• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
04 Ağustos 2011 Perşembe

Eteklerindeki taşları döken gazeteciler

Nagehan Alçı
Nagehan Alçı
YAZARIN SAYFASI

Asker-sivil ilişkilerinde değişen dengeler ve rayına oturmaya başlayan (oturan değil oturmaya başlayan!) demokrasi ile birlikte gazetecilere de tuhaf bir şey oldu. Bir kendiyle yüzleşme, bilinçaltını bilinç üstüne çıkarma hali geldi bazılarına. Komutanların istifası ile ilgili elinden oyuncağı alınmış çocuk duygusuna kapılanlar mı istersiniz, kanıksadığı 'Türkiye'nin özel şartları' masalının son bulmasının getirdiği hayal kırıklığı mı... Hadi yapıcı olayım ve şöyle diyeyim: Bir şeffaflaşma süreci başladı basında.
***
Bugün hayretle okuduğum bir makalenin en çok şaşırdığım bölümlerini aktaracağım sizlere... Cumartesi günü başka bir yazarın başka bir makalesiyle devam edeceğim...
***
Aslı Aydıntaşbaş'tan başlayayım. Aslı arkadaşım dediğim, iyi bir gazeteci olduğunu düşündüğüm, Batı'yı çok iyi bilen, uzun süre ABD'de çalışmış bir meslektaşım. Avrupa ve ABD'yi yorumlarken tam anlamıyla bir demokrattır. Ancak... 'Türkiye'nin özel şartları'nı öyle içselleştirmiş ki maalesef...
***
Şu, beni hakikaten üzen ve şaşırtan satırları yazabilmiş istifalar üzerine: 'Ne darbesi! Türkiye'de herhangi bir darbe ihtimali ya da senaryosu yok. Zaten uzunca bir süredir de yoktu. Bırakın darbeyi, yaşananlar tam tersine ordunun bir anlamda havlu atması, siyasi gücü iyice azalan, hatta belki de sıfırlanan bir kurumun, kendisine karşı yapılan haksız adli uygulamalar karşısında son çare olarak kenara çekilmesidir.'  Sevgili Aslı, ya iddianameleri hiç okumadın ki okumuşsundur, sen çalışkan bir gazetecisin ya da açık açık hukuku  tanımıyorum, diyorsun. Yakın zamanda darbe ihtimalinin olmadığını iddia etmek bugün sağlam bir hayal gücü gerektiriyor. Hele bir de  internet andıcının gerçek olduğunu Dursun Çiçek bile itiraf etmişken...  Daha bitmedi. Siyasi gücü azalan ordunun haksız adli uygulamalar karşısında kenara çekilmesi ne demek? Ordunun siyasi gücü olduğunu kabul edip bir de üzerine haksız adli uygulamalardan nasıl bahsedersin? Zaten adli süreç de tam bu yasa dışı siyasi güç arayışıyla ilgili! Demek ordunun siyasi gücünün olması, bu gücün azalıp çoğalması senin için normal ve bununla ilgili adli süreci de 'haksız uygulama' olarak görüyorsun. Pes doğrusu!

Bir insan hakları savunucusu olarak Fatih Altaylı
Vay, vay, vay... Daha neler göreceğiz kim bilir! 'Ulusalcı' bir  Commodore 64 'solcu' bir Commodore 64'e destek vermiş. Fatih Altaylı meğer ne vicdanlı bir yürek, nasıl yüksek bir duyarlılık sahibiymiş de haberimiz yok! Ahmet Kaya'ya sırf Kürt olduğu için ettiği hakaretler, avukat Eren Keskin'e 'gördüğüm yerde tacizde bulunmazsam namerdim', Gülay Göktürk'e 'Bu ordu senin bacak aranı da koruyor', haklarını arayan  başörtülü kadınlara 'fahişe' demesi, diyebilmesi, sırf Hz. Muhammed'in doğum gününü kutladığı için Hakan Şükür'e yapıştırdığı 'gerici' etiketi ortadayken, 'Kürtlerin, Türklerin ve tüm insanların acılarını anlama ve yansıtma kapasitesi'ni överek Ece Temelkuran'a destek veriyor. Onu 'Türk basınında insani hassasiyet diye bir şey varsa, simgelerinden biridir, birincisidir' diyerek kolluyor. Bunu, yukarıda saydığım nefret suçlarını işleyen (Kürt düşmanlığı-kadın düşmanlığı-İslam düşmanlığı) Fatih Altaylı söylüyor.
***
Tekrar soruyorum: Bu nasıl kirli, nasıl korkunç bir ittifaktır Allah aşkına?

<p>CHP’nin yayın organı Halk TV’de program sunan Özlem Gürses MHP lideri Devlet Bahçeli&

Sağlık Bakanlığından Halk TV sunucusu Özlem Gürses'e yalanlama: Öyle bir personelimiz yok

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

İstanbul boğazında görüntülendi! Sakarmekeler martılarla beraber simitle besleniyorlar

Jason Statham Antalya'da kurşun geçirmez camlı villada kalıyor