• $7,397
  • €8,9929
  • 443.629
  • 1542.81
26 Şubat 2011 Cumartesi

Anneciğim, Türkler geliyor!

Nedim Atilla
Nedim Atilla
YAZARIN SAYFASI

Biri kaygı veriyor, diğeri umut... Bir yanda yaklaşan ciddi gıda krizleri, öte yandan turizmden ülkemizin bu yıl alacağı payın giderek artacağını gösteren veriler...

Geçen hafta izlediğimiz iki önemli buluşma, sektörün temsilcilerinde işte yukarıda sözünü ettiğim bu tür karışık duygulara yol açtı. Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick, küresel gıda fiyatlarının tehlikeli bir düzeye yükselmesi ve fiyatlardaki sürekli artış sebebiyle, milyonlarca insanın giderek daha da yoksullaşacağını, siyasal istikrarsızlıkların da körükleneceğini söylerken, gerçekten endişeliydi. Daha önce Berlin'deki 'Yeşil Hafta'da gündeme gelmişti; gıda fiyatlarındaki artış nüfusu kalabalık ülkelerin önce kendi halkını düşünerek ihracat yasakları getirmesine yol açacaktı. Kuşkusuz küresel ısınma ve iklim koşullarındaki görülmemiş değişiklikler de gelecek yıllar için pek umut vaat etmiyordu.  

415 FİRMA, 45 BİN KATILIMCI
Geçtiğimiz hafta sonu Antalya Expo Center'da düzenlenen 18. Uluslararası Yiyecek Ve İçecek İhtisas Fuarı'nda, sektörün temsilcileriyle buluştuğumuzda, sohbet bu minval üzereydi. Kaygılar ve sıkıntılar ön plandaydı, ama turizmde bu yılın iyi geçeceğinden de kimsenin kuşkusu yoktu. Yerli-yabancı 415 firma, 45 bine yakın da ziyaretçi katılmış fuara... Antalya, bildiğiniz gibi ülkemizin turizm başkenti; bu durum kentin başka alanlarda cazibe merkezi olmasını da sağlıyor. Elinde 'iyi bir ürün' olan Antalya'ya koşuyor ya da Akdeniz'in iç kesimlerinde, iklimin de şahane olmasının etkisiyle 'niş' ürünler üretenlerin sayısı hızla artıyor. Kendilerine hedef olarak Antalya'ya gelen 'parası bol' turistleri seçip Fransız ve İsviçreli peynir üreticileriyle yarışacak kalitede peynir üretenler mi arasınız; şarküteri alanında iddialı daha küçük üreticiler mi? İtalya'dan çıkmış bir söz, Avrupa'da çok yaygındır: 'Mamma i Turchi!'; 'Anneciğim Türkler geliyor!' anlamında. Türkleri barbar ve korkulacak varlıklar olarak göstermek için... Antalya'da bizim gıda üreticilerinin başarılarını görünce, Avrupalıların bu sözü daha sık söyleyeceklerinden hiç kuşkum kalmadı. Genellikle bu türden fuarlarda 'burnundan kıl aldırmayan' halleriyle tanınan Fransızlar da özel bir pavyon açmış Antalya'da; çikolata, şekerleme, unlu mamul ve 'gurme ürünler' sergiliyorlar. 'Anneciğim, Türkler gıda alanında da geliyorlar!' kaygısını duyanlar da galiba en çok Fransızlar... Çünkü pazarlama alanında yaptıklarını görseniz, bana hak verirdiniz. 

'SARIULAK' VE 'KABAULAK YAĞI
Bu fuarda bizleri de şaşırtan bir gelişmeyi, Adana merkezli olup ünü bütün dünyaya yayılmış olan 'Sunar Grup' yaptı. Çukurova'ya milyonlarca zeytin fidanı dikilmeye başlandı son yıllarda. Türkiye'nin zeytin ve zeytinyağında iddialı bir üretici ülke hale gelmesinde, emin olalım ki, Çukurova'nın da rolü büyük olacak. Grubun Pazarlama Müdürü Mevlüt Nacar, hiç bilmediğimiz bir zeytinyağı ile tanıştırdı bizleri. Tarsus'a özgü bir zeytin türü olan 'Sarıulak'tan elde edilmiş bu sızma yağ, aroma ve lezzet açısından hayli farklı bir ürün. Öğrendik ki, 88 değişik varyetenin bulunduğu ülkemizde daha saptanmamış ne ürünler varmış! Üstelik bir de 'Kabaulak' türünden haberdar olduk. Sunar'ın tanıtımında Türkiye Aşçılar Federasyonu üyesi ve Aşçılar Milli Takımı Teknik Direktörü Rafet İnce ile de karşılaştım; fuarda yeni lezzetlerin peşindeydi.
Antalya'da Ortadoğu Pazarı'na gözünü diken 'Helal Gıda Sertifikası' sahibi üreticiler de vardı. Gıda ihracatçılarının da aklı Arap ülkelerindeki bu karışıklıklarda... Gönderdikleri malın parasını alıp alamayacağından kuşkulu çok sayıda ihracatçı ile dertleştik.
Sözün özü, Antalya'daki fuardan ülkemizin gıda alanında geldiği aşamalar açısından umutlu; gıdada evrensel anlamda yaşanan kaygılar açısından da endişeli döndük.
Bu arada bir kez daha yineleyelim, turist gelmediğinden yakınanlara da önerimiz olsun: Turizmin içinde gastronominin yeri önemli, doğru seçilmiş gastronomik öğeler turist, artırıyor.

İstanbul'da Gastronomi Festivali
Geçen haftanın önemli bir başka etkinliği de, Tüm Aşçılar Federasyonu tarafından düzenlenen İstanbul Gastronomi Festivali idi...
İstanbul - 2010 Kültür Başkenti kapsamında, İstanbul'un özel mutfağını dünyaya tanıtamadık ne yazık ki. Şimdi de böyle etkinliklerden medet umar hale geldik.
Türkiye'nin çeşitli yörelerinden gelen aşçılar ve aşçılık bölümü öğrencilerinin farklı dallarda yapılan yemek yarışmalarına katılımlarıyla süren bu festival, giderek tam bir öğrenci festivaline dönüştü. Dünya Şefler Birliği'nin (WACS) belirlediği standartlar çerçevesinde yapılan yarışmalarda, şefler iddialı şekilde yarıştı. Çünkü madalyaların yanı sıra dünya genelinde geçerliliği olan sertifikalara sahip olacaklardı. Öğrenciler, rakiplerinden daha iyi iş çıkarmak için gerçekten ter döktüler. İnsan gençleri izlerken heyecanlanıyor; çünkü biliyoruz ki mutfaktaki en önemli  malzeme 'sevgi'...

<p>Faizler tarafında geçen haftadan beri değişen bir şey olmadığını kaydeden 24 TV Ekonomi Müdürü Sa

Piyasalar bugün neyi fiyatlıyor?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Karlı kış günlerinde ''Van usulü beyzbol'' oynayarak eğleniyorlar

Haftanın yalanları