• $7,3856
  • €8,9733
  • 442.685
  • 1546.7
30 Ağustos 2011 Salı

2 bayram

Nagehan Alçı
Nagehan Alçı
YAZARIN SAYFASI

Uzun zamandır buralara uğramayan, unutmaya yüz tuttuğumuz,  tuhaf bir coşku var havada. Dört bir koldan esen bir 'işler iyi gidiyor' hali... Bir yandan Başbakan'ın azınlıklarla ilgili attığı muhteşem adımlar, diğer yandan Meclis'te diyaloğa çağrı, aynı anda gelen Zafer ve Ramazan bayramları...
***
Bu 'sihirli değnek' havasına bakıyorum da... Bir yandan mutlu oluyor, bir yandan da garip bir buruklukla uzaklara dalıyorum. Eski bayramlara... 'Ah nerede  çocukluğumun bayramları' diye özetlenebilecek, klişe nostaljiye hiç prim vermem sanırdım ama bu yıl farklı. Kim bilir, belki babamsız ilk bayram olduğu için. Geçtiğimiz yıl bu günler babamın hasta yatağının yanında kutladığımız bayram aklımdan çıkmadığı için ya da. Belki de... Belki de ilk kez yitirmenin ne demek olduğunu bilen bir 'ben' olduğum için.
Çocukluğumun bayramlarıyla ilgili iki farklı resim var gözümün önünde. İlki babamın ailesinin büyük bir kısmının yaşadığı Kayseri'den. Bazı bayramlar dedemin Kayseri'deki evine giderdik. Birinci günün sabahını hiç unutmam. Annem bize cicili bicili elbiseler giydirir, 'büyüklerinizin elini öpeceksiniz' derdi. Sabahın köründe başlardı akrabalar gelmeye. Upuzun bir masa hazırlanır, ailenin bütün fertleri toplanırdı. Muhakkak etli pilav da konurdu sofraya, hem Ramazan hem Kurban Bayramı'nda. Önce masanın önünde ip gibi yaşlıdan gence dizilirdik. En küçükten başlayarak herkes sırayı takip ederek büyüklerin elini öper, harçlık alırdı. Sonra da oturur, dedemin duasını dinler, 'kahvaltıda ne işi var' diye içimizden sora sora et ve pilav ile başlardık kahvaltıya. Tuhaf, bizim İstanbul'daki hayata uzak ama eğlenceli bir oyundu o bayram sofraları...
***
Bazı bayramlar ise İstanbul'da kalırdık. O zaman annemin ailesi ile kutlanırdı bayramlar. Ama bu kutlamalar Kayseri'dekilere benzemezdi pek. Bir kere sabah erkenden gidilmezdi. Ya geç kahvaltıya gidilirdi ki o kahvaltıda da et-pilav olmazdı. Bildiğimiz, alıştığımız peynirli, reçelli bir sofraydı anneanneminki.  Ya da öğlene doğru bir araya gelirdik. Babamlarınki gibi bir kalabalık da olmazdı. Teyzemler ve biz yalnızca. Sıraya da dizilmezdik. Salonda oturan büyüklerin yanına gider, öper bayramlaşır, üzerine de çikolata yerdik. Anneannem bu esnada kendi yaptığı vişne likörünü çıkarır, kahve ile birlikte  ikram ederdi. Sonraki yıllarda bunun yanına seçenek olarak badem ve çikolata likörünün de eklendiğini hatırlıyorum.
Anlayacağınız, çocuk aklımla yalnızca 'iki farklı oyun' olarak gördüğüm ama aslında Türkiye'nin  başka yüzlerini anlatan bayramlar içinde büyümüşüm ben. Biri geleneksel Anadolu, diğeri laik İstanbul bayramları... Birinde sabah namaza gidilir, ardından etli sofra kurulurdu, diğerinde ise geç kahvaltı edilir, üzerine likör içilirdi. İkisi de Türkiye'ydi. İkisi de bizdik. Babam, babacığım işte bu 'ikiliği' çok önemser, hem geleneksel Anadolu'ya sahip çıkıp, onu tanımamız hem de İstanbul'un laik yüzü ve kültüründen mahrum kalmamamızı isterdi...
***
Şimdi, onsuz ilk bayramımda, bana ne zengin bir miras bırakmak için çabaladığını ilk kez bu kadar açıkça görüyorum. Maalesef onu yitirdikten sonra...

Kendiyle kucaklaşan bir ülke
Dün gazetelerde Başbakan'ın azınlık temsilcileriyle birlikte yaptığı iftarın fotoğraflarına ve o iftara denk gelen karara baktım da... Nereden nereye dedim. Düşman gözüyle bakılan, ellerinden malları zorla alınan, horlanan sonra da yeri gelince 'bu ülkenin vatandaşı' denen azınlıklara yapılan haksızlıklar artık son buluyor. Öyle bir başbakan, öyle bir irade var ki, artık korku ülkesinin üzerindeki perdeyi sıyırıp atıyor! Nihayet  kültürümüz ve dinimizdeki 'kimseyi kimseye yeğ tutmama' prensibi hayata geçiyor. Ne mutlu bize! Ne mutlu bu günlere gelen Türkiye'ye!
***
 Bir tebrik de o akşamki harika organizasyonu düzenleyen ve son dönemde ciddi çalışmalara imza atan Azınlık Hakları Temsilcisi Laki Vingas'a!

İki bayram kutlu olsun
GENELKURMAY Başkanı Org. Necdet Özel ve kuvvet komutanları 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü dolayısıyla devlet mezarlığını ziyaret etti. Özel, Şeref Defteri'ne özetle şunları yazdı: 'Türkiye Cumhuriyeti'ni ve onun temel değerlerini korumanın, bizlere bu eşsiz zaferleri armağan eden sizlere ve milletimize karşı en büyük sorumluluğumuz olduğunun bilincindeyiz.' Gazetecilerin sorularını yanıtlamayan Özel her iki bayramın da kutlu olmasını diledi.

<p>EGE'DE TÜRKİYE'NİN HAKLILIĞI ÇOK AÇIKTIR'</p><p>'Adına Egeler denilen, aslında bizim Adala

'Ege'de Türkiye'nin haklılığı çok açıktır'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kırıkkale'de polis merkezi önünde silahlı kavga: 1 yaralı

Kimyasal tuvalet, bomba gücü göstergesi, radyasyon ölçüm cihazı... Nükleer sığınak açık artırmaya çıkarıldı