• $28,9208
  • €31,485
  • 1924.11
  • 8026.27
17 Ekim 2023 Salı

Filistin için ne yapabilirsiniz?

Gazze'de İsrail eliyle gerçekleşen soykırımı dehşet içerisinde izliyoruz. İnsanlar bu korkunç saldırıyı durdurabilmek için üzerlerine düşenin ne olduğu, neler yapabileceklerini soruyor, bir irade ortaya koymak istiyor. Çaresizde ekran başında beklemek, insanlığımızı büsbütün kaybetmek demek çünkü.

İsrail'in BM tarafından kabul edilen 242 sayılı karara 56 yıldır uymadığı ve iki devletli çözüme razı olup, işgal ettiği topraklardan çekilmeyeceği ortada. Adına "uluslararası hukuk" denen ve sadece Müslümanların aleyhinde olduğunda işletilen yasaların hiçbir önemi olmadığını da yaşayarak görüyoruz. Filistin'i bir devlet olarak kabul ettiklerine dair sözleşmeyi onaylamalarına rağmen birkaçı dışında hiçbir Batılı devlet hâlâ Filistin Devleti'ni tanımıyor. Düşünce ve ifade özgürlüğü ise "Filistin bayrağı taşımanın ve Filistin'i övmenin" suç olduğuna hükmeden Fransız demokrasisi karşısında buhar olup uçtu.

Buna karşın dünyanın vicdanlı tüm insanları Asya'dan Avrupa'ya, Afrika'dan Amerika'ya kadar büyük şehirlerin meydanlarını doldurarak Filistin halkının yanında olduklarını gösteriyor. Aslında hiç de çaresiz değiliz.

ABD ve Avrupa ülkelerinin liderleri dışında bu savaşta hiç kimse İsrail'i haklı bulmadı. Dünyanın tek bir ülkesinde dahi İsrail'i destekleyen gösteri olmaması, aksine engellemelere rağmen başta Paris ve Londra olmak üzere Avrupa başkentlerinde İsrail'i kınayan eylemlerin giderek artması gelecek için umudun güçlü olduğun kanıtı.

Filistin'le dayanışma eylemleriyle birlikte AB liderlerindeki İsrail desteği de gün geçtikçe dozunu azaltıyor. Bu bize "sokakların gücü"nün pek çok şeyi değiştirebileceğini gösteriyor. "Kamuoyu oluşturmak, sosyal medyayı doğru kullanmak, yalan haberleri ifşa etmek, İsrail'in savaş suçlarını belgeleyip görüntülerini yaygınlaştırmak" insanlığa savaş açan bu yapıya karşı yapabileceğimiz en önemli hamledir.

Fakat en az bunlar kadar önemli yapabileceğimiz başka bir şey daha var. Adalet "her şeyi yerli yerine koymak" olarak tarif edilir. Hatta Hz. Mevlana adaleti tanımlarken şöyle der: "Adalet ağaçları sulamaktır. Zulüm ise dikene su vermek."

Öyleyse adaleti sağlamak ve haklının yanında durmak için yapacağımız ilk şey kelimeleri "yerli yerinde" kullanmaktır. Emin olun, kelimeler bir savaştaki en kıymetli silahlardır. Sosyal medyada bir haberi paylaşırken, ekranlarda konuşurken, gazetelerde yazarken ya da muhatabımıza Filistin meselesini anlatırken kullanacağımız kelimeler "haklılığımızın" altını çizerken, insanlık düşmanlarını gayri meşru bir noktaya hapsetmemizi sağlar.

Bu bir İsrail-Filistin savaşıdır, Hamas-İsrail çatışması değil. Operasyonları meşru ordular yapabilir. İsrail'in yaptıklarının adı "saldırı"dır. İsrail kuvvetlerine askeri harekât düzenleyen kişilere "Filistin askeri" denir, Hamas militanı değil.

Filistin 1948'de işgal edilen topraklarımızdır. Bu topraklar satılarak değil, terörle kan dökülerek işgal edilmiştir. Gazze ve Batı Şeria dışında kalan topraklara "işgal altındaki Filistin toprakları" denilir. Gazze bir örgüt tarafından değil, halkın iradesini yansıtan seçimle işbaşına gelmiş meşru Filistin Devleti tarafından yönetilmektedir.

İsrail 75 yıldır en büyük yatırımını sinema ve medya aracılığıyla yukarıda kurduğumuz cümlelerin yerini değiştirebilmek için yaptı. Gelin hep birlikte bu yatırımı boşa çıkaralım.

<p>İsrail ordusu Gazze Şeridi'nde bir haftadır devam eden 'insani aranın' bittiğini ve saldırılarına

Ateşkesin ardından işgalci İsrail'in saldırıları sürüyor

Pekmez ve limon küründen sabahları tüketen yaşadı! Faydaları saymakla bitmiyor

İnsani ara bitti vahşet başladı... İşgalci İsrail Gazze saldırılarını yeniden başlattı

UNESCO'nun Türkiye'de koruma altına aldığı ilk eser! Restorasyonda sona yaklaşıldı