• $8,4906
  • €10,2878
  • 500.753
  • 1441.33
20 Aralık 2013 Cuma

Erdoğan’ı yıkmak için yanlış hamle

Erdoğan’sız Türkiye için düğmeye 2011 seçimlerinden sonra basıldı. İlk hamle de MİT darbesiydi. O günden itibaren doğrudan Başbakan Erdoğan’ı ve AK Parti iktidarını hedef alan saldırılar açıktan yapılmaya başlandı. Ancak her şeye rağmen iktidar, kardeşlik hattında kalmaya devam etti.
Ancak salı günü başlatılan ve tamamen seçime dönük zaman ayarlı operasyonla birlikte artık iş farklı bir safhaya taşınmış bulunuyor. Bu kelimenin tam anlamıyla Tayyip Erdoğan’ı yok etme operasyonudur.
Aslında AK Parti iktidara geldiği günden bu yana benzer saldırılarla karşı karşıyadır. Hatırlayalım, AK Parti’nin iktidara gelişinin ilk yılları olan 2003 ve 2004’te sayısız darbe girişimi ve hazırlığı yapılmış, sonrasında Danıştay cinayeti planlanmış, cumhurbaşkanlığı seçiminde 367 rezaleti icat edilmiş, 27 Nisan bildirisi hazırlanmış ve nihayetinde kapatma davası açılmıştır.
Bütün bu girişimlerin kayıtları hafızalarımızda henüz tazeliğini koruyor. Gezi olaylarındaki demokrasiye karşı kalkışmayı da bunlara eklersek, millet iradesini ortadan kaldırmayı amaçlayan devasa bir yıkım operasyonuyla karşı karşıya olduğumuzu görürüz. Şimdi önümüzdeki manzara, nitelik ve içerik olarak 2003’ten beri yaşadıklarımızdan hiç de farklı değildir.
Aslında biraz daha hafızamızı zorlayıp 28 Şubat’ın artçı saldırılarını hatırlarsak, tıpkı bugün olduğu gibi Tayyip Erdoğan’a ve çevresine karşı o günlerde de acımasız saldırılar yapıldığını görürüz. İşte o nefret dolu günlerde benim de yöneticisi olduğum Yeni Şafak gazetesinin sahiplerine, belediye bürokratlarına işkenceler yapılmış, çocuklarına bile eziyet edilmiştir. Ve cumhuriyet tarihinde ilk kez bir gazeteye baskın yapılmıştır. O gün de yine hedef Tayyip Erdoğan’dı.
O gün yapılanların ‘vesayet’ sistemi içinde bir mantığı vardı ve izahı da mümkündü. Oysa bugün son derece sofistike ve uluslararası ayağı olan bir kumpasla karşı karşıyayız.
Unutmayalım, bugün operasyonun en önemli ayağını oluşturan Halk Bankası aylar öncesinden Neo-Con’lar ve İsrail lobisi tarafından hedefe oturtulmuştu. Kurucuları arasında eski büyükelçi Richard Holbrooke, eski CIA başkanı Woolsey, Ortadoğu uzmanı Dennis Ross ve büyükelçi Wallac’ın da bulunduğu Amerikan bağımsız kuruluşu United Against Nuklear İran, hazırladığı bir raporla aylar öncesinden Halk Bankası üzerinden Türkiye aleyhine kampanya başlatmıştı. Ve yine 20-25 sağcı Amerikan milletvekili Türkiye’nin İran’la ticari ilişkilerini hedef alarak Halk Bankası aleyhinde açıklamalarda bulunmuşlardı. Ayrıca, İsrail’in doğrudan yaptığı açıklamaları da burada not etmekte yarar var.
Açık söylemek gerekirse, Halk Bankası’nın operasyonun merkezinde yer alması kafaları karıştıran bir durumdur. Evet yargı bağımsızdır ve kararlarını buna göre verecektir. Ama birileri de bu işlerin, Neo-Con çetelerinin, İsrail lobisinin ve İsrail’in Halk Bankası aleyhinde başlattığı karalama kampanyasıyla paralellik arz edip arz etmediğini topluma izah etmelidir.
Mesela, Başbakan Erdoğan’ın bakanlarla yaptığı konuşmaların yasadışı dinlendiği iddiaları var. İşte tam da bu yüzden, “Bu olayın arkasında İsrail mi var?” sorusu ortadadır.
Yazının başında da belirttiğim gibi bu kampanyaların, operasyonların tek hedefi Tayyip Erdoğan’dır. İkinci on yılı Erdoğan’ın belirleyemeyeceği ve de yeni bir vesayetin önünü açmayı hedefleyen açık ve net bir iktidar oyunu sahneleniyor.
Bu hamleleri planlayanların fark etmediği ve göremediği bir şey var, Tayyip Erdoğan bu tür sert iktidar oyunlarıyla mücadele ederek bugünlere geldi. Burada da tehdidin çapını görmüştür ve pozisyonunu belirlemiştir. Başbakan Erdoğan’ı anlamakta zorluk çekenlerin, operasyonla ilgili ilk değerlendirmelerini yeniden okumalarında yarar var: “Buradaki mühendislik, yolsuzlukla değil, siyasi mühendisliğin bir başka versiyonudur. Bu da bir nevi çetelerdir ve bu çetelerin bir nevi devletin içinde devlet olmalarıdır. Bu örgütlenmeyi kesinlikle meydana çıkaracağız. Bu babamızın oğlu olsa dinlemeyiz.”
Bir gerçeğin altını yeniden çizelim, bundan sonra iktidarı yıkmak üzere yapılacak her yeni hamle, toplum nezdinde Neo-Con çeteleriyle ve İsrail lobisiyle birlikte anılacaktır.

<p>Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi bu hafta Kestirmeden Tarih  programında Kudüs özel bölümüyle karşını

Medeniyetlerin aynası Kudüs… Kadim şehre kim ne getirdi?

Tüm bildiklerinizi unutun! Seyahat ve deniz yolculuklarını kökten değiştirecek

Filistinli aileler, işgalci İsrail saldırılarından korunmak için okullara sığındı

NASA Mars'ın 3 boyutlu görüntülerini yayınladı