• $9,6652
  • €11,215
  • 560.101
  • 1487.24
5 Ekim 2021 Salı

Açık Görüş'teki ‘uyandıran' ve ‘uyaran' iki yazı

AKŞAM e-gazete'de ve internet üzerinden okuyucularımıza sunduğumuz Açık Görüş gelecek ay 14 yaşında olacak.

Geçen hafta sonu da çok çarpıcı makaleler okudum Açık Görüş'te.

Hepsi ufuk açıcıydı. Ancak, diğer yazarlarımızın anlayışına güvenerek, ikisinden alıntılar yapmak istiyorum.

İlki, cumartesi günü yayınlanan mütercim Cemal Aydın'ın yazısı.

HHH

Aydın, "Bundan sekiz sene kadar önce, Fransız haftalık Le Nouvel Observateur dergisinde, Napolyon hakkında o güne kadar 85 bin kitap yazıldığını okuyunca 'Yazıklar olsun bize!' demekten kendimi alamamıştım" diye başlıyor söze...

Ve neden hayıflandığını şöyle anlatıyor:

"İki asır önce yaşamış, maceracı, deli dolu ve sonunda Fransa'yı yenik duruma düşürüp mahvetmiş bir Napolyon için onca kitap yazılıyor. Fakat altı asır önce yaşamış, çağ açıp çağ kapamış, gerçek dünya lideri Fatih Sultan Mehmet için o rakamın yüzde biri kadar bile eser kaleme alınmıyor! Adamlar, tarihlerinin aslında yüz karası olan sözde kahramanlarını göklere çıkarıyor. Bizse, yüz akımız bir sultanı sükût külleri altında bırakıyoruz. Bir rivayete göre altı dil, fakat kesin olarak Arapça, Farsça, Eski Yunanca ve İtalyanca bilen, en sağlam topların mühendisliğini yapan Fatih'in yanında Napolyon'un sözü mü olur? Ama oluyor. Batılılar pireyi deve yapmasını nasıl da beceriyor ve bütün dünyaya ne güzel pazarlıyorlar!

Şimdilerde maalesef İsrail'in elinde olan Akka'da Cezzâr Ahmed Paşa'ya yenilen, Moskova önlerinden burnu sürtülerek dönen, Waterloo Savaşı'nda bütünüyle rezil olan Napolyon'un dillere destan tek bir şiiri var mıdır? Fakat Fatih Sultan Mehmet'in, Viyana'ya kadar giden Kanuni'nin, 8 yılda Osmanlı topraklarını sekiz kat genişleten Yavuz'un sadece şiirleri değil 'divan'ları var."

***

Aydın, eski Kültür Bakanlığı Müsteşarı ve Açık Görüş yazarı Prof. Dr. Mustafa İsen'in şu sözlerini de hatırlatıyor: "Napolyon'un Fransız şairlerinin önde gelenleriyle boy ölçüşebilecek düzeyde bir şiir kitabı bulunsaydı, acaba Fransızca veya başka dillerde kaç baskısını görürdük? Bilimsel, popüler baskıları, çocuklar için resimlendirilmiş yayınları yapılır mıydı, yapılmaz mıydı?"

***

Aydın ve İsen'in önerilerini 'kalın harflerle' tekrar etmem gerekiyor: "Umarız kısa zamanda Osmanlı sultanlarının, şehzadelerinin o muhteşem şiirleri hem çocuklarımıza, hem gençliğimize, hem de halkımıza hakkıyla tanıtılır; yabancı dillere tercüme edilir, cihan padişahlarımızın aynı zamanda ne çaplı adamlar oldukları duyurulur."

***

Kanuni'nin şiirlerini topladığı Türkçe ve Farsça iki 'divan'ı olduğunu, sadece 4.100 civarında 'gazel' yazdığını kaç kişi biliyor?

Ya da Sultan Üçüncü Selim'in 'Sûz-i Dilârâ' makamının mucidi olduğunu;

Veya Şehzâde Korkut'un 'Gıdâ-yı Rûh' adını verdiği bir saz icat ettiğini kaç müzisyen biliyor...

***

Kanuni'nin Fransa Kralı Ferdinand'a gönderdiği ünlü mektubunun girişinde kendini tam uzun uzun anlattıktan sonra, muhatabını 'Sen ki Ferdinand' diye 'özetlemesi'ni hatırladım.

Bugün bunun bir 'züğürt tesellisi' olarak algılanmasını, Türk liderlerini sadece 'sultan' olarak tarihe gömmemize borçluyuz!

Bütün dünyada en azından 'asker', 'kanun yapıcı', 'çağ değiştiren' liderler olarak kabul görmelerine rağmen...

Oysa tarih boyunca özgür yaşamamızı sağlayan bu isimleri bir entelektüel, sanatçı ve düşünür olarak da 'hakkıyla bilmek' ve 'haklarını korumak' gerekiyor.

Ya tarih yazılırken neredeyiz?

Alıntılamak istediğim diğer yazı, Nişantaşı Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Nurşin Ateşoğlu Güney'in "Yeni Avrupa Trajedisi: AUKUS ile ABD Batı'yı Nasıl Böldü?" başlıklı yazısı.

Cemal Aydın, tarihin 'kaçırdığımız' noktalarını gündemimize taşırken, Güney de 'şu an yaşanmakta olanlar'dan 'kaçırmamamız' gereken noktaları işaret ediyor.

Konusu, birkaç hafta önce ABD, İngiltere ve Avustralya'nın imzaladığı güvenlik anlaşması 'AUKUS'...

***

Güney, 11 Eylül 2001 saldırısından sonra ABD'nin Afganistan ve Irak işgallerini başlatırken kendisini Mars'a, 'işe yaramaz' gördüğü Avrupa'yı da Venüs'e benzetmesine işaret ederek, Mars'ın, İngiltere'nin AB'den ayrılmasından (Brexit) sonra sonra AUKUS'la Venüs'e 'bir darbe daha vurgunu' söylüyor.

Zira AUKUS, NATO'nun Rusya gibi açıkça 'hedef' olarak tanımlamadığı Çin'i bir 'askeri tehdit' olarak görüyor.

İlk somut sonucu da NATO müttefiki Fransa'nın Avustralya'ya yaptığı nükleer denizaltı satışının iptal edilmesi...

Oysa AB ve kurucu iki ülke Fransa ve Almanya, Çin'le 'mesafeli bir ilişki' politikası yürütüyor, ABD'nin stratejik rekabetine girmek istemiyor.

Özellikle Fransa, bir 'küresel AB gücü' olarak Pasifik'te olmak ama ABD'nin kuyruğunda olmamak istiyor.

Ama aldığı darbeler, bölünmeler, dışlanmalar ve kendi beceriksizlikleri AB'yi zayıf tutuyor.

2016'da 'stratejik özerklik' adımı olarak ilan ettiği 'savunma anlaşması' (PESCO) konusunda bile gerekenleri yapamadı.

***

Bugün Pasifik'te sular ısınırken durum bu.

Gelecekte 'dalgalar yükseldiğinde' AB ne yapacak?

ABD'den bağımsız dengeleyici bir 'askeri donanım' ortaya koyabilecek mi?

Buna niyetlense bile AB üyeleri para ve asker vermeye ne kadar istekli olacak?

Velev ki bu oldu, Çin AB'nin ABD liderliğindeki Anglo-Sakson İttifakı'ndan farklı amaçlarla Pasifik'te bulunduğuna ne kadar güvenecek?

AUKUS ise Mars'ın da 'Venüs'ü dalgalardan kurtarmak için kılını kıpırdatmayacağının göstergesi.

Tıpkı 11 Eylül'den sonra yaptığı gibi 'ya benden yanasın ya karşı tarafta' diyecek NATO müttefiklerine...

***

AB'nin önünde 'stratejik özerklik' için bir sınav var.

Başaramazsa ya kendi içinde kaosa girecek ya da ABD'nin peşine takılacak.

Ancak AB için çok bir umudu yok Güney'in.

Zira AUKUS ile sadece Fransa bir nükleer denizaltı parası kaybetmedi, aynı zamanda AB'nin ABD'den 'stratejik bağımsızlık' kazanma hedefi de darbe aldı.

AB içinde yeni bir bölünme yarattı.

AB sadece 'güçsüz' değil, aynı zamanda jeopolitiği ve zamanı okuyamıyor, geç okuyor ve öngörüleri yetersiz.

ABD ise her zamanki gibi sahada kendi izin verdikleri dışında Batılıları istemiyor, 'önce Amerika' diyor.

***

Güney, 'yaşanmakta olan'ın gelecekte 'hayıflanma' ile anılmaması için iki noktayı işaret ediyor:

"Türkiye'nin bir gözü Pasifik'te, bir gözü de yanıbaşında Brexit'ten beri topallayan AB'de olmalı."

<p class='MsoNormal'>Fatih'te arıza yapan İETT otobüsü, vatandaşlar tarafından  yaklaşık 300 metre i

İETT otobüsü arızalanınca 300 metre itildi

''Gıda Denetim Seferberliği'' kapsamında Trakya'da denetimler başladı

İstilacısı aslan balığı Ege'de de yayılıyor

Her sabah poğaça yiyenler dikkat! Bakın vücuda nasıl bir etkisi var