• $8,4758
  • €10,258
  • 496.436
  • 1441.33
10 Mart 2011 Perşembe

Fatih Altaylı'dan Baykal'a medya komplosu

Nagehan Alçı
Nagehan Alçı
YAZARIN SAYFASI

Çalışma masam pencerenin hemen yanında. Önümde İstanbul'a yakışmayan kargacık burgacık binalar, çirkin çirkin apartmanlarla bezeli bir şehir ve ardında muhteşem Boğaziçi manzarası... Baktıkça yoruyor insanı. Bugün hariç! Çünkü bugün bembeyaz kar tüm o estetikten uzak yapıları tertemiz bir örtü gibi kapatmış. Geriye sadece güzel İstanbul silueti kalmış. Gittikçe derinleşen cepheleşmeyi, bir bir ortaya çıkan kirli ilişkileri, ülkede kopan kavga kıyameti de örtsün diye geçiriyorum içimden ama ne mümkün! Karın dinginliği etrafın gerginliğine tezat...
O gerginlikte dün yaşananların üzerinde özellikle durmamız gerek. O, her türlü izin birbirine karıştığı, kimin ne çamur attığının örtbas edilmeye çalışıldığı, canlı yayın adı altında oyunlar çevrilmeye çalışıldığı dün!
Herhalde canlı yayın deyince neden bahsettiğimi anladınız... Habertürk TV'de Fatih Altaylı'nın İklim Bayraktar'ı ağırlamasından bahsediyorum. Ancak 'ağırlama' kelimesini rastgele seçtiğimi sanmayın lütfen! Gerçek anlamıyla 'ağırladı' Altaylı. Şimdiye kadar hiçbir mesleki başarısını bilmediğimiz bir kadının kendini övmesine izin vererek, ona en önemli soruları sormayarak, meselenin etrafında dolaşarak, Baykal'a kurulan şantaj komplosunun üstünü örtmeye çalışarak...
Altaylı'nın dünkü yayından sonra televizyonculuğunu kanıtlaması için şu soruları yanıtlaması gerek: Meselenin en can alıcı kısmı olan Bayraktar-Eminağaoğlu arasındaki konuşmalardan çıkanları neden es geçti? Niçin 'Kocanız Deniz Baykal'ı dövmeye neden gitmedi?' gibi maksatlı sorularla olayı sulandırmaya çalıştı? Aynı gün yayın yönetmenliğini yaptığı Habertürk gazetesinin Bayraktar'ı taciz mağduru olarak sunan manşeti bir tesadüf müydü?
Bu yayın ve manşet aklıma nedense Baykal'ın genel başkanlıktan istifa eder etmez Altaylı'nın yaptığı haberi getirdi. 'Baykal 340 bin dolarlık yat aldı' diye yazmış, yatın önünde de poz vermişti Altaylı. Ancak o haber Baykal tarafından ertesi gün yalanlandı. Buna rağmen Altaylı ısrarla devam etti yattan bahsetmeye. Baykal da dava açtı.
Dün o davanın sonucunu Baykal'a sordum. 'Altaylı kaybetti. Bu komik iddianın yalan olduğu hukuken de kanıtlandı'dedi.
Acaba bu olayın Fatih Bey'de yarattığı rahatsızlığın dünkü manşet ve yayınla ilgisi var mı diye sormadan edemiyorum şimdi.  Linç edilmek istenen Baykal'a bir tekme daha vurmaya çalışmak... Bilmiyorum ancak daha bir sene öncesine kadar CHP eski genel başkanına yağ çekme yarışına giren birçok gazetecinin bu komployu tezgahlayanların yanında durması midemi bulandırıyor!

Ahmet Şık'ın  imzası
Alper Görmüş'ün pazartesi günü Taraf'taki yazısını hayretler içinde okudum. Görmüş, Ahmet Şık'ın 'darbe günlüklerini çıkaran gazeteci' olarak tanıtılmasından duyduğu rahatsızlığı dile getiriyor, mahcup bir şekilde 'O günlükler çıktığından beri benimle anıldı. Ben de bunu düzeltmedim. Şimdi sanki Ahmet'in emeğine saygısızlık ettim gibi bir durum çıkıyor ortaya. Oysa o dönem o günlükleri ben bulup yayına hazırlamıştım. Ben yazdım ama Ahmet'in imzasını koyduk. Dava açılırsa yine ben sorumlu olacaktım' diyordu.
Bu açıklama karşısında  kanım dondu. Alper Görmüş takdir ettiğim, beğenerek okuduğum ve cesur bulduğum bir gazetecidir ancak burada ona isyan etmeden duramıyorum:
Görmüş kendi hazırladığı haberin altına nasıl olur da bir muhabirin imzasını koyar? Ahmet Şık yazmadığı bir haberin altına imzasının konmasını neden kabul eder? İmza bir gazetecinin damgası, sözü, garantisi değil midir? Ne zamandan beri isim kullanmak bu kadar rastgele hale geldi? İmza böylesine pervasızca kullanılabiliyorsa biz neden Hanefi Avcı ya da Sabri Uzun'un kitaplarını onlar mı yazdı diye tartışıyoruz?
Benim her geçen gün medyada ilkelerin egemen olacağı bir ülkede yaşama hayalim azalıyor. Günlerdir 'soruşturma kapsamındaki iddiaları bilmiyorum ama Ahmet Şık iyi bir gazetecidir' diyorum her yerde ancak Görmüş'ün açıklamasından sonra biz Şık'a ait olarak sunulan haberlerin hangisinin gerçekten ona ait olduğunu nereden bileceğiz? Onun iyi bir gazeteci olup olmadığına neye bakıp karar vereceğiz?

<p>İsrail'in Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda şehit  sayısı 14'ü kadın, 5'i çocuk olmak üzer

İslam ülkeleri Mescid-i Aksa için harekete geçecek mi?

Mescid'i Aksa'da bir araya gelen Müslümanlar, Ramazan Bayramı namazını kıldı

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nde 87 yıl sonra bir ilk

Şırnak Valisi Pehlivan, Cudi Dağı'nda konuşlu üs bölgelerinde incelemelerde bulundu