• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
17 Eylül 2021 Cuma

'Yapamadık' diyemezler, 'yaptırmadılar' diyorlar

CHP ve siyasi ortakları, yerel iktidar duygusuna ancak İstanbul ve Ankara belediye başkanlıklarını alınca kavuştu.

Bir TV yayınında, koronavirüs tedbirlerine belediyelerin de destek vermesi gerektiğinden söz ettiğimde, CHP eğilimli bir gazeteci dostum, "Sorumluluğu belediyelere atmayın" tepkisi vermişti.

Oysa parti belirtmemiş, yeme içme mekanları, toplu taşıma araçları gibi belediye sorumluluğundaki alanlarda denetim konusunda polisin değil, zabıtaların daha etkin görevlendirilmesi gerektiğini söylemiştim.

Üstelik belediyelerin çoğu AK Partili başkanların yönetiminde.

Ama İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyeleri CHP'ye geçtiği için dostumuz biraz refleks olarak üzerine alınmıştı!

Bunun bir başka göstergesi de bugünlerde ortaya çıkıyor.

Bu, İstanbul ve Ankara'da belediye yönetimlerinde başarısızlığın CHP tarafından da kabul edildiğinin göstergesi.

Diyorlar ki, "İstanbul, Ankara ve İzmir belediyeleri merkezi hükümet tarafından engelleniyor. Yatırım ve hizmet için kredi almalarına izin verilmiyor. Başarısız olmaları isteniyor."

Oysa CHP'li İzmir Büyükşehir Belediyesi sadece bugün değil yıllardır başarısız!

Hükümetin, özellikle İzmir milletvekili ve belediye başkan adayı Binali Yıldırım'ın hem Ulaştırma Bakanı hem de Başbakan olarak yürüttüğü yerel projelere rağmen!

CHP'li Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ise yıllardır başarılı!

AK Parti hükümetleri, yıllardır Eskişehir'in başarısına mani olmayı düşünememiş!

Ya da bir büyükşehir boyutundaki Ankara Çankaya ilçe belediyesine...

CHP 'yerel iktidar' sınavını kaybetti.

Yapamadık diyemedikleri için 'yaptırmıyorlar' kampanyası başlattılar.

Mağduriyet kazandırır mı?

31 Mart 2018 yerel seçiminin İstanbul'da yenilenmesi bir mağduriyet getirisi sağlamıştı CHP'ye.

Ama 'İstanbul derya, her türlü imkan var, israfı önleyip kaynak yaratacağız' dedikten, hükümeti faiz lobilerinden borç almakla suçladıktan sonra, 'borç almamız engellendi' diye mağduriyete yatmak aynı sonucu verir mi, şüpheliyim.

BATI'NIN TALİBAN'LA İMTİHANI-2

BBC muhabiri John Simpson ve ekibi Afganistan'da Taliban milisleriyle uzun söyleşiler yaptı, ülkenin geleceğine dair düşüncelerini analiz etti.

Bir bölümü "Çin'in gücü" başlığını taşıyor.

Özetle şöyle diyor: "Batılı hükümetlerin gözünde Taliban'la ilişkide olmak utanç verici bir durum. Çin ise Taliban'la en yakın ilişkiye sahip olmaktan utanç filan duymuyor. Taliban'ın da Çin'in ekonomik desteğine ihtiyacı var. Öyle ki, Taliban'ın Uygurlar ve Müslümanlara yönelik tavrı nedeniyle Pekin'e sorun çıkarmayacağından bile emin olabiliriz. Bu da Pekin'e örgüt üzerinde etkili olma fırsatı veriyor. Bu, Batı için feci bir olay."

'Feci'...

Çünkü Taliban, ilk iktidar döneminde uluslararası toplumdan dışlanmış, elektrik, su, hatta gıda kıtlığı başlamıştı.

Bu da iktidarını zayıflatıyordu. Öyle ki, ABD'li analistler, "işgalin Taliban'ı güçlendirdiği" yorumları yaptılar.

Ama şimdi Çin buna izin vermeyecek gibi görünüyor.

Yani, Batı'nın Taliban'ı yalnızlaştırarak Afgan halkını Batı yanlısı bir yönetim tercihine zorlama şansı artık yok.

Ayrıca Taliban'ı sadece Çin'le işbirliğine mecbur bırakmak, Batı'nın bölgedeki tüm inisiyatifleri de terk etmesi demek.

20 Ağustos'ta, "Batı'nın Taliban'la imtihanı" başlıklı yazımda buna dikkati çekmiştim.

Çin'in avantajları var:

Hem SSCB hem de ABD işgaline karşı Taliban'a destek verdi, hatırı var.

Batı ülkeleri gibi -en azından görüntüde- demokratik hak "ve özgürlükler' gibi dertleri yok.

'Kuşak-Yol Projesi' dediği Batı'ya uzanan hızlı demiryolu ağı için bölgenin güvenliğine ihtiyacı var.

Yatırım yaparken 'çıkarlarından' başka şart koşmuyor.

Bütün bunlar da Taliban'ın arayıp bulamadığı şeyler...

Batı'nın ise açmazları var;

Zamanında İngiltere işgal etti, sonra SSCB işgaline karşı Taliban'a destek verdiyse de, arkasından Taliban'a karşı ülkeyi işgal etti. Hatırını tüketti.

Sadece tanımak için bile siyasi ekonomik şartlar koşuyor; Taliban'ın uğruna savaştığı rejim hedefinden vazgeçmesini talep ediyor.

Batı bu taleplerden vazgeçerse, kendiyle çelişmiş olacak.

Çin'in Taliban'a yatırımını 'bölgeyi istikrarsızlaştırarak' baltalamak da çözüm değil. Zira bu durumda önce ve en çok Afganistan'ın en yakın komşuları Batı müttefiki Pakistan ve Hindistan etkilenir, ardından göç Avrupa'ya ulaşır.

Ayrıca, ekonomik olarak Batı'nın Çin'den bağımsız hareket etmesi mümkün değil; ticaret savaşını 'sıcak' boyuta taşıyamaz.

En azından bugün ve yakın gelecekte...

En makul strateji, Taliban rejimiyle 'demokratik mücadele' için uzun zamanlı bir süreç planlamak ve bu süreçte Çin'in etkinliğini dengelemek.

Şimdi Batı ülkeleri buna karar verecek.

"Tavrımızı Taliban'ın atacağı adımlar belirleyecek, izliyoruz" diyerek bunun işaretini de verdiler.

Bu şimdilik bir 'zaman kazanma' stratejisi.

Bunun 'mücadeleyi zamana yayma' stratejisine dönüşüp dönüşmeyeceği de yakında belli olur.

EVET BİLL GATES SİZE ÇİP YERLEŞTİRDİ!

Aşı karşıtlarının İstanbul mitinginde aşı araştırmalarına yatırım yapan Microsoft kurucusu Bill Gates'e yönelik, "Allah seni kahretsin Bill Gates, sen de yargılanacaksın" sloganları atıldı.

Sosyal medyadan, e-postalarla yayılan mesajlarda da Bill Gates hedefte.

Adamın şahidi değilim.

İşini nasıl yürüttüğünü bilmem.

Bence, piyasada tekelleşip herkesi sömürdükten sonra hayır işi yapmanın, kumar parasıyla cami yaptırmaktan fazla kıymeti yok.

Ya da kendi işçisini ucuza çalıştırıp ürünü pahalı sattıktan sonra vakıf kurup fukaraya yardım etmenin...

Ama kürtaj destekçilerinin 'benim bedenim, benim kararım' pankartını elinde taşıyabilen aşı karşıtı çarşaflı teyzeye karşı Bill Gates'in hakkı daha 'savunulası'dır.

Neyse, konumuz bu değil.

Diyorlar ki, "Bill Gates aşı ile insanlara çip yerleştiriyor."

Suda çözünen çip teknolojisi geliştirildiğini onlar biliyor ama mühendislerin haberi yok!

Diyorlar ki, "Bill Gates, bilim insanı mı, doktor mu, virolog mu; nereden biliyordu virüsün çıkacağını?"

Adam 20 yıldır aşı geliştirme işine kafa yoruyor, uzman çalıştırıyor. Bizim tanıdığımız bir eczacı kalfası, bilemedin aile hekimi; o ise alanının en yetkin isimlerini bırakın tanımayı ve bilgi almayı, onları bir araya getirip çalıştırma imkanına sahip!

Diyorlar ki, "Bill Gates, aşıyla insan nüfusunun azaltılacağını" söyledi.

Hayır, adam aşılarla hastalıkların ve özellikle çocuk ve anne ölümlerinin azaltılabileceğini, hayatta kalma şansı artan toplumlarda örneği görüldüğü gibi, bunun da nüfus artış hızını azaltacağını söyledi.

Yani Gates'i ancak, "dünyada yeterli kaynak olmadığı gerekçesiyle nüfus artışının azaltılmasını bir çare olarak görmesinden" dolayı eleştirebilirsiniz. Ki, ben eleştiriyorum; zira tekelleşmeye, savaşa ve sömürüye boğulmasa, dünyada yeterli kaynak üretilebilir düşüncesindeyim.

Diyorlar ki, "Aşı bir beka sorunudur, insanlık sorunudur; çünkü hangi milletler genetik olarak zayıf onu test ediyorlar."

Bu testi aspirinle yapmak daha ucuz olmaz mıydı? Kimse şüphelenmezdi üstelik!

Hem madem suda çözünen çip var, suda eriyen aspirine katılabilirdi!

Uzatmayacağım...

Aşı karşıtlarına katıldığım 'şeklen' iki doğru var:

Koronavirüs bir 'test'tir.

Olası hastalıklara, biyolojik savaşlara ne kadar hazırlıklıyız, onu test ediyoruz.

Bu savaşlar sırasında düşmanla mı mücadele edeceğiz yoksa birbirimizi mi yiyeceğiz, onu test ediyoruz.

Bill Gates hepimize çip yerleştirdi.

Cebimizde, çocuğumuzun elinde, salonumuzun ortasında, masamızın üstünde, kulağımızdaki hoparlörde Microsoft bütün verilerimizi işliyor.

Teorik olarak yazışmalarımızı, fotoğraflarımızı, şirket bilgilerimizi depoluyor, profil oluşturmakta kullanıyor, istihbarat örgütlerine, reklam ajanslarına, siyasi analizcilere veriyor olabilir.

Hatta, elektronik cihazlarımızı ve üzerlerindeki uygulamaları bizden habersiz çalıştırarak konuşmalarımızı, görüntülerimizi gittiğimiz yerleri, oturup kalktığımız insanları da kaydediyor olabilir.

Bunları yapabilen Bill Gates'in sıvı çip icat etmesine gerek yok!

Salim kafayla düşünün...

<p>Sosyal medyada viral olmuş haftanın en eğlenceli videolarını 'GÖRMELİSİN'!<br></p>

En Zor Çocuk Oyununu 'Görmelisin'!

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!