen, yaşam tükeniyor. Kirlilikle beslenen katil yosunlar kıyılarımıza kadar ulaştı. Bu kirliliğin sebebinin balıkçılar olduğunu düşünmüyorsunuz umarım. Orman köylüsü ormanı yıkıp yakmaz. Kıyıdan avlanan dalgıç ya da olta balıkçısı da ahtapot soyunu tüketmez. Denizlere kontrolsüz akan kanalizasyonları ve dereleri kirleten sanayiciyi sorgulamayacak mısınız?'

Son cemre yarın düşüyor, haydi börek yapmaya!
Anadolu halkının İlk Çağ'dan bu yana gelen inanışları çerçevesinde, yarın son cemre toprağa düşüyor. Bu demektir ki artık önümüz bahar. Küresel ısınma dediğimiz meret, önümüzdeki yıllarda cemre bırakır mı bilinmez ama bilelim ki bize bundan böyle karada ölüm yok. Şimdiden tiril tiril ketenlerin hayalini kurabiliriz. Evet, 'mart kapıdan baktırır' ama ateş olsa cürümü kadar yer yakar. Baharın kokusu çoktan ortalığı sarmıştır. Şimdiden son cemremizi kutlayayım ve eski Ege geleneklerine göre otlu börek, özellikle de gelincikli, ısırganlı börek yapma zamanının geldiğini  duyurayım. Mayıs sonuna kadar gelincik şerbeti yapmak için de fırsatınız bol. Yok, biz yapamayız derseniz, Bozcaada'ya kadar uzanacaksınız bir zahmet...

<p><span>Geçmiş duygusal yaraların sağlıklı bir onarım  süreci yoksa kaybetme korkusunun yeri sağlam

İlişkilerde kaybetme korkusunu aşmak

Düzce'de denizin bir kısmı kahverengiye dönüştü

Limonu hiç mikrodalgada ısıtmayı denediniz mi? Sonuçları inanılmaz

2021 BAFTA Ödülleri sahiplerini buldu