• $7,3902
  • €8,9467
  • 436.802
  • 1450.48
05 Nisan 2012 Perşembe

Mahkemeye zorla getirilmeliler

Nagehan Alçı
Nagehan Alçı
YAZARIN SAYFASI

Dışarıda binlerce eylemci, içeride yüzlerce müdahil, avukatlar, hınca hınç dolu bir salon... Dün itibarıyla yeni bir döneme girdi bu ülke. 12 Eylül darbesinin yargılanmasına başlandı ve davaya ilgi tahminlerin çok ötesinde oldu. Bu ilgi devam edecek. Etmeli. Toplumun üzerinden tank gibi geçen, solcusuyla, ülkücüsüyle, Türk'üyle Kürt'üyle her kesimi mağdur eden, öldüren, binlerce kişiyi işkenceden geçiren 12 Eylül vahşeti geç de olsa yargılanıyor. 
Sürecin başlamış olması başlı başına bir devrim niteliğinde. 12 Eylül referandumu sırasında  '12 Eylül'ü yargılayamazlar' diyenler özür dileme  niyetinde değiller ama en azından sürece müdahil olmaları son derece olumlu.
***
Bu noktaya gelinmiş olunmasını çok önemseyen bir gazeteciyim. Nihayet binlerce kişinin katili, on binlerce hayatı mahveden sürecin sorumluları hesap vermek zorunda. Ancak davanın kapsamı genişletilmeli. Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya elbette sembolik olarak süreci anlatıyor ama öte yandan dönemin ünlü işkencecileri, cezaevi müdürleri ve suç ortakları var. Hayatta olanlar da yargı önüne çıkmalı.
***
'Cadı avına dönmesin' deniyor. Elbette dönmesin ama adaletin tesisi de cadı avıyla karıştırılmasın. Bu, geç de olsa hesap sormaktır. Suçlunun hesap vermesidir. Zalimin yaptığının yanına kar kalmamasıdır!
Bir itirazım da Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya'nın duruşmaya gelmemesine... Evet  bu generaller çok yaşlılar. Ancak yine de mahkemede bulunmaları davanın ete kemiğe bürünmesi açısından çok önemli. O salona neden getirilmiyorlar? Mesela Mısır'da Hüsnü Mübarek'i hatırlayın... Kitleler sokağa çıkıp, diktatör Mübarek'i devirdi ve daha sonra Mübarek sedyede mahkeme salonuna getirilerek yargılandı. Müdahil avukatları Mübarek gibi 'kafes içinde getirilsinler' diyor. Bu fazla radikal ama Evren ve Şahinkaya da pekala o salonda bulunabilirler. Bulunmalılar.
***
Süreç yeni başladı. 12 Eylül Türkiye'nin üzerine çöreklenen kollu bacaklı dev bir ahtapot maalesef. Bu ahtapota hareket komutu verenler hesap verecek ama iş yalnızca bu kadarla kalmamalı...

Diyarbakır ve Mamak'tan nasıl hesap sorulacak?
12 Eylül'ün en korkunç sembollerinden biri, belki de birincisi Diyarbakır Cezaevi. O dönemde Diyarbakır Cezaevi'nde yaşananlara 'işkence' demek olmaz! Tutuklulara insan pisliği yedirilmesi, öldüresiye dayaklar, birbirlerine zorla tecavüz ettirilmesi  hatta kurt köpeklerinin tutuklulara tecavüz için kullanılması... Yazarken bile içi ürperiyor insanın! İşkence değil, başka bir sözcük, daha vurucu, daha kuvvetli bir tanımlama yapmak gerek. Diyarbakır Cezaevi'nin  Kürtler'de hissettirdiklerini anlamak için birçok şeyi yeniden sorgulamak gerek...
Bu vahşetin mimarı, cezaevinin komutanı olan Esat Oktay Yıldıran'dı. Cezaevini toplama kampına çeviren Binbaşı Esat Oktay Yıldıran... Yıldıran daha sonra bir belediye otobüsünde kafasına kurşun sıkılarak öldürüldü. Ve ismi maalesef bir insanlık ayıbı olarak uzun yıllar İstanbul Fatih'teki bir parktaki şehitler anıtında yer aldı. Bu anıtı yaptıran Sadettin Tantan'dı. Ben hala duruyor sanıyordum ancak çok şükür ki birkaç yıl önce gelen tepkiler nedeniyle ismi silinmiş. Düşünün, yaptıkları ortada olan bir katilin, bir zalimin ismi 'şehit' olarak anılabiliyordu bu ülkede.
***
Keza Mamak Cezaevi Komutanı Albay Raci Tetik. Zalimlikte Yıldıran ile yarışan, akılalmaz işkencelerin mimarıydı Tetik. 32 yıldır ortada yok. Yaşayıp, yaşamadığının tespit edilmesi şart. Türkiye artık darbeleri yargılayan bir ülke ise darbecileri korumaktan da vazgeçmeli! Raci Tetik de bulunup Kenan Evren ile birlikte yargılanmalı!

CHP avukatının gözyaşları
CHP'nin avukatı Şenal Sarıhan, sanıkların özel yetkili mahkeme yerine genel yetkili mahkemelerde yargılanmasının daha uygun olacağını söyledi. Darbe nedeniyle mağdur olduklarını ve bu davada gerçek mağdurların yer alması gerektiğini kaydeden Sarıhan, ''O dönemde işsiz kalmamış veya etinde işkenceyi hissetmemiş birinin, bu davaya müdahil olmasını anlamlı bulmuyoruz'' dedi.  Sarıhan'ın, bu sırada duygulandığı ve gözyaşlarına hakim olamadığı gözlendi. BBP Genel Başkan Yardımcısı Remzi Çayır ise henüz yüzünde tüy bitmeden Mamak Cezaevi'ne atıldığını belirterek ''Sabah sayımlarında, yüzümde tüyüm olmadığı için dayak yemiyordum. Ancak yaşım ilerledikçe her türlü işkenceye tabi tutuldum. Darbeciler bir konuda eşit davrandılar' dedi.

<p><span>MHP lideri Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. HDP E

PKK'nın bir kolu gibi çalışan HDP kapatılacak mı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

vahşi hayvanların komik halleri

Başkan Erdoğan, AK Parti'nin Erzurum Olağan Kongresi'ne canlı bağlantı ile katıldı