• $8,6978
  • €10,3577
  • 499.034
  • 1414.15
18 Mayıs 2021 Salı

HDP'ye tolerans üretimi ve ‘ağız birliği'

12 Mart 2021 Cuma günkü yazımda, İyi Parti tabanında HDP'ye yönelik bir 'tolerans üretimi' süreci yürütüldüğüne dair gözlemlerimi paylaşmıştım.

CHP'li İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan'ı 8 Mart

Kadınlar Günü mesajıyla yan yana getirmesi;

HDP'nin terör suçundan hükümlü cezaevindeki eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş'ın İyi Parti ile 'diyalog' çağrısı yapması ve "İyi Partili bazı ırkçı siyasetçilerin faşizan söylemleri, her türlü diyalog ve çözüm zeminini tahrip ediyor" suçlamasına İyi Parti'den tepki gelmemesi üzerine yazmıştım o yazıyı.

Millet İttifakı'nın lider partisi CHP, HDP ile ilişkiyi 'ortaklık değil seçmen desteği' şeklinde sunarak, Atatürkçü, milliyetçi seçmeninin tepkisini durduruyor.

Millet İttifakı'nın 'resmi' ortakları İyi Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Parti ise HDP'nin 'nimetlerinden' yararlanıyor, 'yük' kısmını CHP'ye bırakıyor.

Ancak bu durum hem CHP tarafında hoş karşılanmıyor hem de ittifakın 'sağ' tabanı için artık görmezden gelinemiyor.

Bu yüzden CHP, 'sağ' ortakların tabanında da HDP'ye karşı bir 'tolerans/anlayış' üretmeye çalışıyor.

Hedef, PKK'yı terör örgütü saymayan, PKK terörünü kınamayan HDP'ye 'bu haliyle' seçmeni razı etmek...

Nitekim, Buldan'la ağaç diken İmamoğlu, iki ay sonra Akşener'le belediye denetimlerine çıktı...

Son birkaç ay içinde CHP ve İyi Parti'nin HDP'ye tolerans üretimi de dahil birçok konuda 'aynılaştığı' dikkati çekmeye başladı.

Kılıçdaroğlu, önceki gün Sözcü gazetesine verdiği söyleşide buna değinmek zorunda kaldı ve "Bir araya gelerek ortaklaştırmadık. Bir baktım ki sözcükler farklı bile olsa aynı şeyleri dillendiriyoruz" dedi.

İnandırıcılığına seçmen karar verecek...

Ben bu 'ağız birliği'nin kendiliğinden gelişmediğine dair bilgilere sahibim.

Bunlara, bayramda yeni bilgiler eklendi. Kılıçdaroğlu ve CHP'ye çok da 'muhalif' olmayan Odatv'de Hürrem Elmasçı imzalı yazıya göre, Kılıçdaroğlu'nun sosyal medyada yayınladığı, Ramazan Bayramı sabahı eşi ile birlikte mutfakta kahvaltı hazırlarken verdiği 'mütevazı emekli ailesi' fotoğrafı bir 'propaganda' çalışmasıydı.

Özetlediğim şu ifadeler, yazara ait: "Kılıçdaroğlu'nun başarılı bu görsel propagandanın perde arkasındaki isim Akan Abdula. Bir iletişim stratejisti. Şirketin sitesine girdim; insanın kullanım, tutum ve davranışlarını araştırıyor, marka imajı ve kurumsal imaj çalışmaları yapıyor. CHP yönetimi Akan Abdula'yı nasıl buldu, el sıkıştı acaba? Her milli bayramda Levent'teki şirketlerine astıkları kocaman Türk bayrağı ve büyük Atatürk posteri olan bir araştırma grubu CHP'ye yakışıyor kuzum..."

Aynı gün, İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in paylaştığı fotoğrafta da, 'mütevazı emekli ailesi mutfakta kahvaltı yapıyordu!..'

Kılıçdaroğlu'nun söyleşisinde, HDP ile söylem birliğinin örneği de vardı.

Kılıçdaroğlu, HDP'nin Millet İttifakı içinde olmadığını, ancak seçim yaklaştığında 'oturulup konuşulacağını, yol haritası belirleneceğini' söyledi.

Aynı sözleri, birkaç gün önce HDP Genel Başkanı Mithat Sancar söylemişti, Kılıçdaroğlu da ona atıf yaptı...

CHP ve İyi Parti'de HDP'ye tolerans üretme sürecinin bir başka görüntüsü de, iki dönem CHP milletvekilliği yapan Dursun Çiçek'in önceki gece CNN Türk yayınında söyledikleriydi.

Çiçek, "cumhurbaşkanlığı seçiminde Millet İttifakı'nın HDP'ye bakanlık vaat edebileceğini" söyledi. Mithat Sancar ve Ahmet Türk'ün isimlerini veren Çiçek, "HDP resmi ittifakta olmaz, çünkü getirdiğinden fazla oy götürür. İyi Parti'nin de itiraz edemeyeceği, teröre bulaşmamış, sicili temiz, PKK ile bağlantısı olmayan bir bakan vaat edilebilir. HDP seçmeni fire vermeden oy verebilir" dedi.

CHP, HDP ve İyi Parti'den tepki gelmedi.

Bu yazıyı yazarken, önümdeki ekranlardan birinde Halk TV, HDP'li Mithat Sancar'ın mevsimlik tarım işçilerini ziyaretine dair uzunca bir haber yayınlıyordu, 'Bu düzen değişecek' alt başlığıyla...

Erdoğan'ın Filistin'e koruma gücü önerisi büyüyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail'in Filistinlilere yönelik saldırganlığının durdurulması için son bir haftada 20 ülkenin liderini aradı; "İsrail'e güçlü bir tepki ve caydırıcı bir ders verilmesini" istedi, "Filistinli sivillerin korunması için uluslararası bir güç oluşturulmasını" önerisini iletti.

Erdoğan, bunun BM ve diğer uluslararası kurumlar üzerinden yapılmasını, ancak öncelikle İslam dünyasının buna sahip çıkmasını istiyor.

Bu stratejisi kapsamında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da muhatap ülkelerde hızlı bir trafik yürütüyor; Türkiye ile arası 'limoni' olan Suudi Arabistan dahil, muhataplarını ziyaret ediyor. İslam İşbirliği Teşkilatı İcra Komitesi'nin olağanüstü toplantısı ve "Filistin halkına koruma sağlanması için BM'ye başvuru yapılması" kararı bu çaba sonucu çıktı.

Erdoğan'ın 'Filistin için uluslararası güç' önerisi, İsrail'in 129'dan fazla Filistinli sivili katlettiği Haziran 2018'de BM Genel Kurulu'nun aldığı "Filistin halkının korunması ve İsrail'in Filistinlilere uyguladığı şiddete son vermesi" kararına dayanıyor. Karar tasarısı Türkiye ve Cezayir tarafından BM Genel Kurulu'na sunulmuş, 120 ülke tarafından kabul edilirken, sadece 8 ret çıkmış, 45 ülke ise çekimser kalmıştı.

Karara göre, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, "İsrail işgali altındaki Filistin'de sivil halkın korunması için uluslararası koruma mekanizmalarını harekete geçirmeye" dair önerilerini 60 gün içinde bildirecekti.

Çıt çıkmadı.

Şimdi Erdoğan, 'çıt' değil güçlü bir ses ve 'eylem' çıkması için çaba gösteriyor.

Muhatap liderler ne karar alırlarsa alsınlar, bu çaba tarihe ve başta Müslümanlar olmak üzere dünya halklarının hafızasına kazınacak.

'Dedem Auschwitz'den bunun için kurtulmadı'

İsrail, Filistinlilere ve Müslümanlara Ramazan Bayramı'nı zehir etti.

Dünyanın her yerinde, her din ve kültürden 'insan'lar da İsrail'e tepki yürüyüşlerine katıldı, 'duygudaşlık' ortaya koydu.

Geçen haftaki yazımda şöyle demiştim: "Antik çağ Mısır'ında, Ortaçağ Avrupası'nın İspanyası'nda, Britanyası'nda; sözde 'modern' Avrupa'nın Nazi Almanyası'nda katledilen, soykırıma uğrayan ve sürülenlerin torunları, bugün Filistinli Müslümanlara karşı insani ve kültürel soykırım uyguluyor; atalarının ruhlarına azap çektiriyorlar. Üstelik bunu da soykırıma uğrayan atalarının kanlarını, küllerini istismar ederek yapıyorlar..."

Cumartesi günü ABD'nin New York kentinde düzenlenen yürüyüşe katılan bir Yahudi kadın, üzerinde "Dedem Auschwitz'den Gazze'yi bombalamak için kurtulmadı" yazılı pankart taşıdı.

Bu fotoğraf, 'insani duygudaşlığın' en çarpıcı yansımasıydı.

<p>İzmir'de HDP'nin İl Başkanlığı binası önünde çatışma çıktı. Polis bölgeye giriş çıkışları durdurd

HDP İzmir il binasında çatışma: Polis bölgeye giriş çıkışları durdurdu

Ankara'da muhteşem 'yarım ay' manzarası

Yalova kıyılarından 9 günde 1478 metreküp müsilaj toplandı

İstanbul'da ''Yeditepe Huzur Uygulaması'' gerçekleştirildi