• $9,5215
  • €11,0511
  • 551.531
  • 1507.83
12 Kasım 2014 Çarşamba

Demirtaş’ın kulağına kim, ne fısıldadı?

Komplo teorilerini seven, buna prim veren biri değilim. Hemen her olayın altında, kimsenin aklına dahi gelmeyen olasılıkları yan yana getirmenin çok doğru olmadığını düşünüyorum.
Ancak, bazı olaylar var ki, insan ‘acaba’ demekten kendini alıkoyamıyor.
Şöyle biraz geriye doğru gidecek olursak!
10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi. Kamuoyu, CHP ve MHP’nin ortaya attığı ‘çatı aday’ı tartışırken, HDP’nin adayı Selahattin Demirtaş çok büyük bir hamle yaptı. Giydiği beyaz gömleği, verdiği barış ve kardeşlik mesajları ile bambaşka bir profil çizdi. Neredeyse medyanın tamamı da Demirtaş’ın bu yeni karakterini satın aldı!
Sonuç olarak, 10 Ağustos seçimlerinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın arkasından en başarılı lider olarak karşımıza çıktı. Yüzde 10 gibi çok ciddi bir oy aldı.
Ne olduysa ondan sonra oldu!
Ilımlı, Türkiye’yi kucaklayan, her kesime zeytin dalı uzatan Demirtaş gitti, şahin, sivri ve tahrik edici dile sahip Demirtaş geldi!
2015 genel seçimlerine kadar, belki de çözüm sürecinin olumlu şekilde tamamlanacağı yönünde tam bir mutabakata varılmışken, taraflar arasında anlaşma sağlanmışken, Demirtaş çıktı ve ‘sokağa çıkın’ çağrısı yaptı. Neden olarak ise Kobani’yi gösterdi. Bu çağrının sonunda milletin unutmayacağı ve 50’den fazla insanın hayatını kaybettiği 6-7 Ekim olayları yaşandı. Olaylar üzerine Demirtaş, kameraların karşısına geçerek ve boncuk boncuk terleyerek ‘Biz böyle olmasını istemiyorduk’ dedi.
Demirtaş’ın açıklamalarına rağmen sorun öyle büyüdü ki, 2 yıl boyunca unuttuğumuz şehit haberleri ardı ardına gelmeye başladı, hatta ‘çözüm süreci rafa mı kalkıyor?’ sorusu sorulmaya başlandı? Her Bakanlar Kurulu toplantısının ardından, çözüm sürecinin önemine atıfta bulunulmasına rağmen, ‘kamu düzeninin sağlanması’na yönelik yeni ve sert adımların atılacağı yönünde haklı açıklamalar geldi.
Sadece bu da değil! Hükümet tarafından yapılan açıklamalarda, sorunun siyasi muhatabı HDP yetkililerine ‘sorumlu davranma’ çağrısında bulunuldu. Bütün bunlara rağmen, çok fazla anlam veremediğim bir şekilde, HDP tuhaf bir sessizliğe büründü. Yapılan açıklamalar bile çok cılız kaldı.
Peki, 10 Ağustos seçimleri ile 6-7 Ekim olayları arasında ne oldu da, Demirtaş ve partisinin tavrında böyle radikal bir değişim yaşandı?
Hani yazımın başında komplo teoilerinden pek hoş etmem dedim ama şimdi yazacaklarım insanın aklında soru işaretleri bırakıyor.
10 Ağustos seçimlerinin ardından Demirtaş, 22 Eylül’de ABD’ye gitti. Başta ABD Dışişleri Bakanlığı olmak üzere hükümet temsilcileriyle bir araya geldi. ABD dönüşü ise o unutulmayacak 6-7 Ekim olayları yaşandı. Aynı dönemde ABD’nin, PYD aşkı da kabardı! Türkiye’nin bütün uyarılarına rağmen, Kobani’de IŞİD’e karşı savaşan PYD güçlerine ABD tarafından silah yardımı yapıldı, hatta ‘PYD’yi terör örgütü olarak görmedikleri’ yönünde açıklama yapıldı. Daha önce ‘çözüm süreci’ni yüksek ve kararlı bir sesle savunan HDP’lilerin o sesleri kısıldı.
Bütün bunları yanyana getirdiğinizde, ‘ABD’de, Demirtaş’ın kulağına kim, ne fısıldadı?’ sorusu akla gelmiyor mu?
Siz takdir edin!

<p>Yere yatırıp yumrukladılar. Polis  şiddetinin görüntüleri çevredekiler tarafından kaydedildi. Sos

Polis şiddeti tepki çekti

Hayvancılıktan sağladıkları gelirle 35 ülke gezdiler

Japonya'da Prenses Mako ile Komuro Kei evlendi

Yer siyah gök beyaz! İşte Beşiktaş'ın Galatasaray galibiyetinden en özel kareler