• $28,9919
  • €31,2252
  • 1866.62
  • 7913.76
10 Ocak 2023 Salı

Brezilya; çok uzak, fazla yakın

Brezilya'da seçimi kaybeden eski başkan Jair Bolsonaro'nun destekçileri Kongre ve Devlet Başkanlığı binaları ile Yüksek Mahkeme'yi bastı. Binaları tahrip eden saldırganlar, Kongre binasına 'ordu göreve' pankartı açtılar. Ülkedeki beş yüksek yargı kurumu, ortak bir bildiriyle, saldırganları 'terörist' diye niteledi. Polis sert müdahale etti ve yerel basına göre bin 500 civarında kişi gözaltına alındı. Bolsonaro destekçileri, daha önce askeri binaların önünde gösteriler düzenleyerek, orduyu Lula'ya karşı müdahaleye çağırmıştı.

***

Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva, 31 Ocak'a kadar 'Federal Müdahale' yetkisi aldı ve göstericilere müdahale emri verdi ve Bolsonaro'yu sorumlu tuttu.

Lula ayrıca, "Brezilya'da güvenlikten sorumlu olması gereken kişilerin görevlerini yapmadığını" söyledi ve "Fanatik Naziler, fanatik Stalinistler olarak niteleyebileceğimiz bu vandallar bu ülkenin tarihinde daha önce hiç yapılmayanı yaptılar. Hepsi bulunacak ve cezalandırılacak" dedi.

***

ABD ve Avrupa, Brezilya'daki olaylara hızlı tepki verdi; baskını kınayarak Lula'ya destek mesajları yayınladılar.

ABD Başkanı Biden, "Brezilya'da demokrasiye yönelik saldırıyı kınıyorum. Brezilya'nın demokratik kurumları tam desteğimize sahip" derken, AB Dış Politika Şefi Josep Borrell, "Aşırılık yanlılarının yasadışı işgali karşısında dehşete düştüm" ifadesini kullandı.

ABD'li çok sayıda senatör ve temsilci de, olayları kınadı ve hükümetten Brezilya'ya destek vermesini istedi.

***

ABD ve Avrupa medyasının yayınlarına ve bazı Brezilya gazetelerinin internet sitelerine baktım.

İki yıl önceki ABD Kongresi baskınına benzetiyorlar.

'Seçim yenilgisini hazmedemeyen sağcı liderin provokasyonu' yorumları ağırlıklı.

***

Yorumlarda hayati bir eksik nokta var:

Bolsonaro'nun iktidara gelmesini sağlayan ABD destekli "Haziran olayları, yargı-polis komplosu ve önceki devlet başkanı Dilma Roussef'e yönelik azil kumpası"ndan söz edilmiyor.

Meselenin 'kökünde' bu var.

***

Bir ay önce, 9 Kasım 2022 günkü yazımın başlığı "Lula 'yargı-polis kumpası'nın hesabını görmezse..." idi.

Özeti şuydu:

"Lula, Haziran Günleri ve Oto Yıkama Operasyonu'nun aktörlerini kamu kurumlarından ayıklamaz, dış bağlantılarını ortaya çıkarmaz ve yargılamazsa sırada 'darbe girişimi' var."

Zira;

Brezilya'da Lula 2002 ve 2005'te iki dönem devlet başkanı seçildi.

Lula, tarihi ve ekonomik bağları bulunan Afrika, Ortadoğu ve Avrupa ile ilişkileri geliştirme yoluna gitti.

Ayrıca ideolojik yakınlığı bulunan Rusya ve Çin'le de yeni bir dönem başlattı.

BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika) adıyla bilinen 'gelişmekte olan 5 önde gelen ekonomi'nin başını çeken ülke oldu.

2010'da Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte İran'a nükleer anlaşmayı imzalattı; ancak ABD ve AB kabul etmediği için geçerli olmadı.

Lula ikinci döneminden sonra anayasa gereği aday olamadı; ancak aday gösterdiği yardımcısı Dilma Roussef de üst üste iki seçim (2010, 2014) kazandı.

Roussef yönetimine yönelik Haziran 2013'te 'sokak eylemleri' düzenlendi.

Arkasından 2014'te yolsuzlukla mücadele adı altında başlatılan 'Oto Yıkama Operasyonu' devreye sokuldu.

Roussef Senato zoruyla görevden alındı, Lula da sözde yargılanarak tutuklandı.

ABD yanlısı aday Bolsonaro seçimi böyle kazandı.

Operasyonu yöneten yargıç, önde gelen savcı ve polisler, yeni hükümet tarafından siyasi görevlere atanarak ödüllendirildi.

Haziran olaylarının aynı tarihte Türkiye'deki Gezi olaylarına benzerliğini Lula da itiraf etti.

Oto Yıkama Operasyonu'nun başındaki yargıcın savcıları, savcıların da polisleri yönlendirdiği; her üçünün de ABD'den gelen Adalet Bakanlığı ve FBI ajan ekibiyle birlikte çalıştığı ortaya çıktı.

ABD tarafında senatörler ve temsilciler, "Lula ile barışma" çağrıları yaptı.

Genelkurmay Başkanı, 4 Nisan 2018'de Lula'nın tahliyesine karşı Twitter'dan "cezasızlığa karşıyız, ordu anayasa ile kendisine verilen görevlere bağlıdır" tehdidi savurdu.

Ama Brezilya yüksek yargısı baskılar üzerine davaları kapattı.

Lula tahliye edildi, yeniden aday oldu ve seçimi kazandı.

***

Sonuçta Lula başarmış görünüyor.

Ama seçimi az farkla kazandığı göz önüne alınırsa, zayıf düştüğü de bir gerçek.

Bu zafiyet, bugün "Trumpvari baskın"la sınandı.

Ama Genelkurmay Başkanı'nın tehdidi hâlâ Twitter'da duruyor.

Lula, meseleyi "ABD'de Trump yanlısı aşırı sağcıların kongre baskını" gibi görür ve kumpas mekanizmalarını temizlemezse güvende olmayacak.

***

Türkiye ve Brezilya'da eşzamanlı başlayan haziran eylemleri ve yargı-polis kumpasları büyük benzerlikler gösteriyor.

Türkiye'de 15 Temmuz 2016'da darbe denenmişti; Brezilya'da Roussef azledilerek 'ara yol' kullanıldı.

Ama 'ordu göreve' pankartı açan 'teröristler'in baskın girişimleri, 'darbe'nin pusuda beklediğini gösteriyor.

Bunun için 'şimdilik' ABD desteği eksik...

Zira ABD, iki yıl önce Trump yanlısı aşırı sağcıların kongre baskınını yaşadığı için, bugün Lula'nın yanında görünüyor.

ABD siyasetçileri de 'adamlarının' başarısızlığını sahiplenmemek için Lula yanlısı görünüyorlar.

Ama Lula, 'ABD çıkarlarına uymayan' politikalarına geri dönerse rüzgar da tersine dönebilir.

İSVEÇ, FİNLANDİYA VE ABD

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, ülkelerinin NATO üyeliğine destek karşılığı 'terörle mücadele' mutabakatı yaptığı Türkiye'nin 'yapamayacakları şeyleri istediğini' söylemeye başladı.

İsveç, anayasasını, yasalarını değiştirdi.

Terör örgütü PKK flamalarıyla gösterilere müdahale ediyor.

Ama bu zaten AB ülkelerinde uygulanması gereken bir yasak.

Zira PKK AB'nin terör örgütü listesinde. PKK için para ve militan toplamak, propaganda yapmak yasak!

Ama uygulanmıyor.

İsveç Başbakanı da aslında, "Bizim Fransa, Belçika gibi ülkelerden ne eksiğimiz var, söz veririz, yasa çıkarırız ama uygulamayız, 'yargı bağımsız' der işin içinden çıkarız" diyor.

Analizlerine temel aldığı 'verileri' sağlıklı bulmadığım Finlandiya Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Türkiye Analisti Toni Alaranta'nın euronews'e yaptığı yorumdaki şu tespiti doğru: "Bu sadece İsveç ve Finlandiya ile alakalı bir mesele değil, bu Türk hükümetinin ABD'ye YPG'ye verdiği silahlar konusunda yaptığı baskı."

Geriye dönün bakın;

Türkiye'ye karşı sopa olarak kullanılan 'insan hakları' dahil bütün konuların altında PKK

terör örgütü ve uzantıları ile destekçileri var.

PKK'yı, YPG'yi çekin, ortada sorun kalmıyor.

Ama derseniz ki, "zaten PKK'yı sorun olsun diye içimize soktular"; haklısınız.

Türkiye, bu mücadeleyi yürütebilecek bir irade ile yönetilmeli.

<p></p><p>Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğünün desteklediği festivalin açılışına, sa

11. Boğaziçi Film Festivali'ne yoğun ilgi

BİM 12 Aralık 2023 aktüel ürünler kataloğu

Gazze güneş batmadan karanlığa gömülüyor... İşgalci İsrail'in durmayan vahşeti

İşgalci İsrail'den Gazze'ye yeni saldırı