• $ 7,8228
  • € 9,4308
  • 459.326
  • 1328.83
Reklamı Kapat

‘Fikri bağımsızlık' çok tartışılmalı

Geçen cuma günkü yazımda, Dr. Anastasiya Uçar’ın “Dante’nin İlâhî Komedya’sında Ebü’l-‘Alâ el-Ma‘arrî’nin İzleri” başlıklı doktora tezine atıfla, “İki lafımızdan biri ‘ahlak’ iken; Descartes, Höbbes, Leibniz, Flaubert, Kant ‘okutturduğumuz’ kadar Maverdi, Ebu Bekir Razi, Kınalızade, Gazzali, Farabi, İbni Sina’ya aşina kılmıyoruz gençlerimizi.

Çocuklarımıza da hâlâ Daniel Defoe’nun Robinson Crusoe’sini okutturmaya devam ediyoruz; İbn Tufeyl’in Hayy ibn Yakzan’ını not düşmeden!..” demiştim.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün İbn Haldun Üniversitesi Külliyesi’nin açılışında, söze İbn Haldun’un sosyolojinin kurucusu, filozof, tarihçi, siyaset bilimci ve devlet adamı olduğundan başladı; “Batı dünyası pek çok alanda ilhamını bizim köklerimizden aldı. Biz ise köklerimizi dışladık, ‘türevlerini’ esas alarak iki asırdır kendimize yol ve yön bulmaya çalışıyoruz” dedi.

Sorunun en üst düzeyde bu kadar çarpıcı tespiti çok önemli.

Çözümü de işaret etti Erdoğan: “Çocuklarımızı ‘köklerine bağlı dünyaya açık’ yetiştirmek; bunun için ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite sisteminde köklü reform.”

Nihai hedef ise ‘fikri bağımsızlık’.

Zira Batı merkezli ‘türev’ fikirsel altyapı ‘kökler’le bağı zayıflatırken, ‘bağımlılık’ ilişkisini güçlendiriyor.

***

Erdoğan’ın kullandığı ‘fikri iktidar’ ifadesi muhtemelen çok tartışılacak.

Bunu, ‘AK Parti iktidarına göre nesil yetiştirmek’ olarak anlayacak ‘sığlık’ bu ülke siyasetinde yazık ki var.

Erdoğan, Batı’nın ‘küresel bağımlılık’ için kurduğu fikri iktidara alternatif ‘bağımsız bir fikir iklimi’ oluşturmayı düşünüyor.

Batı’nın süzgeçten geçirerek verdiği değil, doğrudan Türkiye’nin medeniyet mirasına dayalı ama Batı’nın geliştirdiklerini de değerlendirecek yeni bir fikir iklimi...

Medeniyet tarihini Fransız Devrimi ile başlatma sığlığına dayalı ‘fikri iktidar’ sahipleri buna çok kızacaklar.

Ama dünya değişiyor, Türkiye de değişiyor.

Ya da Türkiye değişiyor, dünya da değişecek... 

MARKAR OKUYUCULARINI BIRAKMADI

Markar Esayan, ufuk açıcı, akıcı yazılarıyla iyi bir gazeteci, -alçakça katledilen ve kaybı hâlâ Türkiye için büyük bir eksiklik olan Hrant Dink’in kendini tanımladığı gibi- iyi bir Ermeni ve iyi bir Türkiye Cumhuriyeti vatanseveriydi.

Ailesinin, Ermeni cemaatinin, vekili olduğu Türkiye’nin ve dostlarının başı sağ olsun...

AKŞAM’daki ve daha önce yazdığı gazetelerdeki yazılarıyla, kitaplarıyla, konuşmalarıyla yeni nesillere seslenmeye devam edecek.

Twitter hesabına sabitlediği Hrant Dink’in videosunda seslendiği gibi... 

MACRON YENİLGİ YENİLGİ KÜÇÜLÜYOR

Fransa’nın, -önündeki en güçlü aday ‘15 yıl sonra fark edilen’ bir usulsüzlükle yıpratıldıktan sonra ‘ırkçı’ bir adayla ikinci tura bırakılarak seçtirilen- Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Türkiye’ye karşı yürüttüğü operasyonun son AB ayağında da hayal kırıklığına uğradı.

Libya, Doğu Akdeniz/NATO, Lübnan, Irak/IKBY ve Güney Avrupa Ülkeleri Platformu’nda Türkiye’ye karşı tepki/yaptırım çıkaramayan Macron, geçen hafta yapılan AB Liderler Zirvesi’nde de yaptırım kararı çıkaramadı.

Libya’daki işbirlikçisi BAE ile Doğu Akdeniz’deki işbirlikçisi Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi’ni de kızdırdı.

Azerbaycan’a saldıran Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ı da yarı yolda bırakacağı günler uzak değil.

Dışarıda Türkiye duvarı, içeride Sarı Yelekliler ve mücadele edilemeyen Kovid salgını...

Macron nereye dönerse başını gözünü yarıyor...

Ve seçime 1,5 yıl kaldı... 

KÜÇÜK PUNTOLU BÜYÜK İŞLER

Geçen hafta çok büyütülmeyen iki haber geçti yabancı ajanslardan.

Birinci haber: Türkiye’nin Rusya’dan aldığı S-400’leri Sinop açıklarında ilk kez test etti. Bu, radar ve uçuş tespit testlerinin daha önce yapıldığının da işareti.

İkinci haber: Mısır devlet yayın organlarında -TV, gazete, ajanslar, yani ‘tamamı’ diyebiliriz- Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan aleyhine yayınlar yasaklandı.

Resmi ‘teyit’ gelmediği için çok ayrıntılı ele alınmadı bu iki haber.

Bir yandan da, bu ve benzeri konuların bugün Türkiye için ‘yeni normal’ haline geldiğini gösteriyor bu durum.

“Türk’ün Türk’e propagandası” veya “dışarıya karşı tüylerini kabartarak büyük görünme çabası” değil artık gündemimiz.

Ya da ‘aman kimse fark etmesin’...

Zira muhatapları bu konularda ‘söylentileri’ bile atlamazlar.

Edindiğim bilgilere göre, Kahire yönetiminin tavrı, Birleşik Arap Emirlikleri Veliaht Prensi’ne ‘rağmen’ değişme işaretleri veriyor.

İzlemeye değer...