• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
8 Ekim 2021 Cuma

CHP ‘denetim'den ‘müdahale'ye geçti, ‘kahverengi gömlekliler' sistemine mi gidiyor?

Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA), 2018 yılında AK Parti yönetimindeki İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin şirketi Şehir Hatları Turizm Sanayi ve Ticaret A. Ş.'den Büyükada vapur iskelesinin üst katını, vakıf şubesi, öğrenciler için kütüphane ve etkinlik mekanı olarak 10 yıllığına kiraladı.

Aynı yılın ortasında yapılan yerel seçimlerde İBB yönetimi CHP'ye geçti.

Vakıf'tan hizmet alan gençlerin ve Büyükadalıların bildiği bu durumu, bizler üç gün önce, İBB'nin zabıta marifetiyle burayı boşaltma girişimiyle öğrendik.

Vakıf, bu boşaltma girişiminin 'cebren ve hile ile' yapıldığını belirterek direniş gösterdi, güvenliklerinin sağlanması için polis çağırdı.

İBB yönetiminden 'direnişin hukuksuz olduğu' yönünde açıklama yapıldı.

Ancak, vakfın kira sözleşmesine aykırı ne yaptığı, hangi tutanağın tutulduğu, tahliyeye dair mahkeme kararı olup olmadığı açıklanmadı.

İBB ile Vakıf arasında bir süredir devam eden yargı süreçlerinde, bazı itirazların reddine dair mahkeme ara kararları ortaya atıldıysa da, bunların bir tahliye kararı değil 'sonuç doğurmayacak ara karar' olduğu görülüyor.

O yüzden bu belgeleri İBB'nin başkanı veya resmi temsilcileri değil, bazı 'gazeteciler' ve 'kimliği belirsiz hesaplar' sosyal medyada paylaştı.

***

Konuya bakışımı 4 başlıkta anlatayım:

Siyasi olarak;

Anlaşılan, CHP'li İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, belediyenin önceki dönemlerde kiraya verdiği her yeri, kendi yandaşlarına vermek üzere geri almaya çabalıyor.

Bu bir 'partizan siyaset' örneği olarak 'siyasi ahlak' bağlamında tartışılabilir.

Ama belediye yönetimlerinin yaptıkları işler 'hukuka uygun' olmak zorundadır.

***

Hukuki olarak;

O halde, TÜGVA'nın kira sözleşmesine aykırı iş ve işlemleri varsa, buna dair tutanakların, TÜGVA'nın buna itirazlarının ve itirazları değerlendiren mahkemenin 'tahliye kararı'nın ortaya konulması zorunludur.

Bunlar yoksa, kendi evinizdeki kiracıyı bile çıkaramazsınız.

Eve kiracının izni olmadan girmeniz veya başkalarını sokmanız, 'haneye tecavüz' demektir.

***

Taraflar bakımından;

Bir başka konu, kiralamanın taraflarının kim olduğudur.

Eğer kiraya veren Şehir Hatları Turizm Sanayi ve Ticaret A. Ş., yani bir ticari şirket ise 'tahliye' kararı ile yasal olarak icra ve polis marifetiyle uygulama yapabilir.

Danıştığım İBB'nin 'eski' yetkilileri, tahliye kararı olsa bile İBB'nin zabıtayı görevlendirmesinin hukuki olmadığını söylüyor.

Zira Şehir Hatları bir İBB iştiraki olsa da 'ayrı bir hükmi şahsiyet'tir.

Bu durumda, zabıtaya vakıf binasına izinsiz girme talimatını verenler (İBB Başkanı, zabıta daire başkanı, ilgili birim müdürü vb.) ve kanunsuz emri yerine getiren zabıta memurlarına cezai sorumluluk doğar.

***

CHP bakımından;

Bir ticari şirket ile bir sivil toplum örgütü arasında yapılan kiralama sözleşmesindeki anlaşmazlığa dair hukuki süreç devam ederken, sırf taraflardan biri CHP yönetimindeki 'kamu gücü' olduğu için CHP İl Başkanlığı ve ilçe örgütlerinin 'fiziki müdahalesi' çok tehlikeli bir girişimdir.

Hatırlanacak olursa, CHP yönetimindeki İBB, İletişim Başkanı Fahrettin Altun'un bahçesine yaptırdığı güneşliğe dair 'imara aykırılık' işlemi yapmış; CHP İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ise 'kamu otoritesinin bu işlemini denetlemek' için CHP Üsküdar İlçe Başkanı'nı Altun'un evine göndererek, görüntülerini aldırmıştı.

O günlerde de yazmış ve tehlikeye işaret etmiştim.

Zira bu, CHP'nin 'iktidar' olduğu alanlarda, 'kamu gücünü' kullanarak neler yapabileceğini, ayrıca 'parti denetimi' adı altında ikinci bir 'izleme ve denetleme mekanizması' kurduğunu gösteriyordu.

Kaftancıoğlu'nun CHP teşkilatlarını toplayarak TÜGVA binasına yürümesi, işin izleme ve denetlemeyi de aşarak 'fiili ve fiziki müdahale' boyutuna vardığını gösteriyor.

Bu bir yöntem ise İSKİ'ye su borcunu, İGDAŞ'a doğalgaz borcunu ödeyemeyen vatandaşların kapısına CHP teşkilatlarından 'tahsilat timi' gönderilmesi an meselesidir!

Gülmeyin...

Kamu idaresi kendi alanındaki işleri -hukuki veya değil- yaparken, bir 'paralel parti denetimi, desteği' varsa bu 'kahverengi gömlekliler' sistemidir.

Efendim 'onlar partide zaten güvenlik ekibiydi, teşkilat başkanı yöneticisi veya üyesi olmak aynı anlama gelmez...'

Geçin bunları...

Hani öğrenciden, gençlerden yanaydınız!

TÜGVA'nın sitesine girdim, neler yaptıklarına baktım.

Ankara, Adıyaman ve Adana, Adıyaman, Ankara, Antalya (2), Aydın, Bingöl, Bitlis, Bolu, Bursa (2), Çanakkale, Elazığ, Erzincan, Gaziantep, İstanbul (3), İzmir (3), Kahramanmaraş, Kars, Kastamonu, Kayseri, Kırşehir, Kocaeli, Konya (2), Malatya, Sakarya, Samsun, Sinop, Sivas, Şanlıurfa, Trabzon ve Yalova'da, -yanlış saymadıysam- 4 bin 852 öğrenciye yurt imkanı sağlıyor.

Bu yurtlarda ve ayrıca vakıf şubelerinde öğrencilere diplomasi, oyunculuk, sinema, senaryo, tiyatro, resim ve karikatür atölyeleri, çok sayıda spor ve sanat dalında eğitim ve yarışmalar, dil eğitimi, girişimcilik, kodlama, robotik, dijital teknolojiler ve medya eğitimleri, fikir, medeniyet, tarih, kültür çalışmaları ve gezileri düzenleniyor.

Vakıf ayrıca yüzde yüze kadar eğitime destek bursları veriyor.

CHP'nin, bir süredir öğrencilerin yurt ve burs ihtiyaçlarını siyasi polemik konusu haline getirmesini, CHP'li belediyelerin art arda bu alanlara yönelmelerini dikkate alınca, bunları yıllardır başarıyla yürüten bir sivil toplum kuruluşuyla kavgaya tutuşmasını nasıl değerlendirmeliyiz?

Türkiye'nin gençleri, öğrencileri CHP'li olmadıkça bu imkanlardan yararlanmayacaklar mı?

Ya da bütün sivil toplum kuruluşları CHP yanlısı, CHP'ye oy devşiren kurumlar mı olmak zorunda tutulacak?

Böyle olup olmadıklarını da 'CHP parti örgütleri' mi denetleyecek?

<p>Sosyal medyada viral olmuş haftanın en eğlenceli videolarını 'GÖRMELİSİN'!<br></p>

En Zor Çocuk Oyununu 'Görmelisin'!

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!

Sosyal medyayı sallayan en ilginç illüzyonlar