• $8,474
  • €10,2778
  • 508.155
  • 1454.25
25 Mayıs 2021 Salı

5 muhalefet milletvekili Bakan'a yönelik lince sessiz kalmamalı

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, 20 Mayıs'ta TBMM Kadına Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Belirlenmesi Araştırma Komisyonu toplantısına katılarak, partileri bilgilendirdi.

Yanık, kadına yönelik şiddete duyarlı herkesin not etmesi gereken şu bilgeleri verdi:

- Tedbir kararı olmadan gerçekleşmiş kadın cinayeti sayısı 2020'de 235, 2021 Nisan sonu itibarıyla ise 85.

- Tedbir kararı olduğu halde öldürülen kadın sayısı ise 2020'de 32, 2021 Nisan itibarıyla 10.

- Kadın cinayetlerinin oranı en yüksek Sivas (yüzde 18,9) ve Bilecik'te (yüzde 18,6)

- 2020'de 20 kentte hiç kadın cinayeti gerçekleşmedi.

- Kadınlar en çok eşleri veya eski eşleri tarafından öldürülüyor.

- 2020'de kadına şiddette yüzde 23 ile Kenya ilk, yüzde 1 ile İspanya son sırada. Türkiye'de bu oran yüzde 8; kadına yönelik cinsel şiddet ise yüzde 5'te.

- 2020'de 289.389 önleyici, 83.47 koruyucu; 2021 Nisan sonu itibarıyla ise 82.730 önleyici, 17 bin koruyucu tedbir kararı alındı.

- 2020'den itibaren KADES, ALO 183 gibi koruma hatları sayesinde kadın cinayetleri yüzde 21 azaldı.

- 2 milyon 226 bin 465 kadın, telefonuna KADES uygulamasını indirdi.

- İlk 4 ayda 125 bin 47 ihbar yapıldı.

- 81 ildeki Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri'nden toplam 702 bin 734 kadın, bin 454 erkek ve 97 bin 515 çocuk yararlandı.

- 3 bin 576 kadının aynı anda yararlanabileceği 148 kadın konukevi var; bu yıl 10 merkez daha açılacak.

Yanık, koronavirüs pandemisi döneminde kadına şiddetin artış eğilimine girdiğine, ancak sonra gerilemeye başladığına da işaret ederek, "Ocak 2020'de 19 bin 582 olan sayı, şubat-martta tolere edilebilir sayılarla artarken Nisan 2020'de ciddi bir düşüş gösteriyor, sonra tekrar artıyor, ardından yeniden pandemi öncesine ilerliyor" dedi.

Komisyonun muhalefet partilerine mensup kadın üyeleri de söz aldılar.

TBMM sitesindeki haberden okudum;

İYİ Parti'li Şenol Sunat, kadın cinayetleri konusunda İçişleri Bakanlığı ve sivil toplum örgütleri verilerinin neden farklılık gösterdiğini sordu.

CHP'li Gamze Taşcıer, erkeğe uygulanan şiddete ilişkin de İçişleri Bakanlığı'nın bazı verilerinin bulunduğunu belirterek, bunu eleştirdi.

HDP'li Semra Güzel, kadınları koruma uygulamalarında Kürtçe ve Ermenice gibi dillerin de yer alması gerektiğini söyledi.

CHP'li Aysu Bankoğlu, Türkiye'nin, İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesini eleştirdi.

CHP'li Sibel Özdemir, kadına yönelik şiddete ilişkin 2014'ten sonra araştırma yapılmamasını eleştirdi.

Bakan Yanık da, bu tür araştırmaların bilimsel gerekçelerle 10 yılda bir yapıldığını anlatırken, eleştiri, görüş ve önerileri not aldı.

Bakan ayrıldı, toplantı bitti.

Aradan iki gün geçti.

22 Mayıs'ta muhalefet kanadında bir haber aynı başlık ve metinle piyasaya çıkarıldı: "Bakan Yanık, pandemi döneminde kadına şidet olaylarındaki artışın 'tolere edilebilir' (hoşgörülebilir, tahammül edilebilir) düzeyde olduğunu söyledi."

İki gün önce Komisyon'da Bakan'ı dinleyen milletvekillerinin parti sözcüleri ayağa kalktılar.

Bakan Yanık, sosyal medya hesabından tutanakları yayınladı, "Tolere etmek ifadesini istatistiksel açıklama için kullandığım çok açık. O gün sunum esnasında kadın çalışmaları yapan vekillerin hiçbirinden bu yönde bir eleştiri, yorum ya da soru gelmedi. Zira konuşmamın anlamı, bağlamı içinde gayet iyi anlaşıldı. Bu itirazın, sunumun üzerinden iki gün geçtikten sonra bu şekilde cımbızlanarak gündem yapılması, algı operasyonudur" dedi.

Bakan, kamuoyu önünde değil, konuyla en çok ilgili ve sorumlu milletvekilleriyle her şeyi açıkça konuştu, milletvekilleri dinledi, soru sordu, not aldı.

Bu ifadeye takılmadı.

Zira 'istatistiki ifade' olduğunun farkındaydılar, 'kulp takma' hesabı yapmadılar.

Ya birinin 'jetonu' kumpasa düştü ve 'bunu kullanalım' diye partisinin ajansına, sosyal medya trollerine, yandaş medyasına servis etti.

Ya da partilerine sundukları raporu okuyanlardan zeki, çevik ama ahlaki kaygıları olmayan biri 'buraya kulp takılır' dedi...

Her ne ise...

Benim çağrım şu:

TBMM Kadına Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Belirlenmesi Araştırma Komisyonu'nun muhalefet partilerine mensup üyeleri CHP'li Gamze Taşcıer, Aysu Bankoğlu, Sibel Özdemir, İYİ Parti'li Şenol Sunat ve HDP'li Semra Güzel, göreve yeni başlamış bir kadın bakana, kendilerinin tanık olduğu bir konuşma üzerinden, üstelik kendi partililerinin başlattığı 'linç'i durdurmalılar.

"Biz Bakan'ı dinledik, kastı ve meramı kadına yönelik şiddeti 'tolere edilebilir' bulmak değil, istatistiki verilerdeki oransal değişimi anlatmaktı" demeliler.

Zira o toplantıda, Bakan'ın sözlerini 'linç güruhu' gibi algılamış olsalardı, tepki gösterirler ve Bakan da kastını, meramını açıklama gereği duyardı.

Haksızlığa karşı tanıklık yapmalılar.

Adalet ve siyasi ahlak bunu gerektirir.

Kadın Bakan'a yapılan linç de kadına yönelik şiddettir.

<p class='MsoNormal'>NATO Zirvesi bugün Belçika'nın başkenti Brüksel'de gerçekleşecek.  Burada akşam

Erdoğan-Biden görüşmesinden ne çıkar?

3 günlüğüne geldikleri Türkiye'den 1,5 yıldır ayrılamadılar

Kanal İstanbul'da temelin atılacağı nokta

Ağrı'da gönüllü öğretmenler arama ve kurtarma tatbikatı yaptı