• $8,3224
  • €10,1163
  • 499.127
  • 1454.25
31 Aralık 2013 Salı

Erdoğan çeteyi deşifre edince canları sıkıldı

Gezi’de darbe hevesleri kursaklarında kalan darbecilikten bozma demokratlar, ‘ordu göreve’ pankartının altında yürümeye alışmış Amerikan yapımı ulusalcılar ve bütün evde kalmış solcular, hukuku hiçe sayan birkaç savcının kelepçe şıngırtısını duyunca yeniden ‘eski Türkiye’ şarkıları söylemeye başladılar.

Zannettiler ki, Tayyip Erdoğan eski Türkiye’nin siyasetçileri gibi darbecileri görünce şapkasını alıp kaçacak. Ama bu kez sert kayaya çarptılar... Başbakan Erdoğan, yüzde 58’lik millet iradesini hançerleyen yargı darbesini ve devlet içindeki çeteleri deşifre etmeye başlayınca bütün ‘eski Türkiye’ korosunun ve yeni vesayet ortaklarının fena halde canı sıkıldı.
Başbakan’ın, doğrudan millet iradesine karşı yapılan bu darbe girişimini meydanlarda halka şikayet ederek oyunu bozmasını hiç sevmediler. Şimdi koro halinde, yıllardır dinlediğimiz aynı nefret şarkılarını söylemeye başladılar: “Gerilimi artırıyorsun, kutuplaşmayı azdırıyorsun, devletin kurumlarıyla kavga ediyorsun, bunları meydanlarda konuşma.”
İstiyorlar ki Erdoğan, tıpkı eski Türkiye’de olduğu gibi çetelerle uzlaşsın, devletin derin odalarında kümelenen paralel devletin patronlarıyla darbe pazarlığı yapsın. Geçin bunları... Darbecilerle ve darbenin ihale ortaklarıyla pazarlıkların yapıldığı vesayet Türkiye’sinin o güzel günleri çok gerilerde kaldı artık...

Eski Türkiye’nin en bariz özelliği, yargısal vesayetin yargı gücünü kullanarak millet iradesini hizaya sokmasıydı. Türkiye yıllardır askeri ve yargısal vesayetin siyaseti kuşattığı, demokrasiye açılan bütün kapıların kapatıldığı, millet iradesinin önünün kesildiği bir dönemi yaşadı.

Topluma ağır bedeller ödeten bu karanlık vesayet dönemlerinin sonunda siyaset iflas etti, ekonomi iflas etti ve Türkiye iflas etti. İşte bu çöküşün ardından millet sandığa el koydu ve yeni Türkiye için düğmeye bastı. 12 Eylül 2010 referandumunda da yüzde 58’lik güçlü bir iradeyle vesayete açılan bütün kapıları kapattı.

Ama öyle anlaşılıyor ki, aklı hâlâ vesayette, çetecilikte kalmış bazıları için yüzde 58 de yetmemiş. Bu yüzden de, anayasayı ve yasaları hiçe sayan yeni vesayet heveslileri millete rağmen, demokrasiye kafa tutan organize işler peşine düşmeye başladılar.
Düşünebiliyor musunuz, 12 Eylül referandumunda hep birlikte demokratik bir yapıya kavuşması için mücadele verdiğimiz HSYK, şimdi sanki hiçbir şey olmamış gibi yine siyaseti hedef alan korsan bildiriler, muhtıralar yayımlayabiliyor. Yani, yeni bir vesayet ihdas etmeye çalışıyor.

Şimdi gelin, yargı eliyle yasaları by-pass ederek hayata geçirilmeye çalışılan 25 Aralık darbe girişiminin kısa bir fotoğrafını çekelim. 5235 sayılı Adli Yargı Kanunu’na göre ‘soruşturma açmak ve açtırmak’ tamamen başsavcının yetkisinde. Buna göre Savcı Muammer Akkaş’ın seçime ayarlı operasyonun ikinci dalgası için attığı adım ve yaptığı basın açıklaması yasalara göre açık bir korsanlık. Demek ki Türkiye Cumhuriyeti yasalarını yok sayarak ülkenin en prestijli projelerini değersizleştirmek ve dindar vakıflara yardım eden hayırsever işadamlarını yok etmek üzere operasyon başlatan savcının tabi olduğu başka paralel devlet yasaları varmış!

Bu arada, Danıştay’ın HSYK’nın telkini ve talimatıyla iptal ettiği genelgenin hiçbir kıymeti harbiyesi yok. Ellerinde birkaç tane daha genelge varsa onları da iptal edebilirler. Çünkü yasa varken genelgenin bir hükmü olmaz.
İşte şimdi Başbakan Tayyip Erdoğan, devlet içindeki bu paralel yapıyı meydanlarda deşifre etmeye başlayınca, birilerinin keyfi kaçmaya başladı. Bekleyin bu daha başlangıç, devlet çalışmaya başladı, eminim ki Türkiye’nin barışını ve ekonomisini yok etmek üzere yola çıkanlar tek tek ortaya çıkarılacaktır.

<p> Uzman Psikolog Derya Yalçınkaya, gebelik psikoeğitimi hakkında şöyle diyor;</p><p> 'G<span>ebele

Hamilelik sürecindeki kaygılar ile nasıl başa çıkılır?

Yer siyah, gök beyaz; şampiyon Beşiktaş!

Filistinlilerin evleri yerle bir oldu

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı