• $8,4
  • €9,9905
  • 489.047
  • 1408.81
5 Kasım 2013 Salı

Kibirli CHP’liler Erdoğan’a nasıl dirensin…

31 Ekim’de parlamento, Türk demokrasi tarihine altın harflerle yazılacak tarihi bir dönüşümü yaşadı. Başörtülü vekiller ilk kez, genel kurula örtüleriyle girerek, millet iradesinin önündeki bir tabuyu daha yıkmış oldular. 
Esasen Türkiye’nin son on yılda yaşadığı değişim ve demokratikleşme hamleleri, böylesine tarihi bir dönüşümü kaçınılmaz hale getirmişti. 
Düşünün ki, bu ülkede CHP 1999 yılında Merve Kavakçı’nın Meclis’e girişinde merhum Bülent Ecevit’in “Bu kadına haddini bildiriniz” haykırışlarının yankılandığı kibirli bir gelenekten geliyor. 
***
Daha birkaç yıl önce başörtüsüyle ilgili anayasa değişikliğini Anayasa Mahkemesi’ne götürüp iptal ettiren aynı CHP’dir. 
AK Parti iktidarı 2005 yılında, CHP’nin azınlık vakıflarına el konulmasını sağlayan beyannameyi kaldırırken aynı CHP Meclis’te “Agop’un mallarının derdine düştünüz” diyerek yeri göğü inletiyordu. 
Ve tarihimizin utanç tablolarından birisini oluşturan Dersim katliamının altında yine CHP’nin imzası bulunmaktadır. 
İşte CHP bugün, bütün kibirli açıklamalarına rağmen çaresizlik içinde başörtülü vekillerin parlamentoya girmesine engel olamıyorsa, bu Tayyip Erdoğan’ın demokratikleşme mücadelesinin ürettiği bir sonuçtur ve aynı zamanda demokrasinin başarısıdır. 
***
Eğer askeri ve yargısal vesayet bitirilmeseydi, yani hâlâ CHP mahkemeden jet hızıyla iptaller çıkartabilen bir gücün sahibi olsaydı, inanın ki başörtülü vekillere karşı parlamentoda tahmin bile edemeyeceğiniz barikatlar oluştururdu. 
Ama CHP, en doğal müttefiklerini kaybetmiştir. Bundan sonra milleti ikna etmek ve sandıktan çıkmaktan başka hiçbir seçeneği kalmamıştır. Dolayısıyla, CHP başörtülü vekiller konusunda günlerce toplantılar yapmış ve 31 Ekim sabahı çaresizlik içinde de olsa demokrasiye teslim olmuştur. 
31 Ekim’de CHP’li vekilin yaptığı konuşmadaki şu cümleler CHP’nin o kibirli halinin ve aynı zamanda çaresinin en bariz göstergesidir: “Bak, girmenize engel olamadık ama o tehlikeli çatlaktan ne girerse sizden bileceğiz. Gözümüz üzerinizde, bunu pahalıya mal edeceğiz.” 
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Kızılcahamam kampında yaptığı manifesto niteliğindeki konuşmayı dinlerken, doğrusu CHP’nin çaresizliğine hak verdim. 
***
Demokrasi mücadelesini her gün yeni reformlarla ve demokratikleşme adımlarıyla taçlandıran Erdoğan diyor ki: “Bugüne kadar yaptığımız hiçbir reform birilerine imtiyaz sağlamak için yapılmamış, tam tersine eşitliği, normalliği tesis etmek adına yapılmıştır. Başörtülü kadınlarımız gibi başı açık kadınlarımızın da bu tercihleri bizim teminatımız altındadır… 
Yüreğinde gurbette okumak zorunda kalmış kızlarının sızısı olmayanlar, yüreğinde Ahmet Kaya’nın gurbette ölümünü hissetmeyenler, Cem Karaca’nın gurbette hüküm giymesi konusunda sızısı olmayanlar bizi anlayamazlar… 
Bizim her meselede safımız bellidir. Biz hiçbir zaman Yezidlerin tarafında olmadık. Bundan sonra da Hazreti Hüseyin’in yanında olacağız.” 

Cumhuriyet tarihi boyunca neredeyse bütün mazlumiyetlerin altında imzası bulunan ve bütün değişim ve dönüşümlere direnen CHP, Tayyip Erdoğan’ın bütün Türkiye’yi kuşatan ve kucaklayan demokratikleşme iradesi karşısında nasıl dirensin ki…

<p>Denizli'de  askeri kışla yakınında yangın çıkarmaya çalışan şüpheli yakalandı.</p><p>11'inci Koma

Kışla yanında kundakçı yakalandı

Orman yangınlarında yaralanan hayvanlar tedavi ediliyor

Uluabat Gölü, yeşile büründü

Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Suver, Van'da incelemelerini sürdürüyor