• $ 5,8147
  • € 6,4658
  • 275.215
  • 110477
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

'Tamamen yanlış anlaşılan ülke'den çıkış için önemli bir adım...

Türkiye ‘10 milyon turist’ hedeflinin abartılı bulunduğu yıllardan, 40 milyon ziyaretçinin aşıldığı günlere geldi.

Türkiye’de ‘yerleşik’ yabancılar da aynı hızla artıyor.

Kimi emekliliğinde yılın yarısını Türkiye’de geçiriyor, kimi ısrarla her yıl Türkiye’de tatil yapıyor, kimi işi gereği Türkiye’de yaşıyor. Kimi de işini Türkiye’ye taşıyor.

***

Bunlar bence Türkiye’nin en güçlü ‘iletişim ortakları’...

Zira ülkelerinin siyasetlerine yön verenler Türkiye’yi ‘rakip’ görüyor.

Avrupa’dan “Balkanlar’ı Rusya, Çin ve Türkiye’ye kaptırmayalım” sözleri yükseliyor.

Aynı politika Suriye, Irak, Ortadoğu ve Kuzey Afrika için de geçerli.

Ana akım medyaları da bu konuda politikacılarla ortak.

Politikacılar, konuya ‘rekabet’ gözüyle baktığı sürece Türkiye hakkında önyargılı ve kasıtlı politikalarına devam edecekler.

Ama halklar öyle değil.

Türkiye, politikacılar ve medyaya rağmen, ‘misafirler’ üzerinden muhatap ülkelerin halkları nezdinde hak ettiği yeri bulabilir.

40 milyon turist, ağırlıkla Avrupa ülkelerinde olmak üzere 40 milyon ‘elçi’ demek.

Bugüne kadar bunu ‘slogan’ olarak kullandık, işe yaramadı.

Bugünlerde yapılan bir şey, umutlarımı yeşertti.

***

Türkiye’de yaşamayı tercih eden 7 yabancının Türkiye’yi anlattığı bir kısa belgesel izledim.

Türkiye’ye nasıl geldiklerini, nasıl kalmaya karar verdiklerini, izlenimlerini ve tavsiyelerini anlatıyorlar.

Foto muhabiri, yatırım uzmanı, girişimci, müzisyen, model, tasarımcı, ressam...

Filmi İletişim Başkanlığı hazırlamış.

Ben de benzer hikayesi olan onlarcasıyla tanıştım, bazıları ile komşuluk yaptım.

***

Filmdekilerden biri özellikle dikkatimi çekti.

Brianna.

Girişimci.

Avustralya’dan gelip İstanbul’a yerleşmiş.

İnternet üzerinden Türk halısı satıyor. Bunu, “Türkiye’den halı alma deneyimi” yaşatarak yapıyor.

Halı dokunan yerleri, halıcıları geziyor, hikayelerini, pazarlıklarını kayda alıyor.

Brianna, “Türkiye’yi 3 kelimeyle nasıl anlatırsınız” sorusuna şu cevabı vermiş:

“Completely misunderstood country / Tamamen yanlış anlaşılan ülke.”

Meramımı en iyi anlatan cümle bu.

BÜYÜKELÇİLER, TURİZM ELÇİLERİNİ UNUTMASIN

Alanya’daki Alman ve Hollandalı ailelerin; Fethiye’deki İngiliz, İrlandalı emeklilerin hikayeleri;

Tatil için her yıl ısrarla Türkiye’yi tercih edenlerin düşünceleri de önemli.

5-6 yıl önce İrlanda’da bir lokantada yemek yerken yan masadaki sandalyeyi almak istediğim bir kadının, -muhtemelen dillerini çat-pat konuşmamdan dolayı- “Türkiye’den mi geldiniz, niye geldiniz, neresinden geldiniz, ne iş yapıyorsunuz” diye sormasına “Bu soruları biz Türkler sorarız” tepkisi vermiştim gülümseyerek.

“Biz de yarı Türk olduk, Fethiye’de evimiz var, yılın yarısı oradayız” deyince etkilenmiştim.

Onların da kendi ülkelerinde, Türk büyükelçilikleri ve konsoloslukları tarafından en azından dini ve milli günlerinde hatırlanmaları çok önemli.

HİNT DOKUMASI TÜRK HALISI (!) İLE NASIL MARKA OLURUZ?

Halı, dünyada Türkiye’nin ‘marka’ olarak tanındığı en önemli ürün.

Ama ‘Türk halısı’ aradığınızda, Hereke, Uşak, Isparta, Yörük halılarının Çin veya Hindistan’da dokunmuşlarıyla karşılaşıyorsunuz.

Ben iki parça Uşak halısı aldım, Hindistan’da dokunmuştu!

Halıcıdan, “Benzerinin Uşak’ta dokunmuşunu getirin, aradaki farkı ödeyip değiştireceğim” diyerek ayrıldım.

İpek halı dokumanın da bitmekte olduğunu o halıcıdan dinledim.

İki yıl önce Kültür Turizm Bakanlığı’nda yetkililere konuyu anlattım. İlgili bir genel müdür yardımcısı, “İpek halı var mı ki? Hani ipek kumaş veya ipekli halı duydum da…” deyince konuyu kapattım!

***

Lale’nin resmine bakarak değil ‘lale’yi bilerek, Yörük desenlerine bakarak değil ‘Yörük’ olarak dokunmuş halı Türk halısıdır.

Türkü söylenmeden dokunan halı Türk halısı değildir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, belediyeler ve odalara çağrımdır:

Avustralyalı girişimci “Türkiye’deymiş gibi halı alma” deneyimini ‘iş’ haline getirmiş; takdire şayan. Halıda, kilimde markalaşmış şehirlerimizde;

Van’da, Uşak’ta, Muğla’da, Isparta’da, Antalya’da;

İnsanlara satın alacağı halıyı dokunurken görebilecekleri;

Dokunan desenlerin ve dokuyan parmakların hikayelerini öğrenebilecekleri;

Onların yaşam tarzlarını paylaşabilecekleri imkanlar hazırlayın.

Dokumacılığı destekleyin, maliyetlerini düşürün;

Okullaşma, şehirleşme ve çekirdek aileye dönüş gibi nedenlerle kapanmış tezgahlar açılsın.

Türk halısı markası Türkiye’ye bugünkü vergi ve SGK priminden daha fazla gelir, ayrıca çok daha kıymetli itibar ve olumlu algı kazandıracaktır.

Terör Örgütü PYD-YPG´nin Gerçek Yüzünü Anlattılar!

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

Besinlerin sahte olup olmadığını nasıl anlarız?

Israr üzerine başladığı elek yapımında siparişlere yetişemiyor