• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
17 Mayıs 2012 Perşembe

Korkmuyorsun, nefret ediyorsun!.

Nagehan Alçı
Nagehan Alçı
YAZARIN SAYFASI

Yazıya nereden başlasam diye düşünmek için kafamı kaldırıp pencereden bakıyorum ve gözüme hırçın bir martı çarpıyor. Bizim karşı dama konmuş. Ölü bir kargayı getirmiş, didikliyor. Büyük bir hınçla, nefretle gagalıyor sanki. Gözümün önüne Fazıl Say geliyor. Martının hıncında ona dair bir şeyler var sanki...
Say  değerli bir sanatçı. Dünya çapında müthiş bir yetenek. Ve bizim için önemli bir isim. Zaten bu yazının konusu sanatı değil. Düşünceleri üzerinden konuşuluyor günlerdir ama düşünceleri de değil benim bahsetmek istediğim. İstediğini düşünmekte ve düşündüğünü dile getirmekte sonuna kadar özgür. Olmalı da zaten. Söylediklerinin hiçbirine zerre kadar katılmasam da, siyasi fikirlerini son derece yanlış bulsam da, bunlarla ilgili söyleyecek bir şeyim  yok. Sık sık küfür edip, belden aşağı vurması eleştirilebilir belki. O kadar.
***
Benim bu yazıda bahsetmek istediğim tek bir şey var: Fazıl Say'ın hisleri. Günlerdir koparılan gürültüde, ortaya atılan yalanlardaki en büyük eksik Fazıl'ın hisleri... Alper Görmüş geçtiğimiz sene arka arkaya yazdığı iki yazıya 'Korkmuyorsunuz, nefret ediyorsunuz' başlığını atmıştı. Gündelik hayatını seküler değerler doğrultusunda tanzim eden orta sınıfları saran duygunun söylenildiği gibi korku değil, nefret olduğunu ileri sürmüştü. Görmüş'e sonuna kadar katılıyorum. Başlığımı da ondan aldım zira Fazıl Say'ı bugünkü noktaya getiren tek faktör nefreti.
***
Say İslam'dan, İslam'ın hayata yansımasından ve mütedeyyin kesimden nefret ediyor. 'Kendini bu kesimlerle hiç temas etmeyeceği, İslam'ı hiç görmeyeceği bir Türkiye' hayaliyle yıllar boyu kandırmış. Ancak artık işler değişiyor. Eskiden yok sayıldığı, çoğunluğu oluşturduğu halde birçok alandan dışlandığı için hiç karşılaşmadığı bu kesimle Say karşılaşmak zorunda. Kaçış yok. Nefret ettikleriyle beraber yaşaması gerektiğini  görüyor ve yenildiğini fark ederek isyan ediyor. İşte günlerdir sanki Türkiye'de artık yaşayamaz hale gelmiş gibi gösterilmeye çalışılan Fazıl Say'ın durumunun özeti bu.
Fazıl ülkesinde yaşamak istemiyor. Ülkesini terk etmek istiyor. Kimse ona 'git' filan demiyor. Aksine, siyasi iktidara yönelik tüm nefret dolu ifadelerine rağmen o iktidarın Kültür Bakanı Ertuğrul Günay ona tüm zarafetiyle 'gitme' çağrısında bulunuyor. Peki karşılığı ne oluyor Fazıl'ın? 'Kes zırvalamayı!'
Bir insanın İslam'dan nefret etme, mütedeyyin kesimden hoşlanmama hakkı elbette var. Tıpkı ülkesini terk etme hakkı olduğu gibi. Ama önüne geçilemez bir nefretin esiri olup, önüne gelene hakaret etme hakkı yok. Onun üslubu bana yakışmaz ama şayet Fazıl'ın ağzıyla konuşacak olsaydım ona şöyle derdim: Sen kes zırvalamayı!

Orhan Pamuk'a yaptıklarınız yetmedi mi?
Fazıl gibi, toplumun büyük bir kesimine karşı nefretleri yüzünden ülkelerini terk etmek isteyenlerin yanında, onun zihniyetindekilerin ülkeyi terk etmek zorunda bıraktıkları çok değerli isimler de var maalesef. Aklıma ilk gelenler Ahmet Kaya, Atilla Yayla, Orhan Pamuk... Bu isimler gerçek bir aydın cesareti gösterip, bu ülkenin tabularını kırmak istedikleri için tam da Fazıl Say'ın değişmesini istemediği Türkiye düzenindeki egemen güçler tarafından adeta 'vatan haini' ilan edildiler. Aynı güçler Hrant Dink'i de kovmak istedi, Hrant kaldı ve öldürüldü...
Orhan Pamuk Nobel aldı,  tebrik etmek yerine çamur üzerine çamur attılar. Dönemin cumhurbaşkanı Sezer bir telefonu çok gördü. Yazarlığını konuşacaklarına utanmadan davalar açtılar. Yumurtalarla saldırdılar. Onu çok sevdiği İstanbul'da yaşayamaz hale getirdiler. Çok şükür ki Ergenekon süreci başladı da Pamuk'un da adının geçtiği ölüm listelerini öğrendik, o yumurta atanlar, küfür edip yuhalatmak için mahkeme kapısında bekleyenlerin bir kısmı yargılanmaya başlandı. Çok şükür ki sokakta yürüyemez hale getirilen Orhan Pamuk gibi bir değer ülkesinde bir müze açacak kadar cesaretlendi. Ama hala aynı zihniyet utanmadan, sokaktan çıkmaya ürker hale getirdikleri Orhan Pamuk hakkında o günlerde bir davete icabet etmedi diye akılalmaz iftiralar atıyor, ona 'yarım aydın' yakıştırması yapıyor.
 Ne yaparlarsa, hangi iftirayı atarlarsa atsınlar... Nefretleri galip gelemeyecek. İstedikleri  o karanlık Türkiye'ye artık dönüş yok!
Not: Cumartesi günü bir ufuk turu yapalım, Pamuk'la ilgili kim ne dedi ve demeye devam ediyor, biraz hatırlayalım...

<p>Peki, reform paketlerinde gelinen son durum ne? Hukuk ve  ekonomide hangi başlıkları konuşacağız?

Reform paketlerinde son durum ne?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Malatya'da depremin izleri devletin yardım eliyle siliniyor

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Brüksel'de NATO Genel Sekreteri ile görüştü