• $8,8881
  • €10,3833
  • 496.939
  • 1381.28
7 Eylül 2021 Salı

Hangisi daha kötü; yalancılık mı şımarıklık mı?

Dün bir avukat manşetimize konuk oldu.

"Duyarlı bir vatandaş, Muğla Milas kıyılarında tekneyle tatil yaparken, daha önce yangın çıkan Kargılı Koyu'nda 'teraslama' yapıldığını görmüş, cep telefonuna sarılarak 'talanı' belgelemiş ve sosyal medyada paylaşmış."

Şahane değil mi?

Eğer söz konusu arazi orman olsaydı, bakanlık orayı imara açmış olsaydı, hükümet turizmciye ihale etmiş olsaydı, müteahhit otel inşaatı için hafriyata başlasaydı ve bu işlemler 'orası hazır yanmış' diye yapılsaydı şahane olurdu...

Ama hocanın 'neresini düzelteyim' dediği gibi;

Olay yeri tarla, yapılan iş tarımsal faaliyet, yapan da tapu sahibi çiftçi olunca bu bir 'yalan haber' olarak kirli deftere geçti.

***

Bu 'yalan haber'i üreten kişi bir avukat...

Kendi ifadesiyle 'hukukçu'...

Üstelik vergi rekortmeni olacak kadar çok tercih edilen ve haliyle çok para kazanan;

Bunu da her fırsatta -daha alt sıradaki vergi verenleri küçümseyecek kadar- belirtmekte beis görmeyen;

Ve yine üstelik, tüm dünyada yalan haberlere karşı duyarlı olmamakla suçlanan sosyal medya şirketlerinin temsilcisi!

Ve dahi üstelik, olay yerinin tarla olduğu, herhangi bir bakanlıkla ilgili olmadığı, çiftçinin tarımsal faaliyet yaptığı iki gündür sosyal medyada yayınlanmış ve üzerinde tartışılmışken!

Bu kadar üstelik olunca haberi de manşetlik oldu haliyle.

***

O avukat Gönenç Gürkaynak.

Görüntüyü paylaştığı mesajı şuydu: "Yangınlar sonrası ölü soygunculuğuna derhal girişilen şu kepazeliği, alçaklığı ifşa ediyorum."

Yalan ifşa olunca, sosyal medyadaki paylaşımını sildi, gerekçe göstermedi.

Ölü soyuculuğu da, kepazelik ifadesi de, alçaklık ithamı da kendisinde kaldı.

***

Sonra, konunun ne olduğuna değinmeksizin, şöyle bir mesaj paylaştı:

"Kaygıyı baskılama gayretindekiler, enerjilerini kaygı doğuran tecrübeleri bitirmeye yöneltsinler."

Alengirli bir ifade kullanmak için vakit gerekmiş sanırım.

Kaygılarından kaynaklanan bir acelecilik yapmış. Ama herkes onun kaygılarını gidermekle mükellefmiş!

Dahası, yalan haber yaydığını söyleyenler de, kendisine karşı 'kaygıyı baskılama' suçu işliyorlarmış!

***

İki sorunumuz var:

Bir; eğitimli, zengin, başarılı, çok kazanan, çok vergi veren, çok popüler olunca dürüstlük kaygısının ortadan kalkması.

İki; şımarıklık...

İyi tarafı, genellikle ergenlikten sonra ama mutlaka büyüyünce geçiyor...

***

O paylaşım, silindiği ana kadar 28 bin beğeni, 7 bin 700 RT aldı, video 1 milyondan fazla görüntülendi.

Destek veren paylaşımlarda, daha önce 'yanan yere otel yapıldı' diye paylaşılan, ancak yanan alandan uzakta, yıllar önce turizme açılmış, üzerinde ağaç olmayan bir bölge olduğu açıklanan fotoğraflar yeniden dolaşıma sokuldu.

Yalan haber böyle bir şey işte.

Yalan olduğu kanıtlandığı halde, bir başka yalan ortaya atıldığında hemen diriltiliyor ve ona ekleniyor.

Bunlar birbirine eklemlendikçe, bir süre sonra 'canım aralarında doğru olan da vardır' algısı oluşturuyor, ardından da 'kaygı' oluşturuyor.

Sonra da memleketin ileri gelen 'hukukçusu' da yeni bir yalan haber üretimine bu 'kaygı'yı bahane edebiliyor!

Bu paylaşım da, yarın bir başka yalan haberin altına yine gerçekmiş gibi eklenecek.

Bu 'hukuk' okumuş kişi de 'bana ne, ben silmiştim' diyerek temize çıkacak!

***

Merak ediyorum;

Bu avukat, temsilcisi olduğu sosyal medya şirketlerini Türkiye Cumhuriyeti ve hükümeti hakkında nasıl bilgilendiriyor?

Aynı acelecilikle mi?

Kişisel kaygılarını veya 'muhaliflik' adı altında paylaşılan yalan haberleri 'bilgi' olarak mı anlatıyor?

Sosyal medya şirketleri Türkiye'de temsilcilik açmaktan bu 'bilgi'lerden dolayı kaçınıyor olabilirler mi?

Bu şirketlerin Türkiye'de temsilci bulundurma sürecinde, -bırakın Türkiye'nin çıkarlarını- ücreti mukabilinde hizmet verdiği şirketin çıkarlarını nasıl gözetiyor?

SORUŞTURMA AHLAKSIZLIĞA MI 'PARTİ ZARAR GÖRÜYOR' DİYE Mİ?

Çocuk sahibi olmak için yardım isteyen kadının 'tüp bebek tedavisini kast ettiğini' sonradan anlayan ve bunu 'tecavüzcü coşkun sırıtışı'yla anlatan CHP'li Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, partisi tarafından disipline sevk edilmiş.

Ne zaman?

Olaydan 4 gün;

AKŞAM, 'neden suskunsunuz' dedikten 2 gün sonra!

Bu ne sür'at...

Ahlaka mugayir olduğu için mi, yoksa 'partiye zarar verdiği' için mi?

Sanırım ikincisi.

Hem 'kesin ihraç' istemiyle disipline verilenleri de gördük CHP'de.

Kendisini cumhurbaşkanlığına layık gören belediye başkanı tarafından belediye şirketlerinden birinin yönetim kurulu üyeliği ile 'huzur hakkı' adı altında ballı maaşa bağlanmıştı.

Tanju Bey de yakında PM üyesi olur.

CHP Kadın Kolları Başkanı da, sadece 'halk partili kadınlar'ın hakları için onunla birlikte mücadele (!) eder...

Hem zaten, yabancı düşmanlığı ve ırkçılık yaptığı için soruşturma açmamıştı partisi.

Faşizmin ittifakı, demokrasi ittifakından daha güçlüymüş.

<p>TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar,  sosyal medya hesabından bir klip paylaştı. TE

Veda klibi duygu yüklüydü

Türkiye'deki şehirlerin isimleri nereden geliyor? İşte sizin memleketinizin hikâyesi

Adana'da 263 milyon 400 bin kaçak makaron ele geçirildi

Nükleer enerjili süper bilim yatının geceliği 1 milyon dolar olacak