• $8,4321
  • €10,2373
  • 498.247
  • 1441.33
24 Mart 2011 Perşembe

Sebahat Tuncel: Tokat görüntülerine kendim de şaşırdım

Nagehan Alçı
Nagehan Alçı
YAZARIN SAYFASI

O görüntüleri ilk gördüğümde 'eyvah' dedim. Bir vekil, bir polis memurunu tokatlıyor ve bunu yıllardır gerilim coğrafyasının içinde yaşamış bir halkın gözü önünde yapıyor. Böyle bir tablonun neresine bakıp yorum yapsak ki? Tabii ki bir milletvekilinin bir devlet memuruna şiddet uygulamasını kınayarak başlamalıyız işe. O tokadı sonuna kadar eleştirmeliyiz. Ancak eleştirmekle ya da zor kullanmakla bastırmak yerine 'iş buraya nasıl geldi?'nin yanıtını da aramalıyız. Bu arayış tokadı meşrulaştırma arayışı değil. Aksine! Bu arayış bölgede şiddetin siyasilere inecek kadar olağanlaşmasının arkasında yatan ruh halini anlama çabası.
Bu çaba çerçevesinde tokadı atan Sebahat Tuncel'i aradım. Batman'da, bir yürüyüş hazırlığında buldum BDP'li vekili. 'Birazdan çözüm çadırlarına yönelik tavrı protesto için yürüyeceğiz' dedi.  Sebahat Hanım'la tokadı ve o gün yaşananları konuştuk. Şöyle girdi söze:
'Medyaya hiç yansımayan öyle tuhaf bir ortam var ki burada... Halka karşı tahammülsüzlük ve müdahale her geçen gün artıyor. Sadece Silopi'de değil, her yerde aynı. Diyarbakır'da, Cizre'de, Silopi'de gösterilerde yaralananların hastaneye götürülmesine polis izin vermedi. Bizim amacımız kurduğumuz çözüm çadırlarına kadar yürüyüp orada bir açıklama yapmaktı. Ama yürütmediler. Arkamızı döndüğümüz halde bizi hedef aldılar ve üzerimize gaz bombası atıp tazyikli su sıktılar.'

***
'Ama' dedim, 'Sizin de seçimlere doğru şiddet ortamını artırıp gerilim politikası ile AK Parti'ye zarar verme stratejisi güttüğünüz yönünde emareler var'. 'Bakın' diye başladı söze 'Şiddeti bu kadar derin ve yaygın yaşamış bir halk olarak niye şiddet isteyelim? Şiddeti biz değil, Başbakan istiyor. Bizleri ve bölgeyi şiddette meyilli gösterip milliyetçi oyları almayı hedefliyor.'
'Şiddeti istemiyoruz diyorsunuz ama PKK ile aranıza mesafe koymayan, şimdi de şiddeti sergileyen sizsiniz. O tokadı AK Partili bir vekil değil ki siz attınız' diye atılınca bir özeleştiri yaptı Sabahat Hanım. Şöyle dedi: 'Tokat olmamalıydı. Sonradan görüntüleri izlediğimde kendim de şaşırdım. Demek ki ipler kopmuş. Merkezi politikaların öfkesinin yansıması o tokat. Tabii savunulacak bir tarafı yok. Ancak yine de medyanın işin önceki kısmını görmemesi doğru değil.'

***
Tuncel ile konuşmamızın ardından olayı bir de başka bir pencereden dinlemek için AK Parti Silopi İlçe Başkanı Haşim Haşimoğlu'nu aradım. 'Anlatın Haşim Bey, Nevruz'da neler yaşandı' dedim. 'Anlatamam' diye doğrudan girdi söze ilçe başkanı 'Anlatamam çünkü orada yoktum. Sırf ben de değil, bizden kimse yoktu.'
Düşünebiliyor musunuz Nevruz gibi önemli bir bayramda hükümetin partisinin görevlileri yok! 'Neden' diye sorunca önce kaçamak yanıtlar verdi Haşimoğlu, ancak ben ısrar edince 'Gitmedik çünkü bir gerginlik yaşanabilirdi' dedi. Yani o gösterilere gitmeye korktuklarını ima etti. Bu, çok vahim bir tabloya işaret ediyor...
Tuncel ve Haşimoğlu'nu ayrı ayrı dinleyince Güneydoğu'da tarafların nasıl keskinleştiğinin bir kez daha farkına vardım. BDP kendini yıllarca devlet tarafından ezilmiş halkın gerçek temsilcisi olarak görüyor. Bu kısmen doğru ancak başka temsilci çıkmasına karşı çıkmak demokrasi ile bağdaşan bir tavır değil. BDP'nin içinden çıktığı ve beslendiği 'ezilmişlik' hali onu saldırgan ve 'ergen tavırlı' yapıyor. Asla sergilememesi gereken agresif tavırları bu yüzden. Yıllarca ona kendi sokaklarında göz açtırmayan devlet düzenine öyle öfke duyuyor ki o sokaklarda 'hakim benim' diye haykırmak istiyor. Bu tavır zaman zaman zorbalık doğurduğu için polis de yer yer gereğinden fazla sert davranıyor. Kısacası karşılıklı 'öğrenilmiş' bir saldırganlık hali var. Bu hal kendini BDP'den ayrıştırmış herkeste bir korkuya sebep oluyor. AK Parti bu gün PKK ve onunla bağlantılı olarak BDP'nin korkusundan sokağa çıkamıyor.
Polisin zor kullanmasını, şiddeti elbette eleştirmeliyiz. Ancak aynı şekilde polise ve diğer siyasilere zor kullanılmasını da aynı şekilde eleştirmemiz şart. Bugün BDP şiddet gördüğünü iddia ediyorsa inandırıcı olması için önce kendi yarattığı korku havasını sorgulamalı. Çünkü Güneydoğu'da birbirine yabancılaşmış, birbirinden korkan ve kendisinin mağdur olduğuna inanan iki cephe var ve bu cepheler gün geçtikçe keskinleşiyor!

<p>Bedir Acar: </p><p>'Kur'an'da iki yerde geçen ve Hz. Ya'kūb'un ikinci adı veya lakabı olan İ

Vicdan öldüğünde geriye ne kalır?

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi

Samsun'da işgalci İsrail'in Filistin'e yönelik saldırıları protesto edildi

Torosların Sümelası olarak tabir edilen Sin Manastırı, keşfedilmeyi bekliyor