• $8,3208
  • €10,0963
  • 490.686
  • 1442.79
03 Aralık 2013 Salı

Hizmet hareketi ve dindarları birbirine kırdırmak

Belli ki Hizmet hareketiyle dindar kesimleri birbirine kırdırarak, Türkiye’yi karanlık mecralara çekmek isteyenler var. Aslında, içeriden ve dışarıdan bu topraklarda fitne üretmek isteyenler hep vardı. Yıllardır Türkiye dahil bütün İslam coğrafyası bu fitne kuşatmaları yüzünden büyük acılar çekti ve hala da çekiyor.
1960 darbesiyle devlet aklını kuşatan ‘vesayet rejimi’ ile birlikte dindarlara, farklı inanç gruplarına ve farklı kimliklere reva görülen uygulamalar, kelimenin tam anlamıyla baskılar ve eziyetler tarihinin adıdır. Siyasi irade eliyle ara ara kısa nefes alma dönemleri yaşansa da, her on yılda bir gerçekleşen darbelerle özgürlüklerin önü kesilmiş ve toplum tepelenmiştir.
Ta ki AK Parti’nin ikinci iktidar döneminin başladığı 2007 yılına kadar.
Hatırlayalım, AK Parti iktidarının ilk yıllarında Sarıkız, Ay Işığı ve Balyoz gibi sayısız darbe girişimleri planlanmış ve 2007’de 27 Nisan e-bildirisiyle vesayet hamlesi zirve yapmıştır.
Bugünlerde, 2004 yılındaki MGK toplantısında alınan tavsiye kararları üzerinden AK Parti iktidarına karşı bir karalama kampanyası yürütülüyor. Nasıl bir dönemden söz ediyoruz? AK Parti iktidarının ‘vesayet’ aktörleri tarafından itilip kakıldığı ve mağduriyetinin henüz devam ettiği yıllar yani...
Dahası hatırlayalım, 2003 yılında “Genç subaylar rahatsız” manşetleri atılıyor, generaller AK Parti iktidarına karşı teyakkuz halinde. Sonradan Özden Örnek’in günlüklerinden ve Büyükanıt’ın açıklamalarından öğrendik ki, bu manşetler Şener Eruygur, Özden Örnek ve İbrahim Fırtına tarafından dönemin Genelkurmay Başkanı Özkök’ü darbeye ikna etmek için attırılmış.
Henüz vesayet kuşatmasının bitmediği o günler için sayısız örnek sıralayabiliriz. Ama bütün bu gerçekler ortadayken “AK Parti 2004 yılındaki MGK’nın tavsiye kararlarını şimdi uyguluyor” dersek, Allah nezdinde de, insanlık nezdinde de bunun hesabını veremeyiz. Çünkü AK Parti, o MGK kararından sonra zorlu bir vesayet mücadelesine girişmiş ve Türkiye’de cemaatlerin ve dindarların üzerindeki baskıyı tümden kaldırmıştır. Daha da önemlisi, bütün dönemlerde inananların üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallandırılan, Türkiye’nin gizli anayasasındaki ‘irtica tehlikesi’ kırmızı kitaptan çıkarılmıştır.
Nitekim başta Hocaefendi olmak üzere hizmet hareketinin önde gelen isimleri, bizzat Başbakan Erdoğan’a teşekkür etmişlerdir. Mesela, Gazeteciler Yazarlar Vakfı Başkanı AK Parti iktidarı dönemini tanımlarken, “Hizmet olarak biz en rahat, en huzurlu hizmet ettiğimiz bir dönemi yaşadık” ifadelerini kullanmıştır.
AK Parti’ye ve Başbakan Tayyip Erdoğan’a 2004’teki MGK belgesi üzerinden yüklenmek isteyenler bilmelidir ki, o gün o belgeyi dayatan ‘vesayet’in generalleri şimdi Balyoz’dan, Ergenekon’dan cezaevindedirler. Yani, 2004’te Hizmet hareketini ve dindarları yok etmek isteyenler AK Parti iktidarının ortaya koyduğu siyasi irade sayesinde içeridedirler.
Hal böyleyken, dershanelerin dönüşümü ile ilgili çalışma konusunda zihinleri bulandırmak için, yok hükmünde kabul edilen ve hiçbir şekilde uygulamaya sokulmayan bir MGK kararı üzerinden AK Parti’ye yüklenmek insaf ve hakkaniyetle bağdaştırılamaz.
Bu son MGK hamlesi, bir bakıma hayırlı olmuştur. Zira hizmet hareketine gönül verenler dahil olmak üzere, bu ülkedeki dindar insanlar, AK Parti iktidarıyla birlikte yıllardır süren üzerlerindeki ceberrut baskının kaldırıldığını ve özgürlük alanlarının genişlediğini bizzat yaşayarak görmüşlerdir. Dolayısıyla, sürdürülen kampanyanın ‘dershane meselesi’ olmadığı da net bir şekilde anlaşılmıştır.
Bu tartışmalar bir gün biter, ama dindarlar olarak hepimizi yaralayan insaf sınırlarının aşılmasıdır. Eminim ki, hizmet hareketine gönül verenler dahil şu günlerde bütün dindarları bir kez daha yaralayan, hayatları boyunca dindarları aşağılayan kesimlerin şimdi ellerini ovuşturarak bu atmosferden pay kapmaya çalışmalarıdır.
Düşünün ki, “Ben Ergenekon’un Balyoz’un avukatıyım” diyen, daha yakın bir sürede yani 2011 ve 2012 yıllarında Parlamentoda Hizmet hareketi aleyhine önergeler veren Kemal Kılıçdaroğlu ve bütün bir CHP çevresi sahte bir yüzle siyasi rant peşine düşmüştür. Sizce, bu tavır hepimizin yüreğini yaralayan bir durum değil midir?

<p>İşgalci İsrail'in işgal altındaki Doğu Kudüs'te Filistinlilere yönelik müdahalesi devam ederken,

Kudüs'te tepki çeken görüntü! Mescid-i Aksa'dan alevler yükselirken Yahudiler Kudüs Günü'nü kutladı

Sinovac'dan aşı açıklaması: Türkiye'ye üretim lisansı verdik

İşgalci İsrail, sivillerin yaşadığı 9 katlı binayı bombaladı

Demir yoluyla taşınan bor, seramik ve mermer miktarı arttı