• $7,4627
  • €9,024
  • 437.81
  • 1524.49
18 Şubat 2012 Cumartesi

25 milyon turist, mutfağımızdaki lezzetlerden haberdar mı?

Nedim Atilla
Nedim Atilla
YAZARIN SAYFASI

Yeme-içme konusu özellikle de turizm sektöründe giderek daha büyük önem kazanıyor. Turistler gezip görmek dışında o yörenin mutfağını da merak ediyor. Peki biz, her şey dahil sistemiyle gözleme dışında Türk mutfağını turistlere tanıtabiliyor muyuz?

Burnunuza sucuktaki baharat, pastırmadaki çemen kokuları geldiyse eğer, başınızı hafifçe yukarı kaldırın, 'Kayseri' yazısını göreceksiniz. Mis gibi ekşi tarhananın kokusu ise Sakarya ve Düzce illerinin standından geliyor; ama işi bilenlerin gözü tarhananın alası için 'åşıklar Şehri Uşak'ta... Çok aşina olmadığımız, az bilindik kokular da var ortalıkta ve hemen hepsi de yeni bir lezzetin müjdecisi gibi. Faslı aşçılar 'Kuskus' getirmişler doğal olarak; 'Yahu bu aroma çok tanıdık' diye köşeyi dönünce de Midilli pavyonundan yükselen rezene kokusunu alıyorsunuz hemen. Biliyorsunuz, Midilli'nin zeytinyağı kadar 'Uzo'su da meşhur.  Zaten Yunan Adaları, fuarın dört bir yanına dağılmış. Selanik ise daha gösterişli bir stant kurmuş. Herkesin derdi aynı; herkes kendi mutfağını tanıtmanın peşinde. Mutfaktan gelen dayanılmaz kokularla, misafirlerini cezp etmenin peşinde. Yani farklı lezzetlerle daha çok turist çekmenin derdinde...   
Bu fuar aslında doğrudan tüketiciye, yani yerli ya da yabancı turiste yönelik değil; profesyoneller arasında yaşanan bir buluşma. Dünyanın yükselen değeri 'mutfak' olduğu için de, geçen hafta Beylikdüzü'nde açılan ve 'dünyanın beşinci büyük turizm fuarı' olarak tanıtılan 'Emitt'in ağırlıklı konularından biri 'gastronomi turizmi'ydi. Hakkı verilmiş midir, derseniz; tartışılır. Bilinen bir şey, ülkemize gelen turist sayısı her yıl biraz daha artıyor. İstanbul, Antalya ve İzmir'de düzenli olarak açılan fuarlar ise hem sektörün önemli profesyonellerini bir araya getiriyor hem de gastronomi alanında büyük bir rekabete sahne oluyor. Otellerin başarılı şeflerini de yöneticilerle beraber görüyoruz artık; çünkü 'iyi bir şef', iyi bir otelin olmazsa olmazlarından. Biz de durumun bilincine vardık; ama her yıl 25 milyon turist ağırlayan bir ülke olarak hala hak ettiğimiz yerde değiliz. Daha çok çalışmamız lazım, çook... 
Sıklıkla dile getirdiğimiz gibi yeme-içme konusu bütün dünyada, özellikle de turizm sektöründe giderek daha büyük önem kazanıyor. Geçmişte de söylemiştik: Boğazına hiç düşkün olmayan, 'ağzı dili yeniliklere kapalı' insanlar dışında turist, gittiği yerde görülmesi gerekenleri görmek, kültürel mekanları gezmek dışında, oranın kendine özgü mutfağını da merak ediyor. Farklı lezzetleri denemek, tatmak istiyor. Hatta bazen sadece bunun için bile yollara düştüğü oluyor. 

ÖRNEK ÜLKE BELLİ
Gastronomiyi turizmin en önemli unsuru haline getiren ülke, tartışmasız İtalya... Evet, sanıldığı gibi Fransa değil. Dünyanın turistik neresine giderseniz gidin, eli yüzü düzgün bir İtalyan lokantası ile karşılaşırsınız. İtalyanların mutfaklarını tanıtma başarısındaki en önemli etken de sadece yörelerinin, ülkelerinin yemeklerini tercih etmeleri, kendi şaraplarını içmeleridir. Yani yerli malına itibar etmeleri ve onu yüceltmeleridir. Derler ya, önce sen kendini seveceksin... Yemek kültüründe milliyetçi tercih öyle boyutlara varmış ki, örneğin Toskana Bölgesi'nde size sadece o yörenin yemeklerini servis ederler ve de o vadinin şaraplarını... Sicilya'da Sicilya tatları, Napoli'de Napolitenler... Kendi şaraplarından başkasını sanki boykot etmişçesine içmezler, içirmezler. Üstelik yeme-içme tercihleri, göç ettikleri yerlerde de aynen devam eder; geleneklerini adabıyla sürdürürler. Ne diyelim, darısı bizim başımıza... 
İtalyan örneğini Yunan, Çin, Japon, Tayland, Meksika, Singapur gibi ülke mutfaklarında da görebilirsiniz. Ülkemizde de turizmci arkadaşların akıllarını başlarına devşirmeleri gerekiyor; hem de daha fazla vakit kaybetmeden. Geçtiğimiz aralık ayında, Antalya'da yapılan mutfak zirvesinde konuşan Mutfak Dostları Derneği Başkanı Ahmet Örs'ün de dediği gibi, 'Her şey dahil sistemi uygulayan turistik otellerde, yabancıların karşılaştığı yegane Türk yiyeceğinin sadece 'gözleme' olmaması gerekir. Sanki bütün Türkler sadece 'gözleme' ile karınlarını doyururmuş gibi, folklorik bir görüntü sağlamak uğruna, yabancılara son derece ilkel bir manzara sunuyoruz. Yarısı bile yense mideye oturan bu hamuru pişirip ikram ediyorlar. Turistler de bu ilkel manzaranın fotoğraflarını çekip ülkelerine götürüyor. Görenler de Türk mutfağındaki yemeklerin, Afrika'nın Hotanto yerlilerinin yediklerinden farklı bir şey olmadığı izlenimini ediniyorlardır.' 
Ülkemizdeki zengin gastronomi birikimini ne yapıp edip tanıtmalıyız. Aklın yolu bir... Bugün turistler Türkiye'ye ayak bastıkları andan itibaren, ayrılacakları güne kadar, hemen her öğün birbirinin aynı yemekler yemek zorunda kalıyorlar. Ve işin hazin tarafı, yedikleri şeyler de Türk mutfağını temsil etmekten çok uzak... Oysa mutfaklarımızda pişen müthiş lezzetleri konuklarımıza bir tattırabilsek; her şey çok güzel olacak. Her yıl ülkemize gelen 25 milyon turistin yarısı yemeklerimize ilgi duysa, bize yeter de artar bile... Siz bir de o zaman görün bacasız sanayiyi...

Bu Tom Jones, başka bir Tom Jones
Geçen hafta ülkemizi ziyaret eden 'Viski Elçisi' Tom Jones, adaşı ünlü müzisyenden farklı olarak (biz pek aşina olmasak da) aslında içki dünyasında çok meşhur... Mey'in CEO'su Galip Yorgancıoğlu'nun konuğu olarak ülkemize geldi; dünyada en çok satılan viski Johnnie Walker'ın tüm dünyayı gezip tanıtımını yapan 'brand ambassador'u olarak, eski ve yeni ürünler hakkında bizlere bilgi verdi. 'Harmanlama Efendisi' Jones, 'Yürüyen Adam' filmiyle markanın hikayesini sunduktan sonra, enteresan bir gösteri yaptı ve bir 'Black Label'ı önce bol buzla tattırdı. Ardından sek olarak denetti; son olarak da çok az suyla... Böylelikle buzun dilimizde ve damağımızda yaptığı olumsuz etkiye dikkatleri çekti. Çilek ve karabiber eşliğinde viskideki lezzet arayışları; damlatılan birkaç damla viskiyle elleri ovuşturup meşe kokularını duymaya çalışmak, hoş birer deneyimdi doğrusu. Türkiye'de henüz satılmayan 'Double Black'in tadımı da sürprizlerle doluydu. Tom Jones, şöyle anlatıyor bu viskiyi: 'İskoçya yakınındaki adalarda, kıyıda köşede kalmış damıtım evlerimizin deniz kokusunu taşıyan hafif tuzlu, lezzetli ve füme malt viskilerini alıp harmanlıyoruz. Normalde viski yıllandırmada hafif dağlanmış fıçılar kullanılır. Bu viski içinse fıçıların içlerini birkaç milim kömür oluncaya dek yakıyor, sonra da bunlara viskiyi basıyoruz. Bu da hem viskinin rengini koyultuyor hem de ona daha karamelimsi bir tat veriyor.' Viski uzmanı dostumuz Mehmet Yalçın'ın görüşleri ise şöyle: 'Bu siyah viski, Türk damak tadına hayli yatkın; baharlı, sert, tok ve yabanıl...'

ANADOLU'DA ARANMASI GEREKEN LEZZETLER

Fuarda tadına doyulamayan ve Anadolu seyahatlerinde aranıp bulunmasında fayda olan lezzetler:

- Amasra salatası
- Ayvalık zeytini ve zeytinyağı
- Bergama kozak fıstığı
- Düzce diplesi
- Eşme ayva cezeryesi
- Gölcük kestane balı
- İhsaniye elması
- Kastamonu sırık kebabı
- Kayseri pastırması
- KKTC molohiyası
- Safranbolu lokumu
- Sakarya kaymaklı kabak tatlısı
- Uşak tarhanaları
- Yığılca balı
- Zonguldak pirinç böreği

<p>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla, koronavirüs aşısına dai

Bakan Koca paylaştı: Aşı uygulaması hakkında pratik bilgiler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

İzmir'de aslan yavrusu bulundu

İran, Hint Okyanusu'ndaki temsili hedeflere uzun menzilli balistik füzeler fırlattı