• $7,4627
  • €9,024
  • 437.81
  • 1524.49
29 Aralık 2011 Perşembe

Özkök kimi tarif ettiğinin farkında mı?

Nagehan Alçı
Nagehan Alçı
YAZARIN SAYFASI

Birkaç gündür doğal olarak yakından takip ettiğim bir polemik var medyada. Doğal olarak diyorum, çünkü en yakınımı ilgilendiriyor mesele. Konu Rasim Ozan'ın bir programda sarf ettiği sözler ve onun üzerinden ilerleyen süreç...
***
Katıldığım programlarda da söz dönüp dolaşıp oraya geldi ve ben yorum yapmamayı tercih ettim ancak iş öyle bir noktaya vardı ki... Konunun içinde yakınım var diye susarsam 'Herkese eşit mesafede durma' prensibimi ihlal etmiş olacağım. Rasim'in kendi televizyon programında Ahmet Hakan'la ilgili, üstelik isim de vererek 'savcılık soruşturuyor, yargılanabilir' demesini son derece yanlış buluyorum. Üslup da hatalı, yer de, içerik de... Bunu ona aynı gün söyledim ve onu sert bir şekilde eleştirdim. Hedef göstermiyor olabilir, göstermediğini de biliyorum ama işaret ettiği çevreler, - suçluluk psikolojisi mi desem, ruh hallerinin kırılganlığı mı- bu konuda son derece hassas ve korkaklar. Bu hassasiyet ve korku onları öyle bir paniğe sürüklemiş olmalı ki, meseleyi kendi elleriyle büyüttüler. Yani kendi kendilerini hedef gösterir duruma düştüler. Bu da ayrı bir gariplik! Neyse... Sonuçta böyle bir atmosferin de etkisiyle Rasim'in sözleri ihbar gibi algılandı. Bu mantıksız tabii.  Sonuçta bir gazetecinin, aldığı duyumlara dayanarak yaptığını söylediği bir tespit var. Ortada hiçbir şey yoksa yargı o dedi diye devreye girecek değil. Öyleyse zaten vay halimize! Ama yine de bu duyumu ekranlarda haykırmaması gerekirdi, çok önemsiyorsa ilgilisiyle paylaşmalıydı...
***
Ancak... Madalyonun bir de öteki yüzü var. Rasim'in yaptığını son derece yanlış bulsam ve onu sert bir şekilde eleştirsem de ona karşı oluşan tuhaf 'linç' havasına ne demeli? Bu havayı da en az Rasim'in yaptığı kadar yanlış buluyorum. Kötü niyet, intikam ve telaş seziyorum havada. Meğer saldırmak için hazır bekleyen bir 'kendini hala büyük medya zanneden linç timi ordusu' varmış! Bu ordu Ertuğrul Özkök'ün dünkü, neresinden tutacağımı bilemediğim yazısını fırsat bilip atağa geçti. Onlara söyleyeceğim fazla bir şey yok, yenilgi psikolojisiyle saldırdıkları ortada da Özkök'ün yazısıyla ilgili iki kelam etmek isterim:
***
Şöyle tarif ediyor adresi belli ama isim vermeden kaleme aldığı yazısında 'Yılın gazetecisini': 'Gammazlıyor, ihbar ediyor, hakaret ediyor, iftira atıyor... Vuruyor, taşlıyor, korkutuyor, sürgüne gönderiyor... Türk basını böylesini hiç görmemiş... Meslektaşını gammazlayacak, ihbar edecek, içeri attıracak kadar alçalmamış...' Ben Özkök'ün bu sözleri nasıl ve neden yazdığını hakikaten anlayamadım sevgili okurlar. Bunu yazabilmesi için ya mazoşist (kendini saldırıya açık hale getiriyor) ya da gerçeklerden tamamen kopmuş olması lazım. O ki meslek hayatının önemli bir kısmı ihbar etmekle, hakaret ve iftiraya gazetesinde yer vermekle, meslektaşlarını hedef gösteren bir yayını yönetmekle geçmiş... O ki Hrant Dink'i şeytanlaştıran gazeteyi hazırlamış... O ki Ahmet Kaya'yı sürgüne gönderen ve orada yaşamını yitirmesine sebep olan manşetleri atmış... O ki andıç meselesinde bırakın meslektaşları hedef göstermeyi, bu hedef gösterme nedeniyle onların neredeyse ölümüne sebebiyet veren gazetenin en yetkili kişisi olmuş...
***
Rasim'in başka bir gazeteci ile ilgili çıkışını eleştiriyor ve kınıyorum ancak o çıkışa karşılık yazılan bu yazı gafletten başka bir şey olarak açıklanamaz! Sanırım Özkök bu aralar bazı şeylerden müthiş korkuyor. Öyle korkuyor ki, mantığı ve aklı tamamen devreden çıkmış. Kendine zarar verecek adeta kendini ihbar edecek yazılar bile kaleme alabiliyor. Ama kimi işaret ederse etsin, o yazıda kendi sicilini anlattığını adaletten yana olan herkes biliyor!

<p>Okurlarından gelen 'Kullanmış olduğunuz dil, çoğu kez 'ağdalı ve anlaşılması güç' noktasında gele

'Türkçenin inceliklerini kullanmazsak yok olup gidecek'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Akrep ve fare karşı karşıya gelirse... İlk kez görüntülendi!

Ölümsüzlük mantarı olarak biliniyor! Türkiye'de üretilmeye başlandı