• $7,3746
  • €8,9713
  • 441.947
  • 1545.68
19 Nisan 2012 Perşembe

Turgut Özal ve Kemal Ilıcak

Nagehan Alçı
Nagehan Alçı
YAZARIN SAYFASI

'Bir gece telefonum çaldı... Ahmet Özal arıyor. 'Ağabey şimdi senin yarınki gazetenin taşra baskısına bakıyorum. Nazlı Hanım yine annemi ve kız kardeşimi yazmış. Bu gazete böyle giderse batırılır' dedi. Ben o anda Ahmet Özal'ı tersledim. 'Başbakan'ın oğlu olmak sana ne zamandır benimle bu üslupla konuşma hakkı veriyor? Kim oluyorsun sen yahu?' dedim. Ahmet Özal, 'Bak ağabey seninle kim konuşacak' dedi. Telefonu Turgut Bey aldı... Sonra ben aradım bunu Kemal Bey'e anlattım ve dedim ki: 'Ağabey, Turgut Bey 'Yavuzcuğum biraz önce Ahmet sana bir şeyler söyledi ya! Onlar benim bilgim dahilinde söylendi' diyor.' Mesaj buydu. Nazlı bizim arkadaşımız, kardeşimiz, ama Nazlı'nın yazıları Turgut Bey'i rahatsız ediyordu.'
***
Şimdilik yalnızca dostlara dağıtılan 'Dost Kemal Ilıcak' adlı kitapta Yavuz Donat anlatıyor yukarıdaki anekdotu. Turgut Özal, Nazlı Ilıcak'ın yazılarından, özellikle de Semra Hanım ve çocuklarıyla ilgili yazılarından çok rahatsız. Sürekli bu rahatsızlığını çeşitli şekillerde iletiyor. Ancak Nazlı Hanım baskılara boyun eğecek bir kadın değil. Israrla eleştirilerini sürdürüyor. Özal'a özellikle referandumda Demirel ve Ecevit'in siyasete dönüşü için 'hayır' kampanyası düzenlediğinden dolayı  kızgın. Demirel'e olan yakınlığı ve desteği nedeniyle affedemiyor Turgut Özal'ı. Kemal Ilıcak da karısının arkasında duruyor. Bunun üzerine Tercüman adım adım borca batıyor. Yine Yavuz Donat anlatıyor: 'Bir gün öğle saatlerinde gazetedeyim. Kapı açıldı ve Kemal Bey aniden içeri girdi... 'Köşkten geliyorum, Nazlı'nın yazı yazmasını istemiyorlar... Sıkıntıdayız. Üzerimize bankalar geliyor. Nazlı'dan ayrılmam isteniyor' dedi... Böyle bir süreç yaşadık!  Aslında Kemal Bey'in batırılma kararı alınmıştı. 
***
Bir dönemin milliyetçi-muhafazakar basın denince ilk akla gelen adresi Tercüman gazetesi ve patronu Kemal Ilıcak'ın ailesi ve yakınları üzerinden bir döneme ışık tutan kitabı iki gündür elimden bırakamıyorum. Nazlı Ilıcak üzerinden yaşanan gerginlik bir gazetenin batmasına sebep oluyor. Bunu dönemin siyasi lideri Turgut Özal doğrudan yapıyor. Yazılarından rahatsızlık duyduğu bir yazarı susturmak için her türlü yolu deniyor. Hatta medya patronu eşini, karısından boşanmaya davet ediyor! Burada fikir ayrılığı da yok aslında. Dünya görüşleri birbirine zıt insanlar değil Özal ve Ilıcak ancak Nazlı Hanım Demirel'e vefasından ters düşüyor Özal'la. Özal da maalesef  yazarı nedeniyle Tercüman'ı yok etmek için elinden geleni ardına koymuyor.
***
Bu olaylara üzerinden yaklaşık 20 yıl geçtikten sonra bakıyorum da... Özal benim gözümde hala ve hep büyük bir lider. Müthiş bir vizyoner. Türkiye'ye katkıları çok. Ama ona rağmen böyle zayıflıkları var. Medya patronlarını açıkça tehdit ediyor, yazarları susturmak için yuva bile yıkmayı düşünüyor.
***
Bu yazıyı bu gün sanki Türkiye'de ilk kez bir başbakan medyayı kontrol altına almaya çalışıyor gibi bir hava yaymaya çalışanlar için yazıyorum. Onlar da çok iyi biliyor ki geçmişte siyasiler çok daha doğrudan ve sert bir şekilde medyayı şekillendirmeye giriştiler. Tayyip Erdoğan medya hakkında sık sık kanaat belirten bir lider. Onun  da sevmediği, rahatsız olduğu yazarlar olduğunu biliyoruz. Zaman zaman bu rahatsızlığını açıkça dile de getiriyor. Ama ben hiçbir şekilde Özal'ın yaptığı gibi doğrudan ve şantajvari bir şekilde  müdahale ettiğini duymadım.
***
Gönül ister ki siyasiler hiçbir şekilde yazarlar-çizerler üzerinde baskı kurmaya çalışmasın.  Ben Başbakan'ı  gazetecileri doğrudan hedef aldığı için eleştiriyorum ama bugün gazeteciler sanki ilk kez siyasi baskıyla karşılaşıyor havası yaratılmaya çalışılıyor. Bu açık bir yalan! Tayyip Erdoğan'ı eleştirirken geçmişteki örnekleri de unutmayalım. Bir de şunu bir kenara not edelim derim: Özal önemli  handikapları olmasına rağmen büyük bir lider. Bugün handikaplarından çok Türkiye'ye katkıları hatırlanıyor. Tayyip Erdoğan da hatalar yapıyor. Zaman zaman eleştiriye karşı çok tahammülsüz oluyor. Ama bunlara rağmen tartışmasız büyük bir lider. Olaylara daha sağlıklı bakmak için sadece bugünde yaşamayalım. İleriden bugüne bugünden de geriye bakmayı bilelim...

<p>Çevre dediğimiz hadisenin sadece devletlere bırakılamayacağını söyleyen Oğuzhan Bilgin, konuya il

'Çevre, dünya ve tabiat bize emanet olarak bırakıldı'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Dünyanın en saçma yasakları! Bunları ilk kez duyacaksınız

Pompalı tüfekle polisten kaçan zanlının yakalanma anı güvenlik kamerasında