• $ 7,8325
  • € 9,4579
  • 455.937
  • 1325.29
Reklamı Kapat

TÜBİTAK’taki ölümler midemi bulandırıyor

Yüzbaşı Yücel Kenter ile TÜBİTAK uzmanları Ercan Kuruoğlu ve Mustafa Aktekin 14 Temmuz 2004’te Çanakkale-Gelibolu yolu üzerinde şüpheli bir trafik kazasında hayatlarını kaybetmişti. Kazaya karışan İstanbul plakalı bir traktör ve mercedeste kimsenin burnu dahi kanamamıştı. TÜBİTAK’ın mahkemeye sunduğu bilgide, bu kişilerin Türkiye’nin güvenliğiyle ilgili kriptolar (gizli şifreler) üzerinde çalıştıkları, yeni geliştirilen askeri bir cihazı denemek için Çanakkale’ye gittikleri anlaşılmıştı. Askeri görevli Yücel Kenter, muhabere yüzbaşı rütbesini taşırken, Kuruoğlu ile Aktekin TÜBİTAK Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü’nde çalışıyordu. Bu enstitü, ulusal güvenliği ilgilendiren gizlilik dereceli bilgilerin korunması hususunda Türk Silahlı Kuvvetleri ve Dışişleri Bakanlığı’na destek veriyor.
Eski bakanlardan Ramazan Mirzaoğlu’nun damadı Ercan Kuruoğlu, Temmuz 2003’te Süleymaniye’deki çuval baskınında Türk çadırında el konulan kripto çözücü cihazı yapan kişi olarak da biliniyordu. Mahkeme aşamasında avukatı, Kuruoğlu’nun bilgisayarının kaybolduğunu ve bilgilerin çuval olayında el konulan kripto çözücünün şifreleri olduğunu açıklamıştı. Bunun üzerine TÜBİTAK davaya katılarak ‘Bilgisayar bizde. Jandarma getirdi. Getirdiklerinde kırıktı’ açıklamasıyla yetinmişti.
TÜBİTAK’ta F-16 uçaklarının ABD’nin orijinal yazılımlarından bağımsız olarak dost-düşman ayrımı yapabilmesini sağlayacak ‘milli yazılım projesinde’ görev alan Kuruoğlu, Mustafa Aktekin ile projeler kapsamında askeri uzman olarak görev yapan Yüzbaşı Yücel Kenter, 2004 yılı başında aynı konuda çalışma yapan TAI ve Aselsan ile TÜBİTAK arasında yürütülen koordinasyon sırasında askeri uzmanlara Aselsan mühendisleriyle brifing vermişlerdi. Türkiye’nin güvenliğiyle ilgili projeyi çalışıyorlardı. Bütün bu bilgiler ışığında gel de miden bulanmasın.
Bugün TÜBİTAK’taki ‘paralel yapılanmayı’ görünce, son alınan personelin çoğunun Fatih Üniversitesi mezunu olduğunu, devletin zirvesine verilen kriptolu telefonların dinlendiğini, kurumun başındaki bir ismin ‘paralel yapı’ ile bağını öğrenince insanın aklına her şey geliyor.
Hala aydınlatılamayan Susurluk benzeri bir kazayla hayatını kaybeden TÜBİTAK çalışanlarının nasıl bir kavgaya kurban edilip edilmediklerini çok merak ediyorum.
Sizce de üzerinde durulması, tekrar gündeme gelmesi, araştırılması, incelenmesi gereken bir konu değil mi? Ben bizzat bu konunun takipçisi olacağım ve bu köşede sizlerle yeni bilgileri paylaşacağım.

İzmir depreminden yeni görüntü: Sakince Türk kahvesini yudumladı

İzmir depreminden yeni görüntü: Sakince Türk kahvesini yudumladı

Sakarya'da Afrika yaban kedisi ele geçirildi

Sakarya'da Afrika yaban kedisi ele geçirildi

İstanbul'da toplu taşıma araçlarında koronavirüs denetimi

İstanbul'da toplu taşıma araçlarında koronavirüs denetimi kameralara böyle yansıdı

MSB'den Katar Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görevli komandolara

MSB'den Katar Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görevli komandolara eğitim