• $ 5,76
  • € 6,3426
  • 272.38
  • 103781
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Mesele S-400 veya F-35 ya da Patriot olabilir mi?

Türkiye’nin seçime giderken yoğun bir dış saldırı/sorun kümesiyle karşı karşıya kalmasını kuşkucu olmasanız bile tesadüf saymanız normal sayılabilir mi? Bir başka ifadeyle 15 Temmuz saldırısından bu yana muhtelif biçimlerde devam edegelen bir dış baskı, operasyon ve doğrudan ya da dolaylı saldırıların Batı sisteminin merkezinden gelmesine şahit olmak elbette ki tesadüf değildir.

Türkiye-ABD ilişkilerini geleneksel NATO’cu dış politika çerçevesinden değerlendiren siyasetçi, diplomat, gazeteci, yazar unvanlı bazı kimselerin açıkça belirtmeseler de neredeyse ‘Türkiye’nin S-400 alımı kararını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini’ söylemeye kalkmaları, bunu ima etmeleri bir aşırı tedbirli olma hali hatta korkaklık olarak değerlendirilebilirdi fakat bu bakış açısının asıl sorunu yaşanan olayı, genelde Batı sistemi ile özel olarak ise ABD ile yaşanan sorunu kavramaktan uzak olmasıdır.

ABD’NİN ÇELİŞKİSİ NEDİR?

ABD’de geleneksel iktidar zümresi ile Trump arasında süregelen mücadele giderek Başkan’ı sarstıkça, sıkıştırdıkça onu kendi konumunu güvence altına almak üzere İsrail’in terörist devlet uygulamalarını dahi onaylayan bir siyasete yöneltmektedir. Bunun nihayet Golan Tepeleri işgalinin meşrulaştırılmasına kadar uzanan bir İsrail’e yakınlaşma, bu hukuksuz uygulamaları benimseme anlayışına dönüştüğü görülmektedir.

ABD’deki sorun ‘yeni elitlerin’, ‘geleneksel iktidar zümresini’ dengeleyecek politik ağırlığı ortaya koyacak güce henüz ulaşamamış olmasıdır. Bunun neticesi açıktır; ABD eski emperyalist siyaseti ve onun araçlarını, başta Ortadoğu olmak üzere dünyanın birçok yerinde uygulamaya devam edecektir. Bu durum, çatışmaların, iç savaş provokasyonlarının devamı, terör örgütleri üzerinden operasyonlarla istikrarsızlığın yaygınlaşması demektir. Bunun en açık örneğinin Suriye’de PKK/PYD üzerinden yapılan kanlı operasyonlar, Türkiye’ye yönelik saldırılar olduğunu artık bilmeyen kalmamıştır.

NEREDE DURUYORUZ?

Mesele şudur: ABD küresel süreçte başta Asya’nın yükselişi karşısında zor durumdadır ve küresel dinamiklerin birçoğunu bilimsel-teknolojik-ekonomik olarak ürettiği halde, ‘devlet-sanayi-askeri elitler’ üçgeninin, eski yapıya göre şekillenmiş geleneksel emperyalist stratejiye dayalı siyasetini sürdürme çelişkisiyle karşı karşıya bulunmaktadır. Küresel süreci iyi yöneten başta Çin olmak üzere Asya karşısında gerilemesini eski usullerle durdurma çabası ona sürekli güç kaybettirmektedir.

Türkiye küresel sürecin bütün eğilimlerini dikkate alan bir ülke olarak İmparatorluk sonrası ilk defa ekonomisiyle toplumsal değişim gücüyle uluslararası ilişkilerde Batı sistemine bağımlı siyaseti terk ederek, ‘Türkiye merkezli’ bir siyaseti ortaya koyarak, bölgesel ve dünya ölçeğinde yeni bir yaklaşımla politik ağırlık kazanan bir konuma gelmiştir. Türkiye, bölgeye yönelen parçalama tehdidinin kendisini kapsadığını görmezden gelemeyeceği gibi, Ortadoğu’yu istikrarsızlaştıran siyasetin hedefinde olduğunun da zaten farkındadır.

Netice açıktır, sorun ne S-400, ne Patriot ne F-35 meselesidir; Türkiye’nin bağımsızlıkçı siyasetidir.

Golle Birlikte Gelen İlginç Dans Gösterisi

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Mimarisi ile tepkilere neden olmuştu! Şato villalarla ilgili yeni gelişme

Akraba olduğunu bilmediğiniz ünlüler