• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
01 Aralık 2020 Salı

Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın çizdiği ‘şarlatan' portresi

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın (17 Ağustos 1864-8 Mart 1944, İstanbul) kitapları, günümüz Türkçesiyle yeniden yayınlandı. (Bilgi Yayınevi)

Varlıklı bir Osmanlı bürokratının çocuğuydu ama hicivli, kinayeli yazıları nedeniyle ‘Abdülhamid kızar’ korkusuyla kitapları yasaklanmıştı.

***

Takıntılı bir adamdı.

Ünlü ‘Monk’ dizisinden veya Türkçe uyarlaması Engin Günaydın’ın oyunuyla belleğimize yer eden Galip Derviş’ten gözünüzde canlandırabileceğiniz türden, mikrop kapma korkusuyla eldivensiz sokağa çıkmayan biriydi.

Yüz yıllık hayatında hiç evlenmedi.

Kadınlara dair görüşleri, bugün yaşasa, başına iş açardı.

***

Enteresan karakter analizleri vardı.

Bir tanesi, siyasette veya tv tartışmalarında izlediğimiz karakterlere çok benzer:

“Şarlatanlık da bir çeşit bilgidir. Bu bilgi öğrenimden çok yetenekle genişler. Şarlatanın en açık işareti; hiçbir hakikate karşı susmak istememek, seksen dereden su getirmeye uğraşmak; sözle, yazıyla her bahse atılmak; bilmediği şeylerden bilir gibi bahsetmek; cehaletini saklamakta büyük başarı göstermek; bazı konularını ömründe bir defa okuduğu veyahut hiç okumadığı bilimde, teknikte uzmanlık iddia etmek; ‘iki kere iki dört’ keskinliğiyle iddialarının çürüklüğü ispat edildiği halde asla kanaat getirmeyerek ‘Hasmıma anlatamadım ki’ sözünden ayrılmamak; kısacası Nuh deyip de durmak; kaleminden çıkanların doğru olduğuna herkesi inandırmak yolunda sıkılma duygusundan sıyrılarak her ikna biçimini mubah saymak; tartıştığı kişinin söylediği ne kadar açık, düzgün, kanıtlanmış olsa yine anlamaz görünerek meseleyi safsatalara, karışıklığa boğmak; nihayet hasmını usandırarak, nefret ettirerek, iğrendirerek tartışma meydanından püskürtmek... Sonra dönüp muzaffer bir tavırla, ’gördünüz mü, şiddetli bir ispat ile hasmımın ağzına ot tıkadım. Konuşmaya dayanamadı, kaçtı’ demek.” (Şıpsevdi’den)

Size de tanıdık gelmiştir…

KOCA OSMANLI DELİKLİ DEMİR ÜRETEMEMİŞ HA!..

27 Aralık 2016 Salı günü Star’da konu etmiştim.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu o günlerde “Koca Osmanlı diyorlar. Koca Osmanlı bir tüfek üretemedi” demişti de...

Ben de odamdaki kitaplığa bakıp iki kitap almış, birkaç dakikalık internet taramasıyla bulduğum makalelerden birini yazmıştım.

Kitaplardan biri İstanbul Fuar Merkezi’nin yayınladığı ‘Türkiye Fuar Albümü/Osmanlı Dönemi’ydi.

Diğeri de İstanbul Ticaret Odası’nın yayınladığı, reklamlar üzerinden Osmanlı dönemi sanayisini inceleyen ‘İlan-ı Ticaret’...

Bir de Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Mehmet Seyitdanlıoğlu’nun ‘Tanzimat Dönemi Osmanlı Sanayii’ makalesi.

***

Osmanlı’nın Avrupa fuarlarında sergilenen ‘sanayi’ ürünlerini, makinelerini; Marmara kıyısı boyunca Zeytinburnu’dan Bakırköy’e uzanan ‘organize sanayi bölgesi’ni; buradaki fabrikalarda demir, boru, çelik ray, yivli top, havan, piyade tüfekleri, tabanca üretildiğini; kalifiye eleman yetiştiren matematik, kimya, jeoloji, madencilik eğitimi verilen özel bir okulun bulunduğunu; Bakırköy sanayi ünitesinin ilk buharlı gemiyi 1848’de denize indirdiğini bir çırpıda okumuştum.

***

Bu kaynaklardan bir yenisi, “Osmanlı’nın Ticaret Seferleri” kitabı.

İstanbul Ticaret Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Şefik Memiş, Osmanlı’nın katıldığı ve Osmanlı’da düzenlenen fuarları araştırmış.

Dünyanın ilk ‘evrensel fuarı’ (expo) olan 1851’deki Londra Dünya Fuarı’ndan, I. Dünya Savaşı’nın çıktığı 1914’te yapılan Panama Pasifik Dünya Fuarı’na kadar tüm fuarları incelemiş.

Osmanlı’nın, fuarlarda 15 bin metrekareye kadar varan en büyük alanları kiraladığını; mimarisi ve tarihini yansıtacak sergi alanları inşa ettiğini; on binlerce ‘yerli’ ürün sergilediğini, fuarın yapıldığı ülke ve potansiyel alıcı ülkelerin dillerinde yüzlerce sayfalık kataloglar dağıttığını; bazı fuarlara ‘matbaa harfleri’ götürüp ‘fuara özel gazete’ yayınladığını; 1867 Paris Sergisi’ne bizzat Sultan Abdülaziz’in gittiğini; fuarlarda sadece sanayi ve ticaret ürünlerinin değil ‘moda’ tasarımlarının da sergilendiğini ortaya koymuş.

***

‘Köhne Osmanlı’ ile ‘uyumuş da büyümüş’lerin uyanması için daha çok basılıp daha çok okunması gereken yayınlar bunlar.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘yerli milli sanayi’ için çabaları ve talimatları ortada.

Bu ve benzeri kitapların, kitaplaşmamış makalelerin toplanarak, sanayi ve ticaret bürokrasisine, sanayi ve ticaret odalarına, okullara, üniversitelere ulaştırılması gerekir.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na, Milli Eğitim Bakanlığı’na, YÖK’e, Savunma Sanayi Başkanlığı’na, TOBB’a, çağrımız olsun bu.

Zira Türkiye’nin ‘insan sermayesi’nin en önemli gücü ‘özgüven’dir.

ETİMOLOJİ / KELİME KÖKENİ

Şarlatan: İtalyanca ‘ciarlare/gürültülü gevezelik’ fiilinden türetilen ‘ciarlatano’dan Fransızcada ‘charlatan/lafa boğarak sahtekarlık yapan’ anlamına dönüşmüş; Türkçede 1800’lerin sonunda Ahmet Rasim tarafından kullanılmıştır. 

<p>Çevre dediğimiz hadisenin sadece devletlere bırakılamayacağını söyleyen Oğuzhan Bilgin, konuya il

'Çevre, dünya ve tabiat bize emanet olarak bırakıldı'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kilo vermek için iştah kapatan besinler

En kötü yıl gerçekten 2020 mi? Bilim insanları, 536 yılına işaret ediyor