• $31,3879
  • €34,0706
  • 2100.98
  • 9097.15
12 Ocak 2024 Cuma

Avrupa yön arıyor, Türkiye'ye dönüyor

Avrupa dış ve güvenlik politikası konusunda en etkili düşünce kuruluşlarından Avrupa Dış İlişkiler Konseyi'nin (ECFR) 21 ülkede yaptığı ve 15 Kasım 2023'te yayınladığı anketin sonuçları, bugün daha anlamlı hale geldi.

Araştırma, Çin, Hindistan, Türkiye, Rusya, ABD, Danimarka, Estonya, Fransa, Almanya, İngiltere, İtalya, Polonya, Portekiz, Romanya, İspanya, İsviçre, Brezilya, Endonezya, Suudi Arabistan, Güney Afrika ve Güney Kore'de yapıldı.

Başlığı konuyu anlatıyor:

"Avrupalı politika yapıcıların küresel kamuoyundan öğrenmeleri gerekenler."

Özeti şu:

- Batı, Batı dışındaki birçok insanın dünyaya bakışını yanlış anlıyor.

- Avrupa ve ABD, Çin ve Rusya'dan daha çekici değerlere sahip; ancak bu insanların 'tam bir bağlılık' istediği anlamına gelmiyor.

- Birçok AB ülkesi dahil çoğu ülkedeki insanlar, bağlılık içeren bir yemek listesi yerine, farklı konularda farklı ortaklar seçebilecekleri 'alakart' bir liste istiyorlar.

- Eğer ABD ile Çin arasında Tayvan yüzünden bir savaş patlak verirse, Avrupa'da bile çok az insan Washington'ın tarafını tutar. Çünkü dünyanın geri kalanının çoğu, Ukrayna savaşını "Batı'nın Rusya ile savaşı" olarak görüyor ve Kiev'in toprak kaybetmesi anlamına gelse bile Ukrayna'daki savaşın bir an önce bitmesini istiyor.

- Evet insanlar seçim yapmak zorunda kalsalar Çin tarafını seçmezler. Ama seçim yapmak zorunda değillerse, hem Çin'den yararlanmak hem de Çin'i ABD ve AB ile pazarlık yapmak amacıyla kullanmak isterler.

***

- AB, bir 'jeopolitik aktör' olduğunu sanıyor, ancak hem AB içinde önemli bir kitle hem de dünyanın geri kalanı "AB iyi güzel de askeri ve ekonomik olarak bir jeopolitik bir güç değil" görüşünde.

- İnsanların çoğu, Rusya-Ukrayna savaşında ABD'nin rolünü ve AB'nin onun arkasında sıralanmasını sorguluyor.

- İnsanlar, Batı'nın Ukrayna'nın yanında durmasını 'ahlaki' buluyordu; ancak Gazze'deki soykırıma rağmen İsrail'in yanında durmak, tüm Batı ülkelerinde insanların ülkelerine ve Batı değerlerine güvenlerini sarstı.

- Bu genel küresel güvensizlik duygusu ve Batı'nın dünyayı düzene sokabileceğine inancı kaybettiriyor.

- Ve insanlar ulusal egemenliklerini koruma duygusunu geliştiriyor, bunu da nükleer silahlara sahip olmaya bağlıyorlar. Haksız da değiller, zira Ukrayna, Sovyetler'den kalan nükleer silahlarını ABD, Rusya ve İngiltere'nin güvence vermesi sonucu teslim etmişti. Ancak Rusya ve ABD nükleer silahlardan vazgeçmedi ve Rusya bunu Ukrayna'yı işgale girişerek kullandı; ABD de dünyayı kendi güvenlik güdümüne sokmak için kullanıyor.

***

- Avrupa dışındaki çok sayıda insan AB'nin önümüzdeki 20 yıl içinde parçalanacağına inanıyor.

- Aynı şekilde, ABD'nin önümüzdeki 20 yıl içinde demokrasi olmaktan çıkabileceğine inanılıyor. (Trump yanlısı Cumhuriyetçilerin Kongre baskını ve Demokratların 'cadı avı' bu inancı destekliyor.)

***

- Hem Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşı hem de İsrail-Hamas savaşı, Avrupa'yı ABD'den daha doğrudan etkileyecektir.

- Ortadoğu'daki çatışma da büyük azınlık nüfuslarına sahip Batı Avrupa ülkelerinin iç istikrarını tehdit edebilir.

***

- ABD ve AB liderleri, "bizim askeri ve ekonomik gücümüz, yaşam standartlarımız çekiciliğini koruyorsa, insanlar, ülkeler bize mecbur" yaklaşımını sürdüremez.

- Batılı liderler, küresel siyasete hâlâ soğuk savaş veya ABD'nin 'ya bizim yanımızdasın ya karşımızda' anlayışıyla iki kutuplu tercihlerde ısrar ederlerse, jeopolitik liderlik potansiyellerini daha da tüketecekler.

***

Şu anda Avrupalılar iki rakip strateji arasında kalmış durumda. Bir yanda, Avrupa'nın kaderinin ABD'ye yakınlaşmak olduğunu, bir yanda da 'stratejik özerklik'le jeopolitik güç olması gerektiğini düşünenler var.

Ancak ABD demokrasi olmaktan çıkmaya doğru gittikçe; ABD iç siyaseti aşırı kutuplaşmaya devam ettikçe; ABD'nin odak noktası Çin'e kaydıkça; Ukrayna savaşını Rusya kazanırsa; ABD, Avrupa'ya sağladığı güvenceyi, ekonomik yatırımı ne kadar sürdürebilecek?

'Stratejik özerklik' çağrısında bulunanların Avrupa'yı birleştirmek yerine bölme ihtimali daha yüksek. Bu 'ABD karşıtlığı' olarak görülüyor ve ABD ile bağları özel olarak güçlü AB ülkeleri bundan rahatsız.

***

ECFR, 'stratejik karşılıklı bağımlılık' politikası önermiş.

Yani, AB'nin Çin ile ikili ilişkilere yeni bir model oluşturmasını, doğuya doğru genişlemesini ve yeni ortaklar aramasını...

Ancak bunun için AB, ABD'den nasıl bir 'ilişki düzeyi' bekliyorsa, Türkiye'ye karşı da aynı 'düzeyde' bir ilişki biçimi şekillendirmeli.

Zira Avrupa, kendi iç birliği ve ABD bağımlılığıyla uğraşırken Türkiye kendi eksenini, 'Türkiye ekseni'ni oluşturdu.

Rusya ve Çin'in yanı sıra Ortadoğu ve Afrika'yla 'özelleştirilmiş' ilişkiler geliştirdi.

Aynı şekilde bazı AB üyesi ülkeler ve İngiltere ile de...

Türkiye artık 'silah ambargosu' veya 'ekonomik ambargo' ile sıkıştırılabilecek bir ülke değil. Terörü bitirdikçe 'insan hakları ve demokrasi' bahanesiyle de sıkıştırılamayacak.

Bunun yerine Türk Devletleri Teşkilatı, İslam İşbirliği Teşkilatı gibi kurumsallaşan ortaklıkları, Afrika ve Güney Amerika ile stratejik işbirlikleri nedeniyle 'ortaklığı aranan ülke' haline geliyor.

BİR 5. KOL FAALİYETİ OLARAK 'ARAPLAŞMA' YAYGARASI

Bir süredir Türk'ü Müslüman'dan ayırma kampanyası yürütülüyor.

Müslümanlık 'Araplaşma' olarak çocukların, gençlerin zihnine işlenmeye çalışılıyor.

Muhakeme yeteceği kendinden menkul tarihçi ve filozof özentileri, sözde Kemalist kılıklı '5. Kol' elemanları üzerinden yürüyor bu faaliyet.

İki dakika durup düşünmenize izin vermeden sahte bilgilerle üstüne üstüne giderek zehir saçıyorlar.

***

Çünkü biliyorlar ki, iki dakika düşünen herkes şunun farkına varacak:

Türklerin Çin Seddi'nden Avrupa'ya, Kazan'dan Hindistan'a, Yemen'den Libya'ya kadar uzanan iki bin yılı aşkın tarihinde onlarca farklı din, mezhep, kültür ve etnik kimlikli toplumlara yüzlerce yıl liderlik ettiği halde onlardan birine dönüşmemiş, onlardan aldıklarıyla zenginleştiği halde Türk kalmayı başarabilmiştir.

***

Türk'ü Müslümanlıktan ayırma projesinin Avrupa'da 'Fransa İslamı', 'Almanya İslamı' gibi devlet eliyle yürütülen projelerle aynı zamanlarda olması tesadüf değildir.

Avrupalılar, artık dışlayamayacakları Müslümanları 'millileştirmek' için çaba gösterirken, Türkiye'ye 'ayrıştırma' projesi ihraç ediyorlar.

Bir başka önemli 'tesadüf' de İsrail'in Gazze'de Filistinlilere yönelik soykırımı ile zamanlaması...

Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Birliği'ni ilk kez bir ortak zirvede buluşturdu ve İsrail'in soykırımına karşı eylem planı imzalattı.

Şimdi Türk'ü Müslüman'dan koparın, Türk ve Arap arasına ayrımcılık sokun, İsrail mutlu olsun!..

***

Bunun için doğrudan 'kişisel çıkar' sağladıkları gruplar da var, her işte kullandıkları 'kullanışlı ahmaklar' da.

Ama asıl yaygarayı, sosyal medya üzerinden trollerle yapıyorlar.

Hesaplarına bakın, ya çok yeni ya da eski olduğu halde yakın zamana kadar sözde Türkçü mesajlar atmayı akıl edememişler!

ATAK, BAYRAKTAR, KIZILELMA, KAAN VE 'ARAPLAŞMA!'

Bu iki ayaklı veya dijital troller, bugünlerde yani yerel seçimler yaklaşınca yeniden canlandılar.

En çok da AK Parti seçmenlerini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a 'Araplaşma'yla saldırıyorlar.

***

Geçtiğimiz kasım sonunda, Türk Dil Kurumu, 'Türk dilini en iyi kullanan kurum' ödülünü Savunma Sanayii Başkanlığı'na verdi.

SSB Başkanı Prof. Haluk Görgün, X hesabından yaptığı paylaşımla bunu duyurdu ve teşekkür etti.

***

Türkiye'nin ürettiği ve en çok da Arap coğrafyasında, Müslüman dünyasında kullanılan savunma sanayii ürünlerinin adlarına bakın:

Tank ve zırhlı araçlar: Altay, Kaplan, Tulpar, Kaya, Kirpi, Pars, Arma, Ejder, Azmim...

Deniz araçları: Milgem, Levent, Gelibolu...

Hava araçları: Atak, Hürkuş, Gökbey, Anka, Şimşek, Efe, Karayel, Bayraktar, Kızılelma, Kaan...

Silah sistemleri: Cirit, Hisar, Mızrak, Som, Korkut, Fırtına, Panter, Muhafız, Kule, Bozok, Atmaca, Başok, Keskin...

Radar, sensör sistemleri: Şahingözü, Serhat, Kalkan, Gezgin, Engerek, Kartalgözü, Kulaç, Acar, Zargana, Hızır, Sapan...

***

Muhtemelen daha fazlası da var...

Ve gelecekte daha fazlası olacak.

Türkiye'nin dünya sahnesinde 'marka' olarak adını duyurduğu savunma sanayii ürünlerine verilen adlar bile bu '5. Kol saldırısı'na karşı 'uyanmak' için yeterli.

<p>Çevresinde kaçak kazı yapılarak çukurların bırakıldığı 196 yıllık su bendinin uğradığı tahribat h

196 yıllık mirası böyle talan ettiler

BİM'de bu Salı neler var? BİM 5 Mart 2024 aktüel ürünler kataloğu

Tanzanya'da 3 Mart Dünya Yaban Hayatı Günü

Kriz sürüyor... Yasa dışı geçişler böyle görüntülendi