• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
6 Mart 2012 Salı

28 Şubat medyası ve Nazlı Ilıcak

Son günlerde yapılan yorumlara bakıyorum da... Garip olan bir şey var. Mesela 5 yıl önceki '28 Şubat tartışmalarını' çok iyi hatırlıyorum. Askeri vesayet hala güçlüydü. Hala birçok köşe yazarı 'Asker şu Tayyip'i devirse de rahatlasak' düşüncesindeydi. Şimdi sürekli saldırdıkları Yaşar Büyükanıt o zamanki ulusalcılar için 'kahraman paşa' idi. Muhafazakarlara ve liberallere vesayet düzeni baskı yapmaya devam ediyordu, o yüzden de muhafazakar/liberal blok 28 Şubat darbesinden daha çok medyayı sorumlu tutuyordu. 28 Şubatçı generallerden ziyade, onların emrindeki gazeteciler hedefe konuyordu.  O dönem askerler için 'Hepsi yargılansın, generaller ceza alsın' denemiyordu kolay kolay...
***
Şimdi ise  durum  tam tersi. 28 Şubatçı generallerin hepsinin yargılanmasında nerdeyse herkes-Kemalistler ve eski merkez medya dahil- hemfikir. Bu paşaları savunan pek kimse kalmadı ama iş medyaya gelince bir anda 'Aman gazetecilerin kabahati yok' diyenler çoğaldı nedense. Yani 5 yılda 'Askere darbeyi medya yaptırdı, esas suçlu darbeci medyadır' noktasından 'Her şeyi asker yaptı, darbe suçu askerlerin, medyanın suçu yok' noktasına gelindi. İfrat ile tefrit arasında saçma bir yerdeyiz! Oysa asker ile medya işbirliği olmasaydı 28 Şubat darbesi yapılamazdı. Bu karşılıklı bir ilişkiydi.
***
Bazen emreden generaller oldu. Kimi medya mensupları o emri uyguladı. Bazen de generalleri darbeye kışkırtan, adeta paşalara darbe için gaz veren kimi medya mensupları oldu. Bu iki ilişki biçimi de tartışmasız hukuk-dışı ve suç teşkil eder.  Dolayısıyla soruşturma sürecinin bu yasadışı ilişkileri kapsamaması düşünülemez...
***
Hal böyle iken,  çok sevdiğim yazar, program partnerim ve dostum olan Nazlı Ilıcak'ın tavrından bahsetmeden geçemeyeceğim. Nazlı Hanım, 28 Şubat darbesinde kahramanca işler yapmış bir gazeteci ve siyasetçi. Ayrıca çok yakın zamana kadar '28 Şubat'ta darbecilerden aldıkları talimatla kışkırtıcı yayın yapan medyanın rolü çok önemliydi. Medya olmasaydı darbe olmazdı' diyen bir isim. Şimdiyse 'Medyayı işe karıştırmayalım, yalnızca askerler yargılansın' çizgisine geldi. Bu yüzden muhafazakar ve liberal kesimden büyük tepki alıyor. Çok  değer verdiğim Nazlı Hanım'a gelen bu tepkiler beni üzüyor. Üstelik Ergenekon soruşturması noktasında tam tersi bir duruşu varken...
***
Son kitabında son derece haklı bir şekilde yasadışı bir oluşumun talimatıyla yazı yazmanın  yargılanması gerektiğini savunuyor Ilıcak. E iyi de 28 Şubat cuntası yasadışı oluşum değil mi? Mesela Nazlı Hanım sayesinde Türkiye'nin öğrendiği andıç belgesine bakalım. Çevik Bir imzalı yasadışı belge şöyle yazıyor:
'Adı geçen gazetecilerin kamuoyunda saygınlığının azaltılması ve itibarının düşürülmesi ile terör örgütüne sağladığı dolaylı destekle ilgili aleyhlerinde kamuoyu oluşturulması... Örgütün parayla her şeyi kendine yakın gazetecilere yaptırdığının gazete sahipleri, seçilen köşe yazarlarına ve televizyonlara aktarılması, televizyonlarda bunun tartıştırılması. İcra zamanı 24 Nisan 1998'den itibaren...'
***
Bu belgede geçen, darbeciler tarafından seçilen köşe yazarları ve televizyoncular kimler? Kimlere yasadışı talimatlarla neler yazdırıldı, hangi televizyon programları yaptırıldı? Bunların hesabının sorulması gerekmiyor mu? Üstelik böyle yüzlerce başka andıç da var. Soruşturma ilerledikçe Türkiye birçok üstü örtülmüş gerçekle karşılaşacak. Bunların üstü mü örtülsün?
Bu andıcı ortaya çıkaran cesur insan Nazlı Ilıcak asla bunu isteyemez, isterse kendine ihanet eder. Eğer bu belgelerin üstü örtülecekse o zaman Mustafa Balbay'ın, Ergun Poyraz'ın, Tuncay Özkan'ın, Soner Yalçın'ın günahı neydi?
***
Doğru, 28 Şubat'a fikirleri itibarıyla destek verenler ahlaken suçludur, hukuken bir suçları yoktur. Ama ya Gölcük belgelerindeki yasadışı darbe talimatlarıyla iş yapanlar?

<p>Pürüzsüz cilde sahip olmak kadınların en hassas olduğu noktalardan biri. Hava şartları, yanlış ku

Kışa girmeden pürüzsüz cildin sırrı

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi