• $7,3798
  • €8,9426
  • 436.592
  • 1454.54
19 Temmuz 2011 Salı

Ahmet Kaya'ya yapılandan ne farkı var?

Nagehan Alçı
Nagehan Alçı
YAZARIN SAYFASI

İki haftalık aradan sonra güzel şeylerle başlamak isterdim yazıya. Gördüğüm güzel yerler, üzerimde kalan hoş bir anı, tebessüm ettiren bir söz... Ama ne mümkün! Biraz dinleneyim diye dükkanı kapatmamın sonlarına yakın düşüverdi bir ateş.  Hepimizin tam üzerine. Bu oyunu kurucuların istediği tabirle: '13 şehit bizden aldı, 7 hain onlardan'
Bu pis oyun orada da bitmedi. Bu memlekette faşizmin üzerini örtmek için kullanılan ve kesinlikle yasaklanması gereken 'hassasiyet' sözcüğü bahane edilerek İstanbul'un göbeğinde, kelli felli beyler, tiril tiril elbiseli kadınlar, eğitimli ve pek müziksever bir kitlenin içinden bir canavar çıktı. Aynur'u sahnede, kendi dilinde şarkı söylediği için linç etmeye girişti. Önce 'Türkçe söyle!' diye ültimatom vermeye kalktı, sonra Kürtçe şarkıya meydan okumak için olsa gerek (ne alakası varsa?) İstiklal Marşı okudu...
Yaşananları sonradan izliyorum da... Utancımdan yerin dibine giriyorum.  Belli ki artık açık açık 'hain Kürt susturuldu' yazılamasa da hala Kürtçe'yi içine sindiremeyen, konuşulması ve söylenmesini lütuf sayan bir çok meslektaş var etrafta. Serdar Turgut'un yazıları mesela. 'Bari bu gece Kürtçe söylemese' ya da 'Bari biraz da Türkçe söylese' diyerek içindeki faşisti gizlemeye çalışan. 'Hassasiyet' kelimesini dolaşıma sokarak 'diğer günler Kürtçe'ye müsamaha gösterebilir, ama bu gün ı-ıh' diye özetlenebilecek Türk-Kürt ilişkisini ebeveyn-çocuk ilişkisi gibi gören... Kürtçe ile PKK terörü arasında ilişki kurma gafletine düşen. Ve bu sayede yıllardır aslında o gençlerin ölmesine izin veren zihniyeti besleyen...
Tüylerimi diken diken eden bu tavırlara karşılık benim cevabım net: Aynur'un Kürtçe şarkı söylemesinden daha doğal bir şey olamaz. Bir sanatçının kendi dilinde şarkı söylemesini mide bulandırıcı 'hassasiyet' kavramının arkasına saklanarak eleştirmek Ahmet Kaya linçinden bu güne Türkiye'de şekil yumuşasa da özün değişmediğini gösteriyor maalesef. Fırsat bulduğunda hemen ortaya çıkıveren o nefret, o kibir, o yukarıdan bakma hali... Tıpkı 11 Eylül saldırılarından sonra Batı'da Arapça'ya karşı oluşan nefret gibi... Bunu Harbiye'de bir kez daha gözler önüne seren o sözüm ona pek bir eğitimli, Batı gördüğü için böbür böbür böbürlenen, kendi gibi olmayandan başkasına yaşama hakkı vermeyen ayrımcı kafalar bir kez daha kanıtladılar.
Bir konserin ortasında İstiklal Marşı okuyarak vatanını sevdiğini zanneden, kendi topraklarından çıkan bir dile terörist muamelesi yapan, kendi kültüründen nefret edip uzak kültürlere bayılan laik cumhuriyetimizin pek karanlık kafaları ile ne kadar gurur duysak az!

Kilidin anahtarı Öcalan'da
Sİlvan'dakİ alçak saldırının iki ana hedefi var: Birinci hedef Başbakan Erdoğan ve hükümet. Bölgesel bir güç olarak Suriye krizinde önemli bir inisiyatif alma aşamasındaki Erdoğan hükümetine 'sen önce evindeki kaosa bak' dedirterek zayıflatmak ve barış ortamını yok etmek. İkinci hedef ise; Öcalan'ın barış ister tavrı. Bu tavır da savaş baronlarına zarar veren bir tavır.
Bölgeyi tanıyan ve Öcalan ile hukuku olan kaynaklarımdan aldığım ipuçlarına göre bugünden itibaren yaşanacaklar ve PKK terörünün devam edip etmemesi tek bir faktöre bağlı: Öcalan'ın tavrı. Önümüzdeki günlerde bir açıklama yapacak Öcalan. Şayet o açıklamada barış isteğine rağmen kendini savaş baronlarına kaptırır ve saldırıyı destekler bir tutum alırsa tam bir felaket yaşanabilir. Terör tırmanır, kan devam eder. Ancak bu oldukça düşük bir ihtimal. Öcalan'ı tanıyan ve süreci yakından izleyen kaynaklara göre Öcalan'ın şiddete karşı duran ve saldırıyı kınayan bir açıklama yapma ihtimali büyük. Böyle bir tavır örgüt içindeki savaş baronlarını önce sessizliğe iter, sonra da kopmalar yaşanabilir.
İmralı'dan gelen haberlere göre Öcalan saldırıya karşı çok tepkili. Bakalım o tepkisini yeteri kadar sert bir şekilde ortaya koyup şiddet isteyenleri bastırabilecek, DTK'ya 'şaibeli erken özerklik ilanı' için ayar verip, BDP'nin yeniden kendi çizgisine gelmesini sağlayabilecek mi?

<h3>Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kartoğlu, CHP'nin 'Militan' provokasyonunu AKŞAM TV

CHP neden 'Militan' provokasyonu yapıyor?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları